• Nombre de visites :
  • 1660
  • 10/8/2011
  • Date :

İkinci İmam Hasan Mücteba (as)-1

ikinci imam hasan mücteba (as)

Ehlibeyt'in efendisi ve ikinci imam olan Hasan (a.s), hicretin ikinci yılında ramazan ayının onbeşinde dünyaya gelmiştir. Künyeleri "Ebu Muhammed" olup, cennet hatunu Fatıma-ı Zehra'nın ilk evlâdıdır. Emirü'l-Müminin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hasan, yaratılış ve ahlâk bakımından, peygamberlerin efendisi olan dedesi Resulullah'a benziyordu." Resulullah (s.a.a) defalarca hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "Bu iki oğlum Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir." Fakat biz burada İmam Hasan Müçteba'nın şan ve şerefi hakkında rivayet edilen hadisleri ve nazil olan apaçık ayetleri zikretmeyeceğiz. O hazret hakkındaki ayet ve hadisleri nasıl zikredebiliriz ki; oysa Kur'ân'ın çeyreği, yani dörtte biri bu nübüvvet ve imamet ailesinin fertlerinin faziletleri hakkında nazil olmuştur. Defalarca dediğimiz gibi, burada amacımız faziletleri saymak değil, nübüvvet ve imamet ailesinin fertleri olan bu yüce ailenin hak ve hukukunu teşrih ve muhakeme etmektir; bu nedenle kısaca değinip geçmek zorundayız.

Emirü'l-Müminin Ali (a.s) şahadete ulaşınca kendi vasiyeti üzerine, İmam Hasan ve İmam Hüseyin, o hazreti geceleyin gizli bir şekilde, sadece kendilerinin bildiği bir yerde defnettiler. Bunu müteakiben halk Hz. Ali tarafından vasiyet edilen İmam Hasan'a biat ederek o hazreti halife tayin etti. Burada şunu hatırlatmayı gerekli görüyorum ki, imametle hilâfet arasında birçok farklar vardır. Evet, imamet zahiri hilâfetten farklı olduğu gibi zahiri hilâfet de imametten farklıdır. Zahirî hilâfet hükümettir; imamet ise peygamberliğin mirasçısıdır. Zahirî hilâfete yüz binlerce kişi ulaşmıştır; fakat imamet, Fatıma-ı Zehra'nın evlâtlarından on bir kişi ve bunların babaları Ali b. Ebutalip'ten ibaret olan sadece "on iki" kişiye hastır... Evet, cemaat İmam Hasan'a (a.s) Allah'ın Kitabı, Resulullah'ın (s.a.a) sünneti ve düşmanlarla cihat etme şartı ile biat ettiler. Fakat işin sonundan haberi olan İmam Hasan (a.s) cemaatin sözlerinde durmayıp şartlarından döneceklerini biliyordu. Böylece kırk bin kişilik bir ordu toplanıp İmam'ın itaatinden çıkan hakkın düşmanı Muaviye b. Ebu Süfyan üzerine hareket ettiler. Medain denilen bölgeye ulaşıldığında, orduda bir düzensizlik baş gösterdi; hatta bir bedbahtın eliyle İmam Hasan (a.s) yaralandı. Böyle bozuk ve müsait olmayan bir durum sonucu İmam Hasan zahiri hilâfeti terk etmek zorunda kaldı... Çünkü İmam, böyle düzensiz ve disiplinsiz bir orduyla düşmana karşı koyacak olsaydı, bütün Ehlibeyt'in ve özel taraftarlarının ortadan kaldırılacaklarını kesin olarak biliyordu; işte bu nedenle zahiri işleri düşmana bıraktı.

İmam Hasan (a.s), Muaviye ile sulh edince, anlaşılan şartların hiçbirine Muaviye uymadı. Bu şartların en önemlisi, Muaviye'nin ölümünden sonra hilâfetin yine asıl yerine dönmesiydi. Muaviye'nin bu şartlara uymayacağı açıktı. İşte bu nedenle Amr b. As'ın hilesiyle İmam Hasan'ı (a.s) camiye davet edip minbere çıkmasını rica etti. Muaviye'nin bu hareketten maksadı, İmam Hasan'ın (a.s) minberde Muaviyenin hilâfetinin hak olduğunu ikrar ettiğini cemaate göstermekti. Fakat zamanın imamının dilinden hak ve hakikate aykırı bir şeyin dökülmeyeceği açıktı. Dolayısıyla İmam minbere çıkıp Allah'a hamdüsena, Resulü'ne salât ve selâmdan sonra hilâfet ve imametin miras ve vasiyet yoluyla kendisine intikal eden meşru hakkı olduğunu ve kendisinin Muaviye ile sulh etmeye mecbur edildiğini beyan ederek buyurdu ki:

"Eğer Muaviye ile savaşacak olsaydım, Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyt'inin temeli bütünüyle kazınır, özel dostlarımız ortadan kaldırılırdı. Muaviye hilâfete lâyık değil, aksine gasıp bir kişidir..."


İMAM HASAN (as)IN KISACA HAYATI

İmam Hasan (a.s)'ın Mazlumiyeti 1

İmam Hasan (a.s)’ın Hayatından Dersler

İmam Hasan’la İmam Hüseyin’in Yarışı

MASUMLARDA EDEBE RİAYET

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)