• Nombre de visites :
  • 1456
  • 9/3/2014
  • Date :

Musibetler, Mutlulukların Anasıdır(1.Bölüm)

musibetler, mutlulukların anasıdır(1.bölüm)

Kötülükler, bir yandan güzelliklerin belirmesine, tecelli etmesine yol açarken ve diğer yandan da bütünün güzelliğini açığa çıkarır. Bunların dışında da önemli görevleri de vardır. Kötülük ve iyilik konusunda ele alınması gereken bir önemli nokta daha söz konusudur. Bizim musibet ve kötülük diye adlandırdığımız şeylerle olgunluk ve mutluluk diye adlandırdığımız şeyler arasında sebep ve sonuç ilişkisi vardır.

İlk etkisi: Kötülükler ve çirkinlikler, evrenin tüm güzelliğini ortaya koymak için zorunludur.

İkinci etkisi: Güzellikler, diyebiliriz ki, çirkinlikler dolayısı ile belirgin olurlar, çirkinlikler olmasa idi, güzelliğin ve iyiliğin anlamı olmazdı. Şu anlamda ki: Güzelin güzelliğinin algılanması, çirkinliklerin varlığına ve ikisi arasında karşılaştırma yapılabilmesine bağlıdır.

Kötülükler iyiliklerin anasıdır, iyiliklerin doğum sebebi de olabilirler. Bu da kötülüklerin üçüncü yararlı etkisidir.

Gelelim kötülük ve bedbahtlıkların üçüncü etkisinin açıklanmasına:

Çirkinlikler, güzelliklerin var oluşuna bir başlangıç demektir, onlara varlık verir ve meydana çıkmalarına da sebep olabilirler. Sıkıntıların ve musibetlerin içinde mutluluklar, iyi baht belirtileri gizlidir. Nitekim bazen de mutlulukların içinde bedbahtlıklar oluşur. Bu da bu evrenin bir düsturudur.

"Allah geceyi gündüze sokar ve gündüzü de geceye sokar." (1)

Çok bilinen bir atasözü "Kara gecenin sonu aktır" der. Bu söz de, mutluluğa erişmek için zahmete tahammülün gereğini belirtir. Adeta aklıklar karalıklardan doğmaktadır denebilir.

On dokuzuncu yüzyılın tanınmış Alman filozoflarından Hegel, üzerinde durduğumuz konu açısından ilgi çekici bir görüş ileri sürmektedir:

"Çatışma ve şer, hayalden doğan olumsuz olgular olarak görülemezler. Aksine, tamamen gerçeklikleri olan olgulardır ki felsefî açıdan hayrın ve tekâmülün basamaklarını oluştururlar. Çatışma, ilerlemenin kanunudur. Olumlu nitelikler ve özellikler, âlemin kargaşası içinde olgunlaşır ve oluşurlar. Birey yalnızca zahmet, zorluk ve zorunluluk içinde yücelik doruğuna erişebilir. Güçlük ve zahmet makul (akla uygun) bir olgudur, yaşama belirtisidir ve olgunlaşmanın, ıslah sürecinin harekete geçiricisidir. İçgüdü ve dürtülerin, tutkuların da makul olgular arasında yeri vardır. Hiçbir büyük iş böyle bir tutku olmaksızın tamamlanmamıştır."

Hatta mevki ve makam düşkünlüğü ve bencilliklerin bile olumlu etkisi olabilir. Nitekim Napolyon'un bu yöndeki tutkuları; çeşitli milletlerin ilerlemesini etkilemiştir. Hayat, haz için değildir, tekâmül içindir. Evren tarihi, haz ve mutluluk sahnesi demek değildir, mutluluk dönemleri, insanlık tarihinin ruhsuz evrelerini oluştururlar. Çünkü bu dönemler uzlaşma dönemleridir. Bu gibi olandan memnun ve mutlu olma dönemleri insana yaraşır dönemler değildir. Tarih, evrenin çelişkilerinin ilerleme ve tekâmül yönünde çözümlendiği dönemlerde anlamını kazanmaktadır. (2)


1- Hac Suresi, 61. ayet ve diğerleri: Âl-i İmrân, 3; Lokmân, 31; Fâtır, 13; Hadîd, 6

2- W. Dourant, Felsefe Tarihi, Dr. Abbas Zeryab Hoyî çevirisi, s. 249-250.

Musibet: İnsana isabet eden hayır ya da şer

Hayır ve Şer

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)