• Nombre de visites :
  • 1948
  • 19/2/2012
  • Date :

Nehc’ül- Belağa’da Hitâbenin Rolü -2

nehc’ül- belağada hitâbenin rolü

İşte hitâbe böyle bir beyandır; ve Nehc’ül- Belağa’nın bu hususta çok büyük ve yaratıcı bir payı vardır. Bu yüzdendir ki bütün beyan önderleri ve söz büyükleri, Ali’nin beyanı karşısında aciz olduklarını itiraf etmiş ve:

“Ali (a.s)’ın sözleri, Allah kelamından aşağı, beşer kelamından yücedir. Ali (a.s)’ın sözlerinin bir benzeri daha bulunamaz.”‌demişlerdir.

H. 3. asrın başlarında yaşayan Cahiz adında büyük bir şahsiyetin, Abdusselam Harun’un tahkik ettiği “El-Beyan ve’t-Tebyin”‌ adında bir kitabı vardır. Gençlik yıllarında bu kitabı inceleme imkânım oldu. Bu şahsın hatip bir insan ve güçlü bir yazar olduğunu gördüm. Ama buna rağmen kitabının birinci cildinde Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s)’ın sözleri karşısında başını önüne eğmekte ve şöyle demektedir: “Allah’ın kısa sözlerine celalet elbisesini giydirdiği ve üzerine melekut nurunun perdesini attığı bu yüce insan kimdir? Öyle ki manası lafzından önce zihne yansımaktadır. Herkesin değeri, becerisiyle ölçülür. Ben ömrüm boyunca yaptığım bunca araştırmalara rağmen, henüz böylesine güzel sözlere rastlamadım.”‌

Yine Cahiz, kitabının başka bir yerinde Muaviye’ye isnat edilen bir söz hakkında feryat etmekte ve şöyle demektedir: “Muaviye nerede, züht hakkında konuşmak nerede?! Muaviye nerede, ibadet hususunda konuşmak nerede?! Muaviye’nin ne zaman böyle bir anlayışı olmuştu ki? Bu söz Ali (a.s)’ın sözüdür.”‌

Bugün de Taha Hüseyin gibi bazı araştırmacı yazarlar, Peygamberin zamanında üstün mevki sahibi oldukları halde daha sonra Ali (a.s)’ın karşısında yer alan Talha ve Zübeyr gibilerinin durumlarını ele alınca şaşırıyor ve yüzyıllarca taşıdıkları inançlarının verdiği taassup duygularıyla da olsa: “Bize göre Ali’nin mi veya Peygamber’in zamanında belli bir konuma sâhip olan ve sonraları Ali (a.s)’ın karşısında yer alan Talha ve Zübeyir’in mi doğru söylediğini anlamak çok zordur”‌ diyorlar; ama İmam Ali (a.s)’ın onlarla aynı konumda olan Haris bin Hut’a hitaben buyurduğu şu sözünü işitince de şaşırıp kalıyorlar: “Sen aşağıya bakmaktasın, yukarıya değil, dolayısıyla da şaşkın kalmışsın. Sen hakkı tanımıyorsun ki ehlini de tanıyasın; bâtılı bilmiyorsun ki ehlini de bilesin.”‌[1] Yâni, sen hak ve bâtılı ayırma ölçüsünü kaybetmişsin. Hak ve bâtılı ölçüleriyle tanıman lazım, şahıslarla değil. Peygamber (s.a.a) ile bir kaç gün bulunmak, hakkın ölçüsü olmak için yeterli değildir.

Bu yüzdendir ki, bu sözü gören Taha Hüseyin:

“Allah’ın sözünden sonra dünyada bu sözden daha güzel bir söz görmedim ve duymadım!”‌ demek zorunda kalıyor.


[1] Nehc’ül- Belağa 254. Hikmet

Nehc’ül- Belağa’da Hitâbenin Rolü -1

Nehcül-Belağaya göre Din ve İman -3

Nehcül-Belağada Tevhit

Nehcül-Belâğanın İbadet Anlayışı -2

Kuran ve Nehcül Belağaya göre Dünyanın değeri -3

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)