• Nombre de visites :
  • 3348
  • 18/11/2014
  • Date :

İmam seccadın Toplumsal ve Amelî Cihadı-2

imam seccadın toplumsal ve amelî cihadı-2

b) Islah ve Devlet

Bazı tarihçilere göre, İmam Hüseyin'in (a.s) soyundan gelen İmamlar (a.s), Kerbelâ katliamından sonra siyasetten uzak durdular. Kendilerini irşada, ibadete ve dünyadan el etek çekmeye verdiler.

Bu görüşlerinin kanıtı olarak da, İmam Seccad'ın (a.s) hayatını göstererek, onun genel İslâmî hayattan çekildiğini iddia ediyorlar. Tarihçilerin bu yanlış düşüncelerinin sebebinin, İmam Hüseyin'den (a.s) sonra Ehlibeyt İmamları'nın (a.s) iktidarlara karşı silahlı bir harekete girişmediklerini görmeleri olduğu anlaşılıyor. Bunun yanında tarihçiler, önderliğin siyasî boyutuna son derece dar bir anlam yüklüyorlar. Bu da ancak silahlı bir hareket için geçerli olabilecek niteliktedir.

Her şeyden önce, Hüseyin'in (a.s) soyundan gelen Ehlibeyt İmamları'nın (a.s) siyasetten çekildikleri, dünyadan el etek çektikleri iddiası tamamen yalandır ve bizzat Ehlibeyt İmamları'nın (a.s) hayatları bunu olumsuzlamaktadır. Çünkü İmamlar'ın (a.s) hayatları, buna dair pozitif örneklerle, siyasal hayata aktif katılım türleriyle doludur.

Bunlardan biri, İmam Zeynelabidin'in (a.s) ümmetle, kit-le önderleriyle kurduğu geniş ilişkilerdir. İmam (a.s), uzun soluklu hareket çizgisi bağlamında, bu ilişkilerinden yararlanıyordu. İmam'ın (a.s) böyle bir önderliği tesadüfen elde etmiş olması mümkün değildir. Ya da sırf Hz. Peygamber'in (s.a.a) soyundan gelmekle bu etkinliği elde etmesi söz konusu değildi. Aksine İmam (a.s); cömertliği, ümmet içinde sergilediği pozitif tavrı, yönetimde olmamasına rağmen, halkın dertleriyle yoğun bir şekilde ilgilenmesiyle bu konumu elde etmişti. Çünkü ümmet (genellikle) önderliği bir kişiye karşılıksız olarak vermez. Bir kişi, büyük bir cömertlik sergilemedikçe ve ümmet de bu cömertliği hayatının değişik alanlarında hissetmedikçe, bireylerin kalplerini kazanmak, önderliğine kurulmak mümkün olmaz. Ümmet, problemlerin çözümünde ve risaletin korunmasında istifade ettiği kimselere ancak önderlik makamını bahşeder.

Kaldı ki, İmam'ın (a.s) bütün dinî faaliyetleri siyasal hareket özelliğine sahipti. Özellikle o dönemde henüz din siyaset ayırımı diye bir şeyin söz konusu olmadığını göz ö-nünde bulundurursak, İmam'ın (a.s) hayatının akışı içinde açık siyasal duruşlar, müdahaleler diyebileceğimiz somut ör-nekler görmemiz mümkündür. Nitekim o İmam'dan (a.s) rivayet edilen sözlerden de anlaşılacağı gibi o, siyaset alanına yakın biri olarak görünüyor, ateşli siyasal tartışmalara giriyor, olayların akışını takip ediyor ve ümmetin yaşadığı tehlikeli ifsat pratiğine karşı net açıklamalarda bulunuyordu. Aşağıda buna dair birkaç örnek bulacaksınız:

1- Abdullah b. Hasan b. Hasan şöyle der:

"Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib her gece, yatsı namazından sonra Mescid-i Nebevî'nin son bölümün-de Urve b. Zübeyr'le birlikte otururdu. Ben de onların yanına otururdum. Yine böyle bir gecede ikisi konuşuyordu. Benî Ümeyye'den bir zorbanın işlediği zulümlerden ve zalimlerle beraber aynı yerde oturmaktan söz ediyorlardı. Urve, Ali'ye dedi ki: "Ey Ali! Bir kimse zalimleri terk etse ve Allah, onların yaptıklarına buğzettiğini bilse, bu arada zalimlerin bulunduğu yerden bir mil uzakta bulunsa, şayet Allah zalimlerin üzerine azabını indirirse, bu kimsenin, zalimlere isabet eden azaptan kurtulması umulur."


İmam seccadın Toplumsal ve Amelî Cihadı-1

Hz. Seccadın Stratejisi ve Cihadı(2.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)