• Nombre de visites :
  • 1252
  • 23/2/2014
  • Date :

Adalet mi, Tevhit mi?(1.Bölüm)

adalet mi, tevhit mi?(1.bölüm)

Ehl-i Hadis'in Mu'tezile'ye yönelttiği ve Mu'tezile'nin de tatmin edici bir cevap veremediği eleştiri şu idi:

Adl ilkesi (seçme yeteneği, hüsn ve kubh-i aklî ve Yaratıcı'nın fiillerinin maksada bağlı oluşu ilkelerini de kapsamak üzere) Tevhid-i Ef'alî (eylemler bakımından teklik, mutlak ve gerçek failin tek oluşu) ilkesi ile, hatta Tevhid-i Zatî ilkesi ile, Allah'ın Zat olarak Tekliği ile bağdaşmıyordu. Çünkü Mu'te-zile'nin "ihtiyar" görüşü, bir tür tefviz demek oluyordu. Bu da şu demektir:

Mu'tezile'nin insana tanıdığı ihtiyar, seçme yeteneği; Zat-ı Hak'dan bu yetkiyi alarak kula devretmek gibi görünüyordu. Böylece hem delili olan, felsefî ve aklî delillere dayanan, hem de ayrıca Kur'-ân-ı Kerim'de görülen Tevhid-i Fiilî'ye aykırı düşüyordu.

Allah'ı bizim gözümüzde çirkin olan fiillerden tenzih etmek, arı bilmek bahanesi ile nasıl olur da Allah'ın etkinliğinde, tasarrufunda O'na bir ortak koşabilirdik? Bağımsız, kendi başına bırakılmış, Zat-ı Hakk'a muhtaç olmayan failler kabul ettiğimizde Allah için ortak kabul etmiş oluruz. Oysa Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

..."Allah) oğul edinmemiştir ve mülkte ortağı yoktur (egemenliğini kimseyle paylaşmakta değildir, ortak da edinmemiştir), âciz de değildir ki yardımcısı, görüp gözeteni olsun, gerektiği gibi ulula O'nu!" (İsrâ, 111)

Yine böylece, Mutezile'nin Allah'ın fiillerinde var saydıkları hikmet ve maslahat da Tevhid-i Zatî'ye (Allah'ın birliği inancına), Alla-h'ın başka hiçbir varlığa muhtaç olmayıp yaratıklarından müstağni olduğu inancına, ayrıca Allah'ın eşi ve benzeri olmayıp benzeri olmaktan ve bağımlı olmaktan münezzeh bulunduğu inancına aykırıdır.

Çünkü, eğer insan; eylemlerini belirli amaç ve hedefler için yerine getiriyorsa; gerçekte o hedeflerin ve amaçların etkisi ve güdümü altındadır demek olur.

Aslında illet-i gaaî (amaçsal, gayeye ilişkin neden), illet-i failînin nedeninden (eylemi yapanın bu eylemi yapmaya karar vermesi nedeni) başka bir şey midir?

Diğer bir deyişle; gaaî illet; failin (fiili, eylemi yapanın) harekete geçmesinin gereği olmaktadır. İllet-i gaaî" var olmadıkça, fail de fail olmaz (harekete, eyleme geçmez).

Eylemlerinde bir hedefi, bir maksadı olan insanda, gerçekte bu hedef ve maksattan ileri gelen bir zor (cebr) ona hükmetmektedir. Yüce Tanrı her türlü cebirden, zorlamadan arı ve beridir, hangi hedef ve maksadın zoru olursa olsun.


Allahı Tanıma, Allahın Azameti ve Lütfü

İnsanın Allah’a Karşı Olan Görevi; Allahı Tanımak

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)