• Nombre de visites :
  • 909
  • 17/9/2012
  • Date :

Hz. Ali (a.s) Dilinden Hz. Muhammed (s.a.a)

hz. ali (a.s) dilinden hz. muhammed (s.a.a)

Hz. Muhammed (s.a.a)’ın  Üstün Ahlâk  ve Edebi   [6]

*  Nehc'ül-Belâğa adlı eserde verilen bilgiye göre Hz. Ali (a.s) şöyle diyor: "Temiz ve pâk Peygamberini (s.a.a) örnek al (ona uy). Dünyada... ağız dolusu bir lokma yemediği gibi, gözünün ucuyla bile bakmadı ona. Dünya ehlinin bedeni en zayıf ve karnı en aç olanıydı (karnı dünyadan yana boştu). Dünya ona olduğu gibi sunuldu, fakat onu kabul etmedi. Allah'ın bir şeyden nefret ettiğini öğrenince o da ondan nefret etti, bir şeyi küçümsediğini öğrenince o da onu küçük gördü. Eğer Allah'ın nefret ettiğini sevmekten ve küçük gördüğünü yüceltmekten başka kusurumuz olmasa bu kusur, Allah'a isyan etme, O'nun emrine karşı çıkma bakımından tek başına yeterli bir kusurdur. Peygamber (s.a.a) yerde yemek yer, köleler gibi otururdu. Ayakkabısını kendi eli ile tamir ederdi. Çıplak sırtlı merkebe biner ve birini de arkasına bindirirdi."

"Evinin kapısında asılı perdede bir resim görünce, eşlerinden birine, 'O resmi kaldır. Çünkü ona baktığımda dünya ve onun cazibeleri aklıma geliyor.' derdi. Kalbi ile dünyadan yüz çevirmişti. Onun nefsindeki anısını öldürmüştü. Bu yüzden onun süslerinin gözünden uzak olmasını istiyordu. Böylece dünyanın süslü elbiselerini heves etmek, dünyada yerleşmeyi düşünmek ve dünyadan makam ummak istemiyordu. Dünyayı gönlünden çıkarmış, kalbinden sıyırmış ve gözünden uzaklaştırmıştı. Bu böyledir; insan bir şeyden nefret edince, ona bakmaktan ve onun yanında anılmasından da nefret eder."

*  el-İhticac adlı eserde Musa b. Cafer'in (a.s) babasından, onun da dedelerinden, onların da İmam Hasan'dan (a.s) naklederek verdikleri bilgiye göre İmam Ali (a.s) uzun bir rivayetin bir yerinde şöyle buyurmuştur:

"Peygamberimiz (s.a.a) öyle çok ağlardı ki, namaz kıldığı yer ıslanırdı. Hiçbir günahı olmadığı hâlde Allah'tan korktuğu için ağlardı..." [c.1, s.331, en-Nu'man Yayınevi]

 8- el-Menakıb adlı eserde şöyle deniyor: "Peygamberimiz (s.a.a) baygın düşene kadar ağlardı. Kendisine, 'Senin önceki ve sonraki bütün günahların affedilmiş değil mi?' diye sorulduğunda, 'Ben şükreden bir kul olmayayım mı?' karşılığını verirdi. Peygamberimizin (s.a.a) vasîsi olan Hz. Ali (a.s) de ibadetleri sırasında böyle baygın düşerdi."

Ben derim ki: Peygamberimize (s.a.a) bu soruyu soran kimse, ibadetin amacının azaptan kurtulmak olduğu faraziyesine dayanıyordu. Rivayetlere göre bu tür ibadet kölelerin ibadetidir. Peygamberimizin (s.a.a) verdiği cevap ise, ibadetin Allah'a şükretmek maksadı ile yapılması gerektiği ilkesine dayanıyor ki, bu da seçkinlerin ibadetidir ve ibadetlerin başka ve farklı bir çeşididir. Ehlibeyt İmamlarından (Allah'ın selâmı onlara olsun) gelen rivayete göre, öyle ibadetler var ki, azap korkusu ile yapılır. Bu ibadetler kölelerin ibadetidir. Öyle ibadetler var ki, sevap arzusu ile yapılır. Bu ibadetler tacirlerin ibadetidir. Öyle ibadetler de var ki, Allah'a şükretmek için, bazı rivayetlere göre ise Allah sevgisinin etkisi ile, diğer bazı rivayetlere göre de Allah buna lâyık olduğu için yapılır. [bkz. Bihâr'ul-Envâr, c.70, s.255, h:7]


Hadislerle Hz. Muhammed (s.a.a)’ın Üstün Ahlâkı

Hz. Muhammed (s.a.a)ın Üstün Ahlâkı Hakkında Hadisler

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)