• Nombre de visites :
  • 2201
  • 25/3/2009
  • Date :

Korku Ve Ümit Dengesi 1

korku

  Mevlana mesnevide derki: “Rahmet ağlamalara bağlıdır. Kul ağladı mı rahmet denizi dalgalanmaya başlar. Gönül darlığı mazlum âhından; ferahlık hizmetten doğar! “

  İnsan bir yandan istek ve arzularına kavuşmayı ümit ederken, diğer yandan bu istek ve arzularına kavuşamamaktan dolayı korku duyar. Geleceği düşünmek ve geleceği ile ilgili kararlar almak, yalnızca insana özgü bir olgudur. Ama insan, geleceğine ilişkin bir karar alırken, kendini güven içinde hissetmek ister. Her iki durum da geleceğe yöneliktir ve insanın tutum ve davranışları üzerinde belirleyici bir rol oynar. Bu nedenle müminin temel duygularından birisi korku, diğeri de umuttur.

  Âşık’ın maşuk karşısındaki ruhi durumunu belirleyen ve davranışlarını etkileyen bu iki duygu; sevgiliden korkmayı ve O’ndan ummayı öğretir. Umarken korkmak, korkarken ummak âşık için bir nehir olur. Akar sevgiliye giden engin denizlere doğru. Ama yolcuyu harekete geçirecek ve yolda ilerlemeyi sağlayacak bir şey olmalıdır. Bunun adı (haf) korkudur…

  “Fareler aslandan korkmazlar, fakat kediden titrerler. Farelere hükmeden kedidir. O huyda olan insan şeklindeki mahlûklar da Allah’tan korkmazlar. Fakat yüksek mevkilerde bulunanlardan, zenginlerden, kuvvetli zalimden korkarlar. Allah’tan gayrisinden korkmak fare gibi olmaktır. Allah’tan korkmaya herkes layık değil. Misk saçan ceylanlar aslandan korkarlar. Fare de kim ki aslandan korksun; o ancak kediden korkar. Hak güneşinin korkusu onlara layık değil. Allah’tan korkmak büyük bir şereftir, büyük bir üstünlüktür. Ahmakların Rabbiyse kullardır. ‘En büyük falanca derler.’ Onun önünde eğilir, ona minnet ederler. Onlar bu temiz kapıya layık değillerdir.”(Mesneviyi şeriften)

Sevgiliyi üzmekten korkan âşk misali…

  Kur’an’ın emrettiği korku insanı pasifliğe, durağanlığa yönlendirme amacı göstermez. Tam aksine, insanı Allah’a karşı sorumluluk sahibi yapar, sevdiğini üzmekten korkan aşığı düşünün. Seven sevdiğinden neden korkar? Terk edilmekten, sevdiğinin gönlünü kırmaktan korkar. O zaman korkunun nedenlerini ortadan kaldıracak tutum ve davranışlara yönelen kişinin, sevdiğine duyduğu korku nimet olur, umut olur.

 Allah’ tan korkmak kulu; Allah’ın gazabına, cehennem azabına neden olacak davranış ve tutumlardan sakındırır, Allah’ın emirlerine uymaya yönlendirir. Bu yöneliş, kişiyi yalnızca korkuya neden olacak eylemlerden uzaklaştırmakla kalmaz, ona gerçek anlamda iyi ve olgun bir mümin olmanın yollarını açar.

   Korku ile başlayan bu yöneliş, ittika (çekinme, sakınma) ile sürerek, takva ile sonuçlanacaktır. Takva ise müminin ulaşabileceği en yüksek dereceyi belirtir.

  Unutmamak lazım, Allah’ın vaadi yalnızca korku değildir. O kullarına sadece korkmayı öğretmez. Eğer sadece korku öğrenilirse panik başlar. Korkunun aşırısı, insanda konuşma ve hareket etme cesaretini siler. Kişi üslendiği rolleri terk eder. Heybetli kudret (Celal) karşısında refleksler yok olur ve tüm bilinenleri unutur. Öyleyse insanı gayrete getirecek ve yolda ilerlemeyi sağlayacak bir şey daha olmalıdır. Bunun adı da ‘ümit’tir.

  Ümit (recâ); elde edilmek istenilen şeye karşı kalbin ilgisidir. Hayal edilen güzelliklere kavuşma arzusu ve beklentisidir. İnsan sevgiliden bir şeyler ümit ettiğinde sevgiyi öğrenir, sevmeyi öğrenir. Sevgiliye duyulan sevgi, kâinatı sevmesine sebep olur. Sevgiliden gelen ümit haberleri, insana teselli kaynağı olur. Zorlukları aşmada gayret, ileri gitmede merdiven olur. Sevgilinin ümit sandalına binen seven, etrafını görmez, sadece ona yönelir, kalbini ruhunu sırrını verir ona.

  Şeyh İbn el-Habib’i tasavvuf yoluna sokan salih kişi, Fez Tekkesi’nin sarp merdivenlerinden her adımını attığında, sürekli “Havf! Reca! Havf! Reca!” diyerek iner çıkarmış.

  İbni Habib şu sırrı ondan öğrenmiş. Korku ve ümit bir çift ayakkabıdır. Onları ayaklarına takacaksın! Böylece hakikatin bilgisine mükemmel ve dengeli yaklaşacaksın! Sağ ayakla korku adımını, sol ayakla ümit adımını atacaksın. Yürüdüğün sürece!

  Ümit, yolun başında; Ölümden sonra cennetin nimetleriyle gelecek iyiliğin özlenmesidir.

  Ümit, yolun ortasında; Allah’ın kulundan razı olmasıdır.

  Ümit, yolun sonunda; O Yüce Sultanı seyretmek ve sırlara erişmektir.

  Ümit için müjdeler var…

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)