• Nombre de visites :
  • 2717
  • 16/1/2014
  • Date :

Cemel Musibeti

cemel musibeti

Cemel  Savaşı [2]

Evet, Talha ve Zübeyr, Aişe, Mervan ve Velid b. Utbe'nin eşliğinde nifak bayrağını taşıyarak Basra civarında İmam'a karşı durdular. Emirü'l-Müminin Ali (a.s), nasihatlerinin bir yararı olmadığını görünce, hücceti tamamladıktan ve onları son kez uyardıktan sonra azgınları cezalandırmak zorunda kaldı ve sonunda fesada sebep olanlar ektiklerini biçtiler. Talha ve Zübeyr, Hz. Ali'nin (a.s) taraftarlarınca öldürüldü ve Cemel hatunu (Aişe) ise bin bir pişmanlıkla çıkmış olduğu ve "Evlerinizde oturun." ayeti gereğince yırttığı ismet perdesi olan evine gönderildi. Bu elim olayı kısaca açıklayacağız.

Fakat burada şu noktayı açıklamam gerekiyor: Bizim Ehlisünnet âlimlerimiz, kendi eserlerinde "Cemel Savaşı"na neden olanlardan öyle saygı ve övgüyle bahsetmişlerdir ki, Cemel Savaşı'na cüret etmeleri onların hayatlarında bir zillet ve delalet teşkil etmediği ve hatta bu kişilerin işledikleri cinayet ve ihanetten sorumlu bile olmadıkları sanılmaktadır.

Fakat biz diyoruz ki, sahabe olmak ne insanın bir hatasını mazeretli kılar ve ne bir ihanet ve cinayeti amel defterinden siler. Aksine, sahabeler, nübüvvet nuruna daha yakın oldukları için kendi hataları hususunda diğerlerinden daha fazla sorumlu tutulurlar. Biz bu konuya kitabımızın baş tarafında değinirken bu hususta birçok örnekler de vermiştik.

Şüphesiz, Aişe ve Talha, Osman'ın öldürülmesinde en çok faaliyet gösteren ve halkı Halife'ye karşı kışkırtan ve ayaklandıran kişilerdi. Halk Osman'ı öldürünce Mekke'de bulunan Aişe sevinerek Mediye'ye doğru yola koyuldu. Yolda Ali'nin halife olduğunu duyunca, tekrar Mekke'ye döndü ve Ye'la b. Menba, Abdullah b. Amir ve Sa'd b. As gibi Resulullah zamanında meşhur olmayan birtakım kötü niyetli kişiler etrafına toplandı.

Böyle bir topluluk tarafından yapılacak olan herhangi bir hareketin büyük bir hata ve cinayet olacağı açıktır. Elbette, eğer Cemel Savaşı olmasaydı, belki Sıffin ve Nehrivan Savaşı da olmayacaktı. İşte bu nedenledir ki İslâm dininde ilk fitne çıkarmak, İslâm ittihadını bozarak Müslümanların itaat etmeleri gereken imamına karşı çıkıp savaşmak, Müslümanlar arasında fitne çıkararak binlerce Müslüman'ın idam edilmesine ve öldürülmesine sebebiyet vermek, kim olursa olsun, tarihin affedemeyeceği bir suçtur ve bu cinayetlerin failleri İslâm ümmeti tarafından sürekli lânetlenecektirler...

Bize, "Bunlara sebebiyet verenler tövbe etmişlerdir!" diyeceklerdir. Biz diyoruz ki, Allah etse de tövbe etmiş olsalar. Tövbe, kıyametle ilgili bir meseledir, o bizi ilgilendirmez. Fakat biz bir hareketin hak veya batıl olduğunu veya o harekete girişenlerin tarihte cezalarının ne olduğunu göstermekteyiz.

Yine bize, Cemel Savaşı'nı meydana getirenlerin sahabenin ileri gelenlerinden olup cihatlara katıldıklarından dolayı, Kur'ân-ı Kerim'de hayır dua ve rızayla anıldıklarını söyleyeceklerdir.

Ama biz diyoruz ki, Nehrevan Savaşı'nı meydana getiren Horkus b. Züheyr ve izleyicileri de aynı mertebe ve derecededirler. Hem sahabenin ileri gelenlerinden, hem de Bedir ve Rıdvan biati ashabından olmalarına rağmen niçin lâneti hakketmişlerdir?

Biz, Nehrevan'la Cemel ve Cemelle de Sıffin Savaşı arasında o kadar fark olmadığına ve her üçüne de sebebiyet verenlerin sorumlu olduklarına, nefret ve lâneti hak ettiklerine inanıyoruz.


Cemel Savaşı

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)