• Nombre de visites :
  • 1057
  • 9/11/2011
  • Date :

Bilginlerin Gözüyle İmam Ali (a.s) -1

bilginlerin gözüyle imam ali (a.s)

İlahi Peygamberlerden sonra belki de hiç kimse Hz. Ali (Allah’ın selamı üzerine olsun) kadar dünya bilginlerinin dikkatini kendine çekememiş, ilgi odağı haline gelememiştir.

Hz. Ali (Allah’ın selamı üzerine olsun) Mekke’de dünyaya gelmiş; sınırları, zamanları, mekânları, dilleri, mezhepleri ve hatta dinleri açmış bir şahsiyettir. Bütün asırlarda derin düşünceli bilginler Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) çok çeşitli boyutları ve üstünlükleri hakkında sayısız eserler kaleme almışlardır. Şii ve Sünni, hatta Hıristiyan düşünürleri örnek bir insan olarak Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) şahsiyeti hakkında araştırmalarda bulunmuş, eserler kaleme almış ve kafa yormuştur. Bu yolla hakikat ve kemali arayan vicdanlarını bir nebze de olsa rahatlatmış, görevini yapmakla övünmüşlerdir.

Sonsuz Okyanus

Bütün bu çeşitli ve sınırsız araştırmalara rağmen açık söylemek gerekirse Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) şahsiyeti yine de meçhul kalmış, daha fazla düşünme ve araştırmayı gerektirmektedir. Peygamber-i Ekrem de (Allah’ın selamı onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun) Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) sonsuz faziletlerini ve sınırsız kemallerini övmüş; alimler ve bilginler de uzun araştırmalarıyla bu gerçekleri itiraf etmişlerdir. Nitekim Lübnanlı bir araştırmacı, “Ali Mecme’ul-Fezail”‌ (Hz. Ali bütün faziletlerin sahibidir) başlığı altında şöyle yazmaktadır. Dünya, Resul-i Ekrem’den (Allah’ın selamı onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun) sonra  Hz. Ali (Allah’ın selamı üzerine olsun) gibi sonsuz faziletleri ve ahlaki üstünlükleri kendinde toplayabilmiş birine şahit olmamıştır. Hz. Ali herkesten öne geçmiş, sonradan gelenleri bu konuda aciz bırakmıştır. Faziletleri sayılamayacak kadar çok, üstünlükleri sınırlandırılamayacak kadar yücedir. Resul-i Ekrem’in (Allah’ın selamı onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun), Amr bin Abdud el-Amiri ile karşılaştığı gün, hakkında “Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) Hendek günü Amr’a vurduğu darbe insan ve cinlerin ibadetine denktir.”‌ diye buyurduğu kimsenin faziletleri ve üstünlükleri nasıl sayılabilir ki?

İranlı bir araştırmacı da Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) hayatı hakkında şöyle demiştir: “Biz müminlerin emiri Ali Bin Ebi Talib (Allah’ın selamı üzerine olsun) hakkında fazla bir bilgiye sahip olduğumuzu iddia ediyoruz.  Hatta Hz. Ali’yi (Allah’ın selamı üzerine olsun) diğer imamlardan daha çok tanıdığımızı sanıyoruz. Oysa Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) gerçek hayatı hakkında çok az bir bilgiye sahibiz.

Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) hayatı o kadar çok boyutlu ve geniş bir anlama sahiptir ki sabit ve tümel bir betimlemede bulunmak çok zordur.

Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) hakikati, teklik formatında çokluk ve çokluk formatında teklik hakikati olduğundan dağınık bilgilerde ortaya çıkışı, tecelli edişi mümkün değildir. Dolayısıyla oldukça geniş ve derin anlamda tüm hareketlerini, hasletlerini, sıfatlarını, hedeflerini, sözlerini ve davranışlarını etüt etmemiz gerekir. Neticede şimdiye kadar elde ettiğimiz bilgilerin Hz. Ali’nin (Allah’ın selamı üzerine olsun) sadece şahsiyetinin bir bölümünü kapsadığını ve bunun da eksik bir şekilde olduğunu rahatlıkla anlayabilir ve ifade edebiliriz. Dolayısıyla onu tanıma noktasında henüz sadece bir kaç adım atabilmiş, bir kaç sokak yürüyebilmişiz demek daha doğrudur. [1]

Ayetullah Cafer Sübhani’de Furuğ-i Velayet adlı kitabında İmam Ali (Allah’ın selamı üzerine olsun) hakkında şöyle demektedir: Söylemem gerekir ki bu kitapta Hz. Ali’nin (a.s.) nurlu yüzünü hakkıyla gösterebilmiş değilim. Ama her ne kadar bu az değer ile zamanının Yusuf’unun bir tek saç telini bile elde edememiş olsa da, Yusuf’u alıcılar safına katılmış olduğuna inanıyorum. Ama ne yazık ki:

“İnsan arzu ettiği her şeye ulaşamaz.

Rüzgarlar bazen gemiyi istemedikleri yöne sürükler.”‌ durur.”‌[2]


 Resul Caferiyan, hayat-i fikri ve siyasi-i imaman-i Şia, c. 1, Tahran, Merkez-i çap ve neşr-i sazuman-i tebligat-İslami, 1369, s. 41

[2] Cafer Sübhani, Furuğ-i Velayet, intişarat-i sahife, 1368, s. 7–26

Kurânda Hz. Alinin -as- Fazileti-1

Kurânda Hz. Alinin -as- Fazileti-2

Ali (as) ın İmtiyazı-1

Hz. Ali (a.s) ın Yakarışı

Hz. Aliye İsim konulması

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)