• Nombre de visites :
  • 3372
  • 18/11/2014
  • Date :

İmam seccadın Toplumsal ve Amelî Cihadı-3

imam seccadın toplumsal ve amelî cihadı-3

Urve bunları söyledi ve Medine'den ayrılıp el-A-kik denilen yerde ikamet etmeye başladı.

Abdullah b. Hasan der ki:

"Ben de Medine'den ayrıldım ve Suveyke denilen yerde ikamet etmeye başladım."

Fakat İmam (a.s), Medine'den ayrılmadı. Bilakis, bütün hayatı boyunca Medine'de yaşamayı tercih etti. Çünkü o, bu tarz ayrılışları, siyasal hareketten kaçış ve toplumsal meydanı zalimlerin istedikleri gibi at oynatabilecekleri şekilde terk ediş olarak değerlendiriyordu.

Belki de (bir Ehl-i Beyt (a.s) düşmanı olan) Urve b. Zü-beyr'in bu önerisi, kendisi tarafından hazırlanan bir siyasî plândı. Ya da bizzat yöneticiler, onun aracılığıyla böyle bir öneri sunmuşlardı ki, İmam'ı (a.s) siyasal ve toplumsal hayattan uzaklaştırabilsinler. Ama İmam (a.s) Medine'den ayrılmadı, cihat hareketini kendi belirlediği metot çerçevesinde sürdürdü.

2- İmam (a.s) bir yerde şöyle diyor:

"Hiç kuşkusuz münkerin maruf üzerinde, şerrin hayır üzerinde, cehaletin hilim üzerinde, paniğin sabır üzerinde, ahmaklığın yumuşaklık üzerinde, kuraklığın bereket üzerinde, şiddetin bolluk üzerinde, dünyaya düşkünlüğün züht üzerinde, pis evlerin şerefli evler üzerinde; çorak toprakların yosunlu, yeşilli topraklar üzerinde bir galibiyeti söz konusudur. Bu tür galibiyetlerden ve azaplarla dolu bir hayattan Allah'a sığınırız."

"Devlet" kelimesi, Arapçada galibiyet ve istila anlamına gelir. Bu da egemen iktidarın en belirgin vasfıdır. Şu hâlde yukarıdaki metin gösteriyor ki İmam (a.s), siyasal iktidar meselesini, hayatın ve doğanın diğer meselelerinin kapsamında içselleştirmiş, diğer meseleler gibi onunla da ilgilenmiş ve ıslahı için düşünceler üretmiştir.

Bakar mısınız! İmam'ın (a.s) döneminde pis evlere mağlup düşen şerefli evler hangileri ola ki? Bir yöneticinin devletinden, galibiyetinden Allah'a sığınmak; hiç varlığı reddedilmeyen, egemenliğine karşı çıkılmayan bir olguyla ilgili olabilir mi? Siyasal bir şahsiyet için bundan daha güçlü bir tavır tasavvur edilebilir mi?

Özellikle İmam'ın (a.s), içinde yaşadığı koşulları ve bu koşullarda sergilediği tavrı ve İslâmî hareketin önderliği bağ-lamında izlediği kapsamlı stratejiyi göz önünde bulundurduğumuz zaman bunun çok önemli bir siyasal tavır olduğunu görmememiz mümkün müdür? Ve siyasetten el etek çektiği, siyasal hayattan uzaklaştığı iddia edilen bir adamdan bu tür sözler sadır olabilir mi

c) Fesada Karşı Direnişi

Hiç kuşkusuz bir ıslahatçının, özellikle ilâhî bir ıslahatçının en önemli yükümlülüklerinden biri, fesada karşı çıkması ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara savaş açmasıdır. Dolayısıyla İmam Zeynelabidin (a.s) bu görevi en belirgin bir şekilde yerine getirmiştir.

İmam'ın (a.s) yaşadığı çağ, özellikle sosyal problemlerle çalkalanmasıyla belirginleşmişti. Kuşkusuz bu problemlere birçok dönemde rastlanabilirdi; ancak onun döneminde çok daha belirgin ve çok daha yoğundular. İmam (a.s) da kendine özgü yöntemiyle bu problemleri çözmeye çalıştı.

Bu yöntemin ayırıcı bir özelliği ve rengi vardı. İmam'ın (a.s) cihadında ön plâna çıkan yönteminin temel amacı, en önemli sorun hâline gelen fakirlik problemini ve kölelik sorununu çözmekti.


İmam seccadın Toplumsal ve Amelî Cihadı-1

İmam seccadın Toplumsal ve Amelî Cihadı-2

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)