• Nombre de visites :
  • 1404
  • 10/3/2014
  • Date :

Peygamber-İ Ekrem'in (S.A.A)  Kur'an'ın Bütün Maarifine Vakıf Olması(4.Bölüm)

peygamber-i ekremin (s.a.a)  kuranın bütün maarifine vakıf olması(4.bölüm)

Taberi de şöyle demiştir: “Kur'an'da, tevilini vahid olan Allah'tan başkasının bilmediği bir kısım vardır. O da, kıyametin kopma vakti, sura üflenmesi, İsa b. Meryem'in -aleyhimesselam- nüzulü ve benzeri konulardan bahsedilen kısımdır.”‌ Sonra şöyle demiştir: “Bizim bu sözümüzün benzeri İbn Abbas'tan da rivayet edilmiştir.”‌ Ondan iki rivayet aktarılmıştır. Bir rivayette İbn Abbas'tan şöyle nakledilmiştir: Tefsir dört yüz üzerinedir: Birincisi, Arabın kendi kelamından tanıdığı (ve kendi diliyle anladığı) yöndür. İkincisi, hiçkimsenin bilmemekte mazur olmadığı tefsirdir. Üçüncüsü, ulemanın bildiği tefsirdir. Dördüncüsü, Allah'tan başka hiçkimsenin bilmediği tefsirdir.

Başka bir rivayette İbn Abbas, Allah Rasülü'nden (s.a.a)  şöyle rivayet etmiştir:

Kur'an dört harf üzerine nazil olmuştur. Birincisi, hiçkimsenin bilmemekte mazur olmadığı haram ve helallerdir. İkincisi, Arab'ın yaptığı tefsirdir. Üçüncüsü ulemanın gösterdiği tefsirdir. Dördüncüsü Allah'tan başka kimsenin bilmediği ve Allah'tan başka onu bildiğini iddia edenin yalan söylemiş olacağı müteşabihtir.[10]

Tefsir ve tevilden ve Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği müteşabihten kasdettiği şeyin Kur'an'ın mana ve maarifini tefsir olmadığı gayet açıktır. Kasdettiği şey, Kur'an'da zikredilmiş ama Allah'ın sembol suretinde ve gizli delalet şeklinde bile olsa bazı kullarına, hatta Peygamber'ine dahi anlatmak istemediği şeylerin hususiyetlerini beyan olmalıdır. Belirtilen misallerden kimisi bu mananın delilidir.[11] Eğer maksadı bu idiyse bu görüş ve rivayetlerin, Allah Rasülü'nün (s.a.a)  Kur'an'ın tüm maarifini bilmesine aykırı bir tarafı yoktur. Fakat hurufu mukattaa gibi bazı misallerin zikredilmesinde Zerkeşi'ye eleştiri yöneltir. Çünkü Allah Rasülü (s.a.a)  mukattaa harflerinin tefsirinden, onların mana ve maksadından haberdardır ve bunun bilgisi Allah Teala'ya mahsus değildir. Aynı şekilde, tevili hakkında Kur'an'dan bir nas, Allah Rasülü'nden (s.a.a)  bir beyan veya ümmetten bir icma varid olmamış her müteşabih hakkında Allah'ın onun ilmini kendisine tahsis ettiği söylenemez. Çünkü tevilini Allah Rasülü'ne (s.a.a)  öğretmekle birlikte o konuda Allah Rasülü'nden (s.a.a)  bize herhangi bir izah ulaşmamış olabilir. Bilakis, belirtilen akıl ve rivayet deliline göre, Kur'an'ın mana ve maarifine ait her müteşabihin tevilini Allah kesinlikle Peygamber'ine öğretmiştir.

Fakat Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği söylenen tefsirden maksat eğer Kur'an'ın, sembol suretinde ifade etse bile ve Allah'ın Kur'an vesilesiyle en azından Allah Rasülü (s.a.a)  gibi kullarından bazılarına anlatmak istediği birtakım mevzular ise Allah Rasülü'nün (s.a.a)  ilmini ispatlarken beyan ettiğimiz şeyler gözönünde bulundurulduğunda bu görüş ve rivayetlerin doğru olmadığı aşikardır. Zira zikredilen muteber rivayet ve akıl deliline muhaliftir.

Hüccetül İslam Dr. Aliekber Babai  

Çeviri: Ehlader Araştırma Bölümü


[10]   Camiu'l-Beyan, c. 1, s. 26.

[11]   Bir başka ihtimal şudur ki, kasdelilen şey, bu mevzuların bilgisinin ilahi vahiy ve ilham dışında mümkün olmamasıdır ve bunun, Allah'ın o bilgiyi Peygamber'ine vermiş olmasıyla herhangi bir aykırılığı yoktur. Nitekim Kur'an'da gaybı sadece Allah'ın bildiği buyurulmaktadır (قُل لَّا يَعلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ- Neml 65). Ama aynı zamanda gaybi haberleri Kur'an'da Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve alihi) vahyederek şöyle buyurmaktadır: Sen ve kavmin bundan önce bunu bilmiyordunuz (تِلْكَ مِنْ أَنبَاء الْغَيْبِ نُوحِيهَا إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَا أَنتَ وَلاَ قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَذَا -Hud 49).

Peygamber-İ Ekrem'in (S.A.A)  Kur'an'ın Bütün Maarifine Vakıf Olması(2.Bölüm)

Peygamber-İ Ekrem'in (S.A.A)  Kur'an'ın Bütün Maarifine Vakıf Olması(3.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)