• Nombre de visites :
  • 1322
  • 26/12/2011
  • Date :

Kur’an’da Şartlı Nesh -1

kuranda şartlı nesh

Bu tür bir nesh belki bazı insanlar için yeni olabilir. Ancak mensuh olarak nitelenen birçok ayet üzerinde derin düşünüldüğünde bunların nashının mutlak olmayıp şartlı nesih olduğu görülecektir.

  Başka bir ifade ile zamanın şartlarına bağlı olarak nesh olayı gerçekleşmiştir. Bir başka deyim ile şartların değişmesi ve durumun düzelmesine binaen önceki hüküm neshedilmiştir. Eğer eski zamansal ve mekansal şartlar oluşursa mensuh olan ayet yeniden hayata geçer ve uygulanır.Şartlı nesh için en açık ayet “safh”‌ diye bilinen müşriklerin eziyet ve azarlamalarının görmezlikten gelinmesini emreden ayetlerdir. İslam’ın ilk yıllarında Mekke’de zayıf ve güçsüz oldukları için bilhassa Mekke döneminde müşriklerin eziyet ve azarlamalarına karşı Müslümanlar, özveride bulunup sabırlı ve metanetli davranmakla emrolundular. Yapılan azar ve eziyetlere karşı koymaları durumunda tamamen yok olma tehlikesine maruz kalabilirlerdi.  Mekke’de nazil olan Casiye suresinde şöyle denilmektedir: “قُل لِّلَّذِينَ آمَنُوا يَغْفِرُوا لِلَّذِينَ لا يَرْجُون أَيَّامَ اللَّهِ لِيَجْزِيَ قَوْمًا بِما كَانُوا يَكْسِبُونَ”‌

“İman edenlere söyle: Allah'ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları bağışlasınlar.”‌[1]

Ayette geçen “Eyyamullah”‌ ifadesinden maksat korku ve dehşetli ilahi azabın geçekleştiği günlerdir. Nitekim bu ayeti kerimede şöyle deniliyor: “وَذَكِّرْهُمْ بِأَيَّامِ اللّهِ”‌ “onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat.”‌[2] Yani ilahi azaptan endişe duymayan ve korkmayanlara vaat edilen azap günlerini hatırlat, bunlar İslami bağış ve merhamete layık değillerdir. Bunun için ayetteki özveri ve müsamaha ile ilgili emir yalnızca Müslümanların zaaf ve güçsüzlüğüne binaendir ve o günün şartlarında Müslümanların korunması için bu emre uyması gerekiyordu. Ama Müslümanlar güç ve kudret sahibi olunca savaşma izni verildi. “أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ”‌ “Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.”‌[3] Bu ayetten sonra misillemede bulunma (karşılık vereme) “يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ”‌ “Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et.”‌[4] ayeti ile aşağıdaki ayet nazil oldular: “فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدَى عَلَيْكُمْ”‌ “kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın.”‌[5] Akabinde de şu ayeti kerime indi: “فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ”‌ “Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün”‌[6]  

Aynı şekilde Medine’de de ilk dönemde Yahudilere karşı müsamahakâr davranılması emri geldi. Tabi bu özveri ve müsamahanın geçici olduğu belli oldu: “وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّن بَعْدِ إِيمَانِكُمْ كُفَّاراً حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ”‌ “Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.”‌[7]


[1] Casiye, 14

[2] İbrahim, 5

[3] Hac, 39

[4] Enfal, 65

[5] Bakara, 194

[6] Tevbe, 5

[7] Bakara, 109

Mushafta Noktama (4)

Surelerin İniş Sırası-6

Kuranın Tekâmülü

Kuran-ı Kerimin Nüzulü-8

Tefsir ve Tevilin Tanımı-2

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)