• Nombre de visites :
  • 1089
  • 24/2/2014
  • Date :

Adalet mi, Tevhit mi?(2.Bölüm)

adalet mi, tevhit mi?(2.bölüm)

Eşaire şunu iddia ettiler: Hüsn ve kubh-i zatî'nin aklî oluşu ve Yüce Yaratıcı'nın fiillerinin ister istemez bu hüsn (güzellik, yaraşırlık) ve kubh (çirkinlik, yakışık almazlık) ölçütüne göre belirlenmesi, Allah'a bir türlü yüküm yüklemeye kalkışmak demek olur. Allah'ın, fiillerini biz insanların akıllarının belirlediği çerçevede yürütmeye mecbur olduğunu söylemek demeye gelir. Allah'ın iradesinin ve meşiyetinin mutlak oluşu, bu gibi sınırlılıklardan, sınırlamalardan uzak ve onlarla bağdaşmaz oluşu demektir. Özet olarak; Eşaire şunu iddia ettiler:

Mutezile'nin; adl, akıl, seçim yeteneği (istitaat ve ihtiyar), hikmet ve maslahat gibi terimler altında ileri sürdükleri görüşler; önce, bir tür Yaratıcı'yı, Halik'i, yaratığı ile, mahluk ile kıyas etmek demeye gelir, ikinci olarak da Zât-ı Hak-k'ın Tevhid-i Zatî ve Tevhid-i Ef'alî'sine aykırı düşer.

Mu'tezile de buna karşılık Eşaire'nin inançlarını Kur'ân-ı Kerim'de sık sık tekrarlanan Tenzih (Allah'ı eksikli sıfatlardan arı bilme) ilkesine aykırı bildiler. Dediler ki:

Eşaire'nin inançları zorunlu olarak insanı Yüce Allah'a isnat edilmemesi gereken, O'nun bunlardan münezzeh bulunduğu hususları O'na isnat etme sonucuna götürür. Ne var ki her şeyden önce Kur'ân-ı Kerim, Cenab-ı Hakk'ın bu gibi şeylerden münezzeh, arı bulunduğunu açıkça bildirmektedir. Zulm, abes (absürd, anlamsız ve boş işler), fahşa (çirkin işler) gibi şeyler, Allah'a nispet edilemezler.

Böylece, Mu'tezile şu sonuca vardılar: Adl ve ihtiyarı, (Allah'ın adaletini ve insanın seçim yeteneğini) kabul etmediğimiz takdirde, Allah'ı zalim bilmemiz gerekecektir. Çünkü, Allah, seçim yeteneği olmayan insanlar yaratmıştır ve onları buna rağmen günahları dolayısı ile cezalandırmaktadır. Kulların fiilleri gerçekte Allah'ın fiilleri demek ise, çirkin ve yakışıksız işleri işleyen de aslında Allah'tır, kul değil!

Yine, değil mi ki Eşaire'nin inancına göre Allah'ın fiili her türlü amaç ve hedeften yoksundur, şu hâlde Allah beyhude ve abes işler işleyebilmektedir. Demek oluyor ki delilin de, Kur'ân-ı Kerim'in de Allah'ı tenzih ettiği, arı bildiği zulm, fahşa ve abes gibi fiiller, Eşaire inancına göre Allah'a nispet edilebilir.

Eşarî ve Mu'tezilî düşünce okullarının her birinin bir güçlü, bir de zayıf noktaları vardır. Güçlü oldukları noktalar, karşıtı olan okulun eleştirilmesi sırasında, zayıf oldukları noktalar ise kendi düşünce okullarını eksiksiz bir düşünce düzeni olarak savunurken kendisini gösterir.

Her iki okulun temsilcileri de kendi okullarının sağlamlığını ve doğruluğunu, karşıt okulun geçersizliğini ispat ederek belirtmek ve kanıtlamak istemekte idiler. Oysa bu sırada kendi okullarını iyi savunamıyorlar, kendi çevrelerinde ortaya çıkan tereddütleri gideremiyor-lardı. Her iki okulun mensupları sadece karşıt okulun zayıf oluğu noktaları iyi biliyorlar ve buralardan şiddetle hücuma geçiyorlardı.


Adalet mi, Tevhit mi?(1.Bölüm)

HAMDETMEK

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)