• Nombre de visites :
  • 12479
  • 31/5/2008
  • Date :

Mevla Kelimesinin Anlamı

Mevla Kelimesinin Anlamı

    Peygamberimizin (s.a.a) "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır" buyruğundaki, mevla kelimesinin (mü'minlerin üzerine olan velayet ve nezaret manasına olduğu halde) dostluk ve sevgi manasını taşıdığını savunıyor.

    Ancak ne var ki; mevla kelimesi, başka yerlerde sevgi manasına gelse bile, bahis konusu olan Gadirihum hadisi, metninde ve dışında olan emareleriyle öyle göz doldurucudur ki, her insaflı insanın dikkatini kendine çekiyor ve mü'minlerin emiri Hz. Ali (a.s)'ın İslam Peygamberi'nin ilk halifesi olduğunu en belirgin şekilde ortaya koyuyor.

    Şimdi bahis konusu Gadirihum hadisindeki mevla kelimesinin dost anlamına gelip gelemeyeceğini gözden geçirelim.

    İlk olarak; Gadirihum Hadisi'nin kendisi, bu anlamı ona vermemizi imkansız kılıyor. Zira, Hz. Resul (s.a.a) "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır" cümlesini buyurmadan önce şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Mü'minlere kendilerinden daha evla olan kimdir?" Peygamberin mü'minlere, onların kendilerinden daha evla ve önce olmasını mü'minlere olan velayet ve nezaret hakkından başkasına yorumlamak mümkün değildir.

    Hazret, kendisi için ispat ettiği mevkii, aynen Hz. Ali için de ispat ettiğine göre, iki cümle arasında mana farklılığının olması düşünülemez. O halde Hz. Ali (a.s) de aynen Hz. Resulullah gibi, mü'minlere nispet onların kendinden daha evla ve önce olup, onlar üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahiptir. Bunun anlamı imamet ve hilafetten başka bir şey olamaz.

    Netice itibariyle, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Ben size kendinizden daha üstün ve sizin üzerinizde kendinizden daha çok tasarruf hakkına sahip değil miyim?" Ashap da evet diye Hazret'i tasdik etmiş ve Hazret'in böyle yetkisi olduğunu kabul etmiştir. İşte o sırada İslam Peygamberi: "Benim size nispet olan üstünlüğüm ve velayetimin aynısı Ali için de sabittir. Ve benden sonra o bütün Müslümanlar'ın mevlası ve benim halifem olacaktır" buyurmuştur.

    O halde bu hadisteki mevla kelimesinin velayet ve imamet manasından başka manalara yorumlamak hadisin kendisiyle çelişkiye düşmektir ve doğru değildir.

    Sonra İslam Peygamberi'nin o sıcak havada o kadar insanı bekletip maksadının sadece Hz. Ali (a.s)'ın sevgisini ilan etmek olduğunu savunmak kesinlikle makul değildir.

    Hazret'in bu açıklamasından sonra orada bulunanların, mü'minlerin emiri Hz. Ali (a.s)'ı kutlamaları da bunu kanıtlamaktadır. Zira bu tebrik etme Hz. Ali (a.s)'ın o gün Allah ve Peygamber tarafından yüce bir makama ermesi halinde anlam kazanabilir. Aksi taktirde kutlanmanın manası olmaz.

    Ayrıca Hazret'in bu açıklamasından önce ve sonra inen ayetler de bunu kanıtlamaktadır. Zira Hz. Ali'nin mü'minlerin dostu olduğunun ilan edilmesi, ne Hz. Resulullah'ı endişelendirecek kadar önemli bir konuydu, ne de Allah Teala'nın Resulü'nü tehdit edercesine risaletin tamamlanmasını ona bağlayacak ve onun ilânı için Resulü'nü bizzat kendi koruması altına alacak kadar önem taşıyordu.

    Bunun iblağ edilmesinden sonra Allah Teala'nın artık nimetini tamamladığını ve dinini kamil kıldığını ilan etmesi de anlamsız olur. Zira Hz. Ali'nin mü'minlerin dostu olduğunu ilan etmek, kimsenin bilmediği yeni bir şey olmadığı gibi, Allah'ın nimetini tamamlayacak ve dini kamil kılacak kadar önemli bir konu da değildir. Böyle şeyleri Cenab-ı Hak ve Resul-i Ekrem'ine reva görmekten Allah Teala'ya sığınmak gerekir.

    Mü'minlerin emiri Hz. Ali (a.s)'ın da Gadirihum olayına istidlâl ettiğini görmekteyiz.

    Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin kaynaklarında da yer aldığı üzere, bir gün Hazret Kufe'de insanları geniş bir alanda toplar ve şöyle buyurur: "Hz. Resulullah'ın Gadirihum gününde yaptığı konuşmayı duyan her Müslüman kişiyi, işittiği şeylere tanıklık etmek üzere, ayağa kalkması için, onları Allah'a and veriyorum. Bunu kendi gözleriyle görüp kendi kulaklarıyla işitenler dışında, kimse ayağa kalkmasın."

    Bunun üzerine, aralarında Bedir savaşına katılmış, on iki ashabın da bulunduğu otuz ashap ayağa kalkarak şöyle dediler: "Biz tanıklık ederiz ki, Gadirihum gününde Peygamber-i Ekrem (s.a.a) senin elinden tutarak şöyle buyurdu: "Benim mü'minlere nispet onların kendilerinden daha evla olduğumu biliyor musunuz?" Onlar: "Evet" deyince, Hazret: "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım! Onu seveni sen de sev, ona düşman olana sen de düşman ol...." buyurdu."(1)

    Ahmet bin Hanbel şöyle yazıyor: "O gün otuz ashap ayağa kalkıp Gadirihum hadisini kendi kulaklarıyla işittiklerine tanıklık ettiler." (2)

    Burada araştırmacı insanlara kolaylık olsun diye, Gadirihum olayına işaret eden Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin tarih, hadis ve tefsir yazarlarından bazılarına işaret etmeyi uygun buluyoruz.

Gadirihum Olayına İşaret Eden Ehl-i Sünnet Tarihçilerinden Bazıları

1- Belazuri", "Ensab-ül Eşraf" adlı kitabında c. 2 s. 112

2- Suyuti, "Tarih-ül Hülefa" adlı kitabında s. 169

3- Şehristani, El-Milel ven Nihel" adlı kitabında c. 1 s. 163

4- Hatibi-i Bağdadi, "Tarih-i Bağdat" adlı kitabında c. 8 s. 290

5- İbn-i Abdulbirr, "El- İstiab" adlı kitabında c. 3 s. 36

6-Zehebi, "Tarih-ül İslam" adlı kitabında c. 2 s. 196

7- İbn-i Asakir, "Tarih-i Dimeşk" adlı kitabının Hz. İmam Ali bölümünde c. 2 s. 13, 508, 513 ve...

8- İbn-i Esir, "Üsd-ül Gabe" adlı kitabında c. 1 s. 367 ve c. 2 s. 233

9- İbn-i Hallikan, "Vefayat-ül A'yan" adlı kitabında,

10- İbn-i Haldun, "El-Mukaddime" adlı kitabında,

11- Şemsuddin-i Zehebi, "Tezkiret-ül Hüffaz" adlı kitabında c. 1 s. 10

12- İbn-i Hacer-i Askalani, "El-İsabe" adlı kitabında c. 1 s. 305, 372, 567 ve c. 2 s. 257, 382... ve "Tehzib-ut Tehzib" adlı kitabında,

13- Kirman-i Dimeşki, "Ahbar-üd Düvel" adlı kitabında,

14- Nuriddin-i Halebi, "Siret-ül Halebiyye" adlı kitabında

15- Buhari, "Tarih-ül Kebir" adlı kitabında

16 Behçet Efendi, "Tarih-i Al-i Muhammed" adlı kitabında s. 121

17- İbn-i Kuteybe Ed-Dinuri, "El-İmame ves Siyase" adlı kitabında c. 1 s. 101 ve...

 

 

 

 

Peygamberin Halifesi

ULULEMR'E İTAAT EDİN

Gadir Hum İle İlgili Ayetler

GADİR-İ HUM OLAYI

İmamet İlâhî Bir Makamdır

İmamet Makamı

İmam'n İsmeti

İmam, İnsan Vücudundaki Kalbe Benzer

Hz.Ali (a.s)'nın Hz. Resulullah (s.a.a) Tarafından Tayini

HER ZAMAN BİR İMAM VARDIR

TATHİR AYETİ

Tebliğ ayeti

Menzilet Hadisi

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)