• Nombre de visites :
  • 1440
  • 10/10/2011
  • Date :

Şeyh Ensari ve Annesi

şeyh ensari ve annesi

Yüce şeyh, büyük fakih ve müçtehitlerin sonuncusu olan Şeyh Ensari, annesini banyonun yanına kadar omuzunda taşıyor, hamamcı bir kadına teslim ediyor ve işi bitinceye kadar annesini eve götürmek için orada bekliyordu.

Her gece annesinin elini öpmeye geliyor, sabahleyin onun iznini alarak evden dışarı çıkıyordu. Annesi öldükten sonra çok ağladı ve şöyle buyurdu: ”Ben, anneye hizmet gibi büyük bir nimetten mahrum kaldığım için ağlıyorum.”‌ Şeyh Ensari, annesinin ölümünden sonra da bir çok işi, ders vermesi ve insanların kendisine müracaatta bulunması olduğu halde annesinin ömrünün tüm farz namazlarını kıldı. Oysa annesi de kendi zamanının dindar kadınlarından biriydi.

Anneye Eziyet Eden Kimse

Bir genç ölmek üzereydi. Allah Resulü onu ziyarete gitti. Ona şehadeteyn kelimesini telkin buyurdu. Ama genç yüz çevirdi. Şehadeteyn[1]kelimesini söylemekten sakındı. Allah Resulü şöyle buyurdu: ”Bu gencin annesi var mıdır?”‌ona, ”evet”‌ diye arz ettiler. Peygamber annesini çağırdı ve şöyle buyurdu: ”Sen çocuğundan rahatsız mısın?”‌Annesi, ”Evet”‌ dedi. Peygamber şöyle buyurdu: ”O halde oğlundan razı ol. Zira dili şehadeteyn kelimesini söyleyemiyor.”‌Annesi şöyle arz etti: ”O kalbimi çok yakmıştır. Ben ondan rahatsızım.”‌ Peygamber şöyle buyurdu: ”Benim hatırım için ondan razı ol”‌Böylece kadın sadece Allah Resulü’nün hatırı için ondan razı olduğunu bildirdi. Resulullah tekrar o gence şöyle buyurdu: ”Hak Teala’nın birliğine ve benim risaletime şahadette bulun.”‌O genç şehadet getirdi. Peygamber şöyle buyurdu: ”Neden önce söylemedin? ”‌O şöyle arz etti: ”Korkunç bir canavar bana saldırıyordu ve beni bu kelimeyi söylemekten alı- koyuyordu. Şimdi bu canavar uzaklaştı ve ben de kolay bir şekilde şehadeteyn kelimesini söyleyebildim.”‌[2]

İmam Seccad (a.s) annenin hakkı hususunda şöyle buyurmuştur: ”Annen seni, dokuz ay veya daha az bir müddet, ağır bir yük gibi taşımıştır. Oysa hiç kimse, başka bir kimseyi bu şekilde taşıyamaz. Kalbinin meyvesinden sana yedirmiştir. Bunu hiç kimse yapamaz. Bütün vücuduyla seni korumuş, seni doyurmuş ama kendi açlığına teveccüh etmemiştir. Sana su vermiş, kendi susuzluğuna bakmamıştır. Seni giydirmiş, kendisini hesaba katmamıştır. Sıcakta kalmış, ama seni sıcaktan korumuştur. Senin için tatlı uykudan mahrum kalmış, (tüm vücuduyla) seni sıcak ve soğuktan korumuştur. Bütün bunları senin gibi bir evladı olsun diye yapmıştır. O halde sen, bütün bu zahmetleri karşısında merhamet sahibi olan Allah’ın başarısı dışında asla onun çektiği bu zahmetlerin şükranını yerine getiremezsin.”‌[3]

Hekem isminde birisi şöyle diyor: ”Altıncı İmam’a (a.s) şöyle arz ettim: ”Babam bana bir ev vermiştir, şu anda o eve geri dönmek istemektedir.”‌ İmam şöyle buyurdu: ”Baban kötü bir iş yapmıştır. Ama seninle kavga ederse, sen sesini yükseltme. Eğer bağırıp çağırırsa, sen ona karşı yumuşak konuş.”‌[4]

[1]”Eşhedu ella ilahe illalah ve eşhedu enne Muhammed’en abduhu ve resuluhu”‌ (Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve resulüdür)

[2]Menazil’ul- Ahire, Muhaddis-i Kummi

[3]Bihar, c. 74, s. 6

[4]Vesail, c. 18, s. 224


Bahrani Sahib-i Hadaik (ra)-1

Şeyh Muhammed Hasan Necefi, (Ö. H. 1266)

Üveys-i Karani -1

Hüseyin Kulu Hemedani (1)

Muhakkik-i Saninin (ra)-1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)