• Nombre de visites :
  • 970
  • 12/10/2010
  • Date :

İmam Rıza (as)’ın İmameti ve Vesayeti -3

imam rıza

Yezid daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: İmam (a.s) bana buyurdular ki: Ey Yezid! Bu konu senin yanında emanettir, öyleyse onu akıl sahibi, sadakatli ve Allah'ın, kalbini iman üzere ısındırdığı insanlar dışında kimseye söyleme ve Allah-u Teala'nın nimetlerine karşı nankörlük etme. Eğer senden tanıklık isterlerse tanıklık et. Çünkü Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Allah sizlere, emanetleri ehline ulaştırmayı emrediyor." (Nisa/58) Yine Allah-u Teala buyuruyor ki:

"Kendisinde olan bir şehadeti (tanıklığı) Allah'tan gizleyenden daha zalim kimdir?" (Bakara/140)

Dedim ki; Allah'a and olsun ki, kesinlikle böyle bir işi yapmayacağım. Sonra, Ebul Hasan (İmam Kâzım) sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha sonra Resulullah (s.a.a) onun vasıflarını bana açıkladı ve şöyle buyurdular: "Oğlun Ali öyle biridir ki, Allah'ın nûruyla bakar, Allah'ın bildirmesiyle duyar, hikmetle konuşur, doğru davranır; hata yapmaz, alimdir, cahil değildir, hüküm (hikmet) ve ilimle doludur. Onunla birlikte olacağın süre ne kadar da azdır; o kadar azdır ki, yok gibi sayılır! Öyleyse seferden dönüşünde işlerini düzenle, kendine boş vakit ayarla; çünkü sen, onlardan ayrılıp başka şeylerle birlikte olacaksın. O halde evlatlarını topla ve Allah'ı onlara tanık kıl; (şüphesiz) Allah, tanıklık için yeterlidir."

Sonra, İmam Kâzım (a.s) şöyle buyurdular: “Ey Yezid! Ben bu yıl vefat edeceğim. Ali bin Ebu Talib ve Ali bin Hüseyin'in adaşı olan oğlum Ali’ye birincisinin (Hz. Ali'nin) anlayışı, ilmi, zaferi ve heybeti verilmiştir. O, Hârun'dan ancak dört yıl geçtikten sonra konuşabilir (bu müddetten önce konuşmaya hakkı yoktur), dört yıl geçtikten sonra, istediğin her şey hakkında ondan soru sor; Allah'ın izniyle cevabını verecektir."

10- Abbas Nehhas'il Esedî şöyle diyor: Hz. Rıza (a.s)'a; Bu zamanın imamı siz misiniz? diye sorduğumda İmam (a.s): Evet, Allah'a and olsun ki, ben bütün insan ve cinlerin imamıyım, buyurdular.

11- Süleyman bin Hafs el-Nervezî diyor: İmam Ebul Hasan Mûsa bin Câfer (a.s)'ın yanına gittim ve kendisinden sonraki İmam ve Allah'ın hücceti hakkında soru sormak istiyordum. İmam (a.s), ben hiçbir şey sormadan bana bakıp şöyle buyurdular: “Süleyman! "Ali" benim oğlum ve vasimdir. Benden sonra Allah'ın insanlara olan hüccetidir. O, benim evlatlarımın en üstün olanıdır. Eğer benden sonra yaşayacak olursan, halifemi (yerime geçeni) tanımak isteyen Şiaların ve velayet ehli kimselerin nezdinde onun (Ali bin Mûsa'nın) imamlığına tanıklık et!"

12- Ali bin Ubeydullah el-Haşimî şöyle diyor: Şia ve dostlarımızdan yaklaşık altmış kişi Resulullah (s.a.a)'in kabri yanındaydık, İmam Kâzım (a.s), oğlu Ali'nin elinden tuttuğu bir halde bize doğru gelerek şöyle buyurdu: Benim kim olduğumu biliyor musunuz? Bizler: Siz efendimiz ve büyüğümüzsünüz, dedik. İmam (a.s): Öyleyse benim isim ve nesebimi söyleyiniz, buyurdu. Biz İmam'ın cevabında şöyle arz ettik: Siz, Mûsa bin Câfer bin Muhammed'siniz. İmam: Benim yanımdaki kimdir? buyurdular. Bizler ise; Ali bin Mûsa bin Câfer (a.s)'dır, dedik. O zaman İmam (a.s) şöyle buyurdular: “Öyleyse şahit olunuz ki o, hayatımda vekilim ve ölümümden sonra da vasimdir."

13- Abdullah bin Merhum şöyle diyor: Barra'dan Medine'ye doğru hareket ettim. Yolda Basra'ya götürülmek üzere olan İmam Kâzım (a.s) ile karşılaştım.[1] İmam (a.s), birilerini yanıma göndererek beni çağırttılar ve birkaç kitap vererek bunları Medine'ye ulaştırmamı emrettiler. "Size feda olayım, bunları kime vereyim?" diye sorduğumda şöyle buyurdular: "Oğlum Ali'ye ver. O benim vasim, işlerimin sorumlusu ve evlatlarımın en üstünüdür."


[1]- Bu olay, Hicri 179 yılının sonlarında İmam'ın, Hârun'un emri ile Medine'de yakalanması ve Basra'ya gönderilmesi zamanında vuku bulmuştur.

İmam Rıza (as)’ın İmameti ve Vesayeti -1

İmam Rıza (as)’ın İmameti ve Vesayeti -2

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)