• Nombre de visites :
  • 5400
  • 8/12/2010
  • Date :

Sure ve Ayet Kavramı

sure ve ayet kavramı

Sure kavramı; "sur-u beled - şehri çevreleyen yüksek duvar" kelimesinden türetilmiştir, çünkü surların bir şehri çevrelemesi gibi sure de ayetleri çevrelemekte, kendi bünyesi içine almaktadır.

Şehri kuşattığı gibi sureler de bazı ayetleri bünyesinde toplayıp diğer ayetlerden ayırır.

Ünlü dil bilimci İbn-i Faris'in tanımına göre sur; yücelik ve yükseklik anlamına gelmektedir, bu yüzden bazıları sureyi yüce ve yüksek anlamında tutmuşlardır.

Ebu'l-Futuh Razi şöyle diyor: Bil ki sure yüksek makam ve yücelik anlamına gelmektedir. Buna delil olarak da Arap şairi Nabiğe'nin şu şiiridir:

Görmüyor musun Allah sana sure (yüksek makam) vermiştir? Ki her padişah bu makam karşısında titrer.

Razi daha sonra sözlerine şöyle devam ediyor: Şehri çevreleyen duvarın da yüksek olması nedeniyle 'sur' denilmiştir.

Bazıları da "Su'r" kökünden yani bir şeyin parçası ve artığı anlamından türediğini dile getirmektedirler. Ebu'l- Futuh Razi bunun hakkında şöyle diyor: "Mehmuz olan su'r kelimesinin aslı 'surul ma/ kapta kalan suyun artığı'dır. Araplar tabakta bir şey kaldığında 'esertu fil ina' derler. Bunun için de Arap şairi A'şa b. Salebe bir şiirinde diyor ki:

O kadın benden uzaklaştı, ama gönlümde büyük yara açtı,Ve bu yara, ayrılıkta günbegün büyüyüp yayılmakta.

Buna göre; sure kelimesi aslında Kuran'ın parçası anlamına gelen "su're" idi, daha kolay okunması için hemze vava dönüştürülmüştür. Bu hususta farklı bir kıraat bulunmamaktadır, tüm Kuran okuyucuları dokuz yerde bulunan bu kelimeyi sure olarak okumuşlardır.

Ayet kavramı; alamet anlamına gelmektedir, çünkü Kuran'ın her bir ayeti Allah'ın sözü olduğuna alamet ve nişanedir. Yahut Kuran'ı Kerim'in her ayeti ilahi bir hüküm veya öğüte işaret ettiği için bu kavramı almıştır.

"Andolsun biz, sana apaçık ayetler indirdik. Onları fasıklardan başkası inkâr etmez."

"İşte bunlar Allah'ın ayetleridir.

Biz onları sana doğru olarak anlatıyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin."

"İşte Allah, ayetlerini, düşünesiniz diye böyle açıklıyor."

Cahiz diyor ki: Yüce Allah kendi kitabını Araplar arasında yaygın olanın aksine -hepsini ve bazısını- tanımlamıştır. Araplar, bir şairin şiirlerinin toplandığı kitaba divan derler, yüce Allah ise Kuran adını vermiştir. Aynı şekilde divanın parçalarına kaside denilirken, Kuran'dakine sure, kasidenin her bölümüne beyit denirken, surenin her bölümüne ise ayet adı verilmiştir. Her beyit'in sonundaki kafiyeye, ayetlerde fasle denmiştir.

Ragıb İsfahani diyor: Ayet kavramı "Eyyin" kökünden alınmıştır, çünkü ayet aydınlığa kavuşturur. Fakat doğru olanı ayetin "teeyyi" kökünden türemiş olmasıdır, zira teetti sağlam ve kalıcı olma anlamındadır, bu yüzden "Sakin ol" denilmek istendiğinde bu kelime kullanılır.

Elbette "Eviye ileyh - sığınmak" kelimesinden türemiş olma ihtimali de bulunmaktadır ve yüksek yer olarak kullanılmıştır. Kuran'da bir yerde, ayet bu anlamda gelmiştir:

"Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek eğleniyor musunuz?" Bir hükme delalet eden Kuran'ın cümlelerine ayet denilir, bu tam bir sure, birkaç bölüm, kısa yahut uzun cümlelerden oluşsun hepsine ayet denilir. Bu şekilde Kuran sureleri belli ayetlerden oluşur ve sayılabilir nitelik taşır.

Şunu da hatırlatmamız gerek ki; surelerde bulunan ayetler bizzat Allah Resulü (s.a.a) tarafından belirlenmiş ve konulmuştur. Üç ayetten oluşan en küçük sure Kevser suresi ve 286 ayetten oluşan Bakara suresi de en uzun suredir,bunun gibi diğer bütün surelerin sayısını ve yerini belirleyen Hz. Peygamber'dir ve onun belirlediği şekilde günümüze kadar gelmiştir. Bunda Kuran'ın mucize olması ve ayetlerin uyumuyla ilgili bir sır bulunmaktadır.


Kuran-ı Kerimin Mübarek İsimleri

Kur'an'ın Hacmi

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)