• Nombre de visites :
  • 2799
  • 29/10/2008
  • Date :

Fatıma Kübra  "Mâsume"

hz. mâsume

    İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Hz. Mâsume'yi Kum'da ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibidir."[1]

     Hz. Mâsume'nin paklığına ve yüce makamına dair bir çok deliller vardır. Ayrıca İmam Rıza'nın (a.s) yukarıdaki sözü, Hz. Mâsume'nin bu makama sahip olduğunu açıkça göstermektedir.

     Öte yandan asıl ismi, Fatıma Kübra'dır. "Mâsume" lakabını ona veren İmam Rıza'nın (a.s) kendisidir. Hz. Mâsume'yi ziyaret etmenin sevabı da İmam Rıza'yı (a.s) ziyaret etme sevabıyla aynı tutulmuştur.

     Hz. Mâsume'nin paklığının bir diğer göstergesi ise rivayetlerde de geçen yüzü örtülü iki meçhul kişinin gaipten gelerek onun cenazesini defnetmeleridir. Zira bize göre, mâsumu ancak mâsum defnetmelidir. Büyük bir ihtimalle bu iki kişi, İmam Rıza (a.s) ile İmam Cevad (a.s) idi.

     Burada şöyle bir soru akla gelebilir: Peygamberler ve on dört masumun dışında acaba bu yüce makama sahip olan başkaları da var mıdır?

     Cevap olarak şunu söylemeliyiz ki; ismet makamı, pak ve temizliğin mânen en üstün makamıdır. Bu makam, iki kısma ayrılır:

    1- Hatadan masum.

    2- Günahtan masum.

     Hz. Mâsume, Hz. Zeyneb gibi, her ne kadar on dört masumun derecesinde olmasa da günahlardan masumdur. Zira on dört mâsum, günahtan masum olduğu gibi, hatadan da masumdur.

     Her halükârda nübüvvet ve imamet bahçesinden değerli bir gül olan Hz. Mâsume'nin bereket dolu varlığı, Kum için "bedende bir ruh" gibi olmuş, manevî parlaklığıyla bu diyara ayrı bir değer katmış ve gerek Kum'a gelişi, gerekse buradaki anıları, Kum'un azametini daha da yüceltmiştir.

     O, pak bir sülale olan imamet ve velayet hazinesinden ve varlık aleminin sedeflerinden, her geçen gün Kum'un görkemini artıran paha biçilmez bir mücevherdir.

Şeyh Zeki Bağban, meşhur kasidesinde şöyle der:

Kum, Mâsume'nin asaletiyle sefa buldu

Berrîn cennetinin bağı gibi nurla doldu

Padişahlar dahi dergâhına sığındı

Şüphesiz, cennete gidilir bağış yoluyla

Günahkârın naşına Kum tozu konmaz.

 

Ben de, naçizane, kendi çapımda Hz. Mâsume'ye itha-fen şöyle bir şiir yazdım:

Ey Kum toprağı, sen et artık iftihar

O kutlu cevherden ve o hükümdarın kızından

Bütün topraklara karşı izzet senindir

Her dem, her lahza sürur senindir

Söyle gökyüzüne, çekinme yıldızlardan

Bende şeref yıldızı, parlak güneş var

İmam kızı, İmam kardeşine deri

Hem İmam halası, hem ismet yarısı

Şia daim sıdk ile hitap eder

Mustafa ile Zülfikâr'ın kızına

Ey ismet bağının biricik cevheri, şeref yakutu

Sensin faziletlerin ve mânanın membaı

Kapının toprağı gözbebeği oldu bize ve hep olacak

Yüzündeki şefkat ise yârin aynası, O'nun anısı

Sadakat ve iltica sırrıyla melekler

Sarayında sana saygı ve tevazu gösterirler

Kurbanın olsunlar, dergâhına köle olsunlar ey yüce

Ey dokuz sedefin iffet ve vakârı olan cevher

Senin nurunla ayakta, görkemli İlim Havzası

Ve senin lütfünle nurunu her yana saçmakta

Olaylar, tehlikeler, iniş ve çıkışlar arasında

Şu değerli yârine sen ol sığınak, sen ol yâver

Yarasalar senin nurunla yolunu bulur

Senin varlığınla düşmanın gözü tarumâr olur

Bundan böyle şefaatçimiz ol, mahşer gününde

Ey yüreği burukların şefaatçisi, Allah katında

O'nun lakabı "Şefîa" olduktan bu yana

Ne olursa olsun, ziyaretinde "işfi'î" söyle

Sadakat ve kulluk gizemiyle dolu Muhammedî koku var onda

Sabah akşam, lütfünün gölgesinde bahardayım

 

 

     Evet, İmam Rıza (a.s), Hz. Mâsume'yi ziyaret ederken ona hitaben şöyle söylememizi bize öğretmiştir:

"Ey Fatıma (Mâsume)! Cennete girebilmem için bana şefaatçi ol. Çünkü senin, Allah katında yüce bir makamın var."[2]


[1]- Nasihu’t-Tevarih, c.3, s.68; Riyahaynu’ş-Şeriat, c.5, s.35.

[2]- Bihar, c.102, s.266.


KUM ŞEHİRİNE DEĞER VEREN HZ. MASUME (A.S)

Hz. Mâsume

Masume Validemiz

Ziyaretnâme  Hz. Mâsume

HZ. MASUME’NİN (S.A) YÜCE TÜRBESİNİN GÖLGESİNDE

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)