• Nombre de visites :
  • 1091
  • 23/2/2014
  • Date :

Zalimin Velayeti Ve İmam Rıza-1

zalimin velayeti ve imam rıza

Fıkıhta "zalimin velayeti" diye bir mesele var; yani zalim biri tarafından bir makamı kabul etmek. Zalim biri tarafından bir makama geçmeyi kabullenmek hadd-i zatında haramdır. Fakat fakihler, hadd-i zatında haram olan bu iş bazı durumlarda müstehap ve bazı durumlarda da farzdır, diyorlar.

Yazmışlardır ki: İyiliği emredip kötülükten sakındırmak bir zalim tarafından bir makamı üstlenmeye bağlı olursa, o makamı kabullenmek farz olur. Mantık da bunu kabullenmektedir. Çünkü böyle bir makamı kabul edecek olursanız hedefiniz doğrultusunda da iş yapıp hizmet edebilir, gücünüzü takviye edip düşman gücünü zayıflatabilirsiniz. Ben, diğer hareket sahiplerinin, maddiyatçı, komünist ve materyalistlerin düşmandan ve kendileriyle zıt olan kimselerden böyle bir makamı kabul etmeyip reddedeceklerini sanmıyorum. Kesinlikle, "Kabul et, fakat kendi işini gör." derler.

İmam Rıza Ve Veliahtlık Meselesi

İmam Rıza'nın (a.s) veliahtlığı kabul ettiği zaman sürecinde onların yararına bir iş yapılmadığını, aksine imamın yararına iş yapıldığını görmekteyiz. Saflar daha fazla belirginleşti. Ayrıca imam veliahtlık makamında gayr-i resmi bir şekilde kendi ilmî şahsiyetini öyle bir ispatladı ki, bunu başka zaman başaramazlardı.

Ehlibeyt imamlarından İmam Rıza, İmam Ali ve diğer bir yönden İmam Cafer Sadık (a.s) kadar hiçbir İmam'ın ilmî şahsiyeti bu kadar belirginleşmemiştir. Hz. Ali (a.s) dört beş yıllık hilâfeti döneminde kendisinden birçok hutbe ve istidlaller bırakmıştır geriye.

İmam Cafer Sadık (a.s) Abbasîler ile Emevilerin savaştıkları dönemde, fırsattan istifade ederek dört bin talebesi olan ders havzası oluşturmuştur.

İmam Rıza (a.s) o kısa veliahtlık dönemi sırasında, Memun'un ilim severlik özelliği ile düzenlediği ve maddecilerden tutun Hıristiyanlar, Yahudiler, Mecusiler, Sabiiler, Budistler ve bütün mezheplerin ulemasına kadar herkesi topladığı o ilginç toplantılara katılır, onlarla sohbet ederdi. İmam, o toplantılarda hem kendi ilmî şahsiyetini ortaya koymuş ve hem de İslâm için hizmet etmiştir. Gerçekte veliahtlık makamından gayr-i resmi bir yarar elde etti; o makamları kabul etmediği gibi onlardan böyle bir şekilde yararlanmayı da başardı.

Soru:

Muaviye B. Ebu Süfyan oğlu Yezid'i kendisi için veliaht seçince buna herkes muhalefet etti. Fakat bu muhalefet Yezid fasit bir kişi olduğu için değildi ve aslında veliahtlık ilkesine muhalefet edilmekteydi. Öyleyse Memun'un döneminde neden İmam Rıza'nın (a.s) veliahtlığı böyle bir sorunla karşılaşmadı?

Cevap:

Birincisi "veliahtlık ilkesiyle muhalefet edilmekteydi" sözü doğru değildir; çünkü bununla pek de muhalefet edilmemekteydi. Yani o dönemde insanlar bu konunun doğuracağı tehlikelere dikkat etmemişlerdi; sadece az bir grup bunun farkındaydı ve bu İslâm dünyasında ilk olarak vuku bulan bir bidatti.

İmam Hüseyin'in (a.s) o şiddetli tepkisinin nedeni de bu hareketin itibarsız, bidat ve haram olduğunu ortaya koymak ve bunu tüm çıplaklığıyla ortaya sermekti. Sonraki dönemlerde bu konu artık dinî yönünü kaybetmiş ve zorbalığa dayanan İslâm öncesi veliahtlıkların şeklini almıştı ve artık İslâmî bir boyuta sahip değildi.

İmam Rıza'nın (a.s) veliahtlığı kabullenmek istemeyişinin nedenlerinden biri de buydu işte. İmam'ın buyruklarında "veliahtlık" tabirinin yanlış bir tabir olduğunu vurgulanmaktadır. Çünkü "veliahtlık" "hak benimdir ve ben falancayı kendi yerime seçiyorum." anlamına gelmekteydi.


İmam Rıza (a.s.) Hakkında Rivayetler

İmam Rıza (a.s.)ın İslami Yaşam Yöntemi

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)