• Nombre de visites :
  • 2346
  • 24/10/2007
  • Date :

Fitneler Karşısında Hz.Ali (a.s)’ın Tutumu 1

Fitneler Karşısında Hz.Ali (a.s)’ın Tutumu 1

  Bu konunun önemi ve söz konusu edilip incelenmesinin gereği her insanın ister istemez fitnelerle karşılaşabileceği göz önünde bulundurulduğu takdirde daha iyi anlaşılmaktadır. Müslümanlardan biri Hz. Ali (a.s.)’a; “Allah’tan iste ki bizleri fitnelerden uzak kılsın?” deyince İmam (a.s.) onu böyle konuşmaktan sakındırdı ve şu ifadeyle ona kılavuzluk etti: “Allah’ım bizleri saptırıcı fitnelere duçar kılma!”

  Hz. Ali (a.s.) her insanın fitnelere duçar olabileceğini ortaya koymuştur. Bu konuda şahsi fitneler ile kapsamlı ve genel fitneler arasında da bir fark yoktur. Tek fark fitnelerin şiddet ve zayıflığı hususundadır.

  Bu söylediklerimiz esasınca da fitneler karşısındaki tutumun önemi açığa çıkmaktadır. Fitnelerle karşılaşılınca ne yapmak gerekir. Fitnelere karşı silahlı ayaklanma mı yapılmalı, yoksa bir kenara çekilip, tarafsız mı kalmalıyız veya İmam Ali (a.s.)’ın tabiriyle ne sırtına binilecek bir sırtı ve ne de sağılacak bir memesi olmayan deve yavrusu gibi mi olmalıyız? Bunlar cevaplanması gereken sorulardır.

  Nehcü’l-Belağa’nın Hz. Ali (a.s.)’ın Peygamberin vefatından sonra şahadetine kadar karşılaştığı fitnelere karşı takındığı tavrıyla ilgili olan bölümleri mütalaa edince, İmam (a.s.)’ın en önemli hedefinin İslam ümmetini ve devletini saptırdığı fitnelerden uzak tutmak ve İslam devletinin karşı karşıya olduğu fitneleri söndürmek için tüm imkanlarını kullanmak olduğunu açık bir şekilde görmekteyiz. Biz burada konuyu özetle almak istediğimiz için detaylı açıklamalara girmiyoruz. Sadece çok önemli hususları aktarmaya çalışacağız. Bu konu İslam ümmetinin geride bırakmak üzere olduğu bugünkü hassas aşamada daha da bir önem arzetmektedir.

  Bu makalede ele alacağımız konular başlıca şunlardır:

  1- Fitnelerin ortaya çıkış nedenleri

  2- Fitnecileri tanıma

  3- Bilinçli Müslümanların karşılaştığı fitneleri söndürme metodları ve İmam (a.s.)’ın fitneler karşısındaki tutumunu beyan etmek.

Fitnelerin Çıkış Nedenleri

  İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz fitnelerin meydana geliş nedeni nefsin heva-heveslerine uymak, sonradan uydurulmuş hü­kümler (bid’atlar) çıkarmaktır. Allah’ın kitabı (Kur’an) bu heva-hevesler ile uydurulmuş hükümlere karşıdır. (Fitne ve fesadın nedeni şudur ki) Bazı insanlar dine aykırı hüküm ve isteklerde başkalarına yardım etmekte­dir. (Hak-batıl karışınca fitne çıkarmaktadır.) Eğer batıl hak ile karışmasaydı, hak da batılda gizlenmeseydi düşmanlar asla onu kötüleyemezdi. Ama biraz bundan (haktan) biraz da ondan (batıldan) alınmış, sonra birbirine karıştırılmıştır. O zaman da şeytan dost­larına musallat olmuştur. Dolayısıyla sadece Allah’ın lütfüne mazhar olanlar Şeytan’ın (saptırmasından) kur­tulmuştur.”

  İmam (a.s.) bu konuşmasında fitnenin çıkış sebeplerinden üçüne parmak basmaktadır. Bu üç etken şunlardır:

  1- Şahsi menfaat ve maslahatları tercih etmek. Fitnenin çıkış sebeplerinden biri insan Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek ve İslam'a hizmet etmek yerine değersiz bir takım şeylere önem vermekte ve onları her şeyden önce geçirmektedir. Kendi cismi, fikri ve duygusal güçlerini İslam ve Müslümanların genel menfaatleri yolunda sarf edeceklerine, tümünü şahsi menfaatleri ve özel çıkarları yolunda kullanmaktadır. Hz. Ali (a.s.)’in; “Nefsin heva-heveslerine uymak” cümlesinin manası da budur.

  2- İslam toplumunun ileri gelenlerinin İslam’ın temel hükümlerinden sapması. Bu sapma da iki şekilde gerçekleşebilir: “Ya ilahi hükümleri tahrif etme ya da bazılarını değiştirme yoluyla. Böylesine insanlar Allah’ın kitabının kavramlarını kendi şahsi görüşlerince değiştirmekteler. “Sonradan uydurulmuş hü­kümler (bid’atlar) çıkarmaktır” cümlesi de bu etkene işaret etmektedir. Bu ise bu kişilerin İslam’ı ve İslami metinleri anlayamaması veya yanlış anlamasından kaynaklanmaktadır.

  İmam (a.s.)’ın şu sözü de bu konuya işaret etmektedir: “İkinci kişiyse, Resulullah’tan (s.a.a) bir söz duymuş, fakat gereği gibi belleyememiştir. Vehim içindedir, ama kas­ten yalan söylemez. O sözler önündedir, rivayet eder. Onlarla amel eder, Ben bunu Resulullah’tan (s.a.a) duydum. der. Müslümanlar onun vehim içinde olduğunu bilseler, o sözleri zaten kabul etmezler. O da yanıldığını bil­seydi, o sözü rivayet etmezdi. Üçüncü kişi, Resulullah’ın (s.a.a) bir şeyi emrettiğini işit­miş, Peygamber ise daha sonra onu nehyetmiştir. Fakat o, bunu bilmez. Peygamber'in bir şeyi nehyettiğini işit­miştir, ama peygamber sonra onu emretmiştir. Fakat o, bunu da bilmez. Mensuhunu öğrenmiş, fakat nasihini belleyememiştir. Neshedildiğini bilseydi onu yapmazdı. Müslümanlar da ondan duydukları şeyin neshedildiğini bilselerdi, onu terk ederlerdi. Diğer dördüncüsü ise, Allah’a ve Resulüne karşı ya­lan isnad etmez. Allah’tan korkarak, Resulüne saygı duyarak yalandan nefret eder. Vehime, şüpheye düş­mez. Aksine, duyduğunu olduğu gibi ezberler. Duyduğu sözü bir şey katmadan, eksiltmeden rivayet eder. Nasihi bilir, onunla amel eder; mensuhu bilir ondan kaçınır. Hükmün genel ve özelini, muhkem ve müteşabihini ta­nır. Her şeyi yerli yerine koyar. Resulullah’ın (s.a.a) sözleri iki yönlü olmuştur. Genel ve özel söz. Allah’ın Resulünün neyi kastettiğini anlama­yan, o sözü duyar; kastedilenden, söylenenden, bilinen­den farklı apayrı bir mana verir.”

  3- İmam (a.s.)’ın sözlerinde işaret ettiği fitnelerin çıkışının üçüncü nedeni ise toplum içerisinde fitnenin çıkışına uygun ortamın oluşudur. Yani İslam ümmetinin İslami ilkelerin özünden uzak oluşu aralarına fitnenin sızmasına neden olmaktadır. Ama Müslümanlar İslam hakkında sağlıklı bir anlayışa sahip olsalar, fitnelerin önü büyük ölçüde alınır ve aralarında kolayca fitne çıkmaz. Çünkü bilinç ve şuur insanı bir çok içtimai, siyasi ve iktisadi hastalıklardan korumaktadır. İnsan bu bilinçle etrafındaki olayları ve kurulan komploları kolayca tanıyabilir, hakkı batıldan ayırabilir ve neticede de fitnelerden kurtulabilir. İmam (a.s.)’ın; “Eğer hak ile batıl karışmasaydı” sözü de bu üçüncü etkene işaret etmektedir.

 

Fitneler Karşısında Hz.Ali (a.s)’ın Tutumu 2

İMAM ALİ (a.s)'IN YAŞAM TARZI

İmam Ali ve Hz. Resulullah

Kur'an Ve Sünnette Ali Sevgisi

İmam Ali ve İslam

Hz. Ali'nin Allah Korkusu

ALİ'NİN (a.s.) İMAN EDİŞİ

Ali (a.s) Hira Mağarası'nda

Menzilet Hadisi

YA ALİ

VARLIK GÜLÜ

Peygamberin Dilinden HAZRETİ ALİ

Vela ve Velayet üzerine

Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)