• Nombre de visites :
  • 882
  • 11/8/2013
  • Date :

Fıkıh Açısından Salavat(3.Bölüm)

fıkıh açısından salavat

Tezkiretu’l–Fukaha kitabında şöyle geçer: –Ayette geçen– emir farz olduğuna delalet eder; namaz dışında da farz olmadığına dair icma vardır. Dolayısıyla namazda farzdır.

Aişe de şöyle der: Allah Resulünün (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: “Namaz, taharetsiz (abdestsiz) ve bana salavat getirilmeksizin kabul olmaz.”‌

İmam Cafer Sadık (a.s) da şöyle buyurmuştur: “Her kim namaz kılar da Allah Resulüne (s.a.a) salavat getirmez ve kasıtlı olarak salavatı terk ederse namazı kabul olmaz.”‌[9]

KONUNUN ÖZETİ

Buraya kadar söylediklerimizden anlaşılan şudur: Her zaman Peygamber efendimize salavat getirmek güzel ve beğenilir bir ameldir. Namazın teşehhüdünde ise salavat farzdır; dolayısıyla, Allah Resulüne (s.a.a) salavat getirilmemesi durumunda namazın batıl olacağı anlaşılmaktadır.

Yine, Peygamber efendimize salavattan maksat ise, onunla birlikte Ehl–i Beyt’inin de zikredilmesidir. Dolayısıyla, Ehl–i Beyt’in zikredilmediği bir namaz, Peygamber efendimizin (s.a.a) ifadesiyle “sonu kesik”‌ salattır ve efendimiz şahsen bundan sakındırmıştır insanları.

Sonuç olarak; Peygamber efendimiz Ehl–i Beyt’inin anılmadığı farz bir namaz batıldır. Nitekim İmam Şafiî bu konuda şöyle diyor:

يا آل بيت رسول الله حبُّكم  فرض من الله في القرآن أنزله

كفاكم من عظيم الشأن أنَّكم من لم يصل عليكم لا صلاة له

Ey Resulün Ehl–i Beyti! Sizin sevginiz

Farz kılınmış Allah'ın indirdiği Kur'an'da.

Şanınızın yüceliği için size yeter şu da:

Size salavat getirmeyenin boştur namazı.[10]

Ancak, namazda Allah Resulü (s.a.a) ile birlikte Ehl–i Beyt’ dışındaki kişileri zikretmeye gelince; bunun bir delili olmadığı da açıktır. Fahr–i Razî de şöyle demiştir: Allah Resulü (s.a.a) ile birlikte onun Ehl–i Beyt’ine de salavat getirmek, Ehl–i Beyt’e has olan yüce bir makamdır ve diğer insanlar bu makama sahip değillerdir.

Ayrıca, Peygamber efendimize salavat getirirken Ehl–i Beyt’in ismini zikretmemek ve onun yerine “aleyhi’s–salat–u ve ve’s–selam”‌ demek veya “Sallallahu aleyhi ve selem”‌ demek efendimiz için getirilen bir salavat sayılmaz; çünkü bu Peygamber efendimizin (s.a.a) sakındırdığı sonu kesik salavattır ve bu şekilde selam göndermenin hiçbir delili yoktur.[11]


[9]– Tezkiretu’l–Fukaha, c.3, s.232.

[10]– es–Savaiku’l–Muhrika, İbn Hacer, s.228 ve “Allâh ve melekleri, Peygambere salât etmektedir…”‌ ayetinin tefsirinde. İmam Şafii’nin bu iki beytinin tefsirinde diyor ki: “Size salavat getirmeyenin boştur namazı”‌ sözünden, Peygamber efendimizle birlikte onun Ehl–i Beyt’ine de salavat getirmenin farz olduğunu kastetmiş olabilir; bu durumda Şafiî’nin, “Namazda Allah Resulü (s.a.a) ile birlikte onun Ehl–i Beyt’ine de salavat getirmek farzdır”‌ şeklindeki görüşüyle uyum içerisinde olacaktır. Yine, böyle bir namazın kamil bir namaz olmayacağını da kastetmiş olabilir; bu da onun bu konudaki genel görüşüyle uyumludur.

[11]– Daha fazla açıklama için bk. El–Fikhu’l–İslami, Yusuf Garavi, say. 15, “ve selimu teslimen inkiyaden ev tekrimen”‌ makalesi.

Fıkıh Açısından Salavat(1.Bölüm)

Fıkıh Açısından Salavat(2.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)