• Nombre de visites :
  • 2850
  • 10/11/2012
  • Date :

PEŞAVER GECELERİ:Hz. Ali’nin “Bana Sorun”‌‌ Sözü Hususunda Ehl-i Sünnet Hadisleri

peşaver geceleri:hz. ali’nin “bana sorun”‌‌ sözü hususunda ehl-i sünnet hadisleri

ONUNCU OTURUM

Cebrail’in, Resulullah’ın Vasisi Emir’ul- Muminin Ali İçin Mühürlenmiş Kitap Getirmesi

Peygamber (s.a.a) vasıtasıyla Ali (a.s)’a ulaşan feyiz yollarından biri de Cebrail’in Hz. Ali için getirdiği mühürlenmiş kitaptır. Nitekim her iki fırkanın kabul ettiği muhakkık Ebu’l- Hasan Ali bin Hüseyin el-Mes’udi, İsbat’ul- Vasiyye s. 92’de özetle şöyle rivayet etmektedir: “Allah-u Teala gökten yazılı bir kitap indirdi. Cebrail bu kitabı emin meleklerle Peygamber (s.a.a)’e indirdi. Cebrail Peygamber (s.a.a)’in yanına varınca şöyle arz etti:

“ Vasin dışında mecliste olan herkes, vasiyet kitabını size takdim etmem için dışarı çıksın.”‌

Peygamber (s.a.a) Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin (a.s) dışında herkese dışarı çıkmasını emretti. Cebrail daha sonra şöyle dedi:

“Ya Resulullah, Allah’ın sana selamı var; buyuruyor ki: “Bu seninle anlaştığım ve meleklerin de tanıklık etmiş olduğu bir anlaşmadır. Allah da şahit olarak yeter.”‌

Bunu duyan Peygamber (s.a.a) titreyerek şöyle buyurdu:

“O Selam’dır, selam O’ndandır ve selam O’na döner.”‌

Sonra o kitabı Cebrail’den aldı, Hz. Ali’ye verdi. Okuduktan sonra şöyle buyurdu: “Bu Rabbimin bana gönderdiği bir anlaşmadır ve O’nun bir emanetidir. Ben de O’nun mesajının hakkını eda ettim.”‌

Bunun üzerine Hz. Ali (a.s ) da şöyle dedi:

“Annem babam sana feda olsun. Ben de buyurduklarının doğruluğuna, nasihatlerine ve tebliğine tanıklık ediyorum. Buna kulağım, gözüm, etim ve kanım da şahadet etmektedir.”‌

Peygamber (s.a.a), Ali (a.s)’a şöyle buyurdu:

“Bu Allah’tan gelen bir vasiyetimdir. Onu benden kabul et. Allah-u Teala için zamanet et. Ona vefalı olmak benim görevimdir.”‌

Hz. Ali (a.s) şöyle arz etti: “Zamanet etmeyi kabul ediyorum ve Allah-u Teala da bana yardım edecektir.”‌

O kitapta Hz. Ali (a.s)’a şöyle şart koşulmuştu:

“Allah’ın dostlarıyla dost olmak, Allah’ın düşmanlarıyla düşman olmak ve onlardan beri olmak, zulme, gazaba, hakkının alınmasına, humusuna el konmasına, hürmetinin çiğnenmesine ve sakalının başının kanıyla boyanmasına karşı sabretmek.”‌

Hz. Ali (a.s) şöyle dedi:

“Kabul ettim, razı oldum. Eğer hürmetimi çiğnerlerse sünneti tatil eder, kitabın hükümlerini yok eder, Kabe’yi bozar ve sakalımı başımın kanıyla boyalarsa yine de sabredeceğim.”‌

Ardından Cebrail, Mikail ve mukarrep melekleri Hz. Ali (a.s)’a şahit tuttu. Hz. Ali (a.s)’a bildirdiğini Hasan, Hüseyin ve Fatıma’ya da bildirdi. Bütün olayları onlara da aktardı. Daha sonra ateş görmemiş altın mühürlerle o vasiyet nameyi mühürleyip Ali (a.s)’a verdi. Bu vasiyetnamede Allah’ın ve Resulullah (s.a.a)’in sünnetleri, muhaliflere, dini değiştirenlere ve emirleri tahrif edenlere muhalefet, istisnasız her şey ve bütün olaylar yazılıydı. Resulullah (s.a.a) ile Ali arasında bir sırdı. Nitekim Kur’ân da bu konuda açıkça, “...Her şeyi apaçık bir İmam’da (Ali bin Ebi Talib’de) toplamışız.”‌ diye buyurmaktadır.”‌

Özetle Hz. Ali (a.s) ve O’nun soyundan gelen temiz İmamlar her şeylerini Peygamber (s.a.a)’den aldılar. Peygamber (s.a.a)’in bütün ilimleri onlardaydı. Aksi takdirde Ali (a.s)’ı ilim kapısı olarak tanıtmaz ve ilim öğrenmek için Ali (a.s)’ın kapısına gidilmesini emretmezdi.

Eğer Hz. Ali (a.s) bütün yüce ilimlere sahip olmasaydı, dost ve düşman karşısında; “Beni kaybetmeden istediğiniz her şeyi sorun.”‌ diye feryat etmezdi.

Şii ve Sünni ittifak etmiştir ki Hz. Ali (a.s) dışında hiç kimse “İstediğinizi bana sorun”‌ diye feryat etmemiştir. Bu makam Hz. Ali (a.s)’a özgü bir makamdı. İnsanların zahir ve batın ilimleri hakkındaki tüm sorulara cevaplar vermiştir. Hz. Ali (a.s) dışında böyle bir iddiada bulunanlar rezil olmuşlardır.

Nitekim Hafız bin Abdulbirr Endülisi, İstiab fi Ma’rifet’il-Ashab kitabında şöyle diyor: “Beni kaybetmeden sorun”‌ sözünü iftira ve yalancılar dışında hiç kimse söylememiştir.”‌

Nitekim Ebu’l- Abbas Ahmed bin Hallakan eş-Şafii Vefeyat’ta, Hatip Bağdadi ise Tarih c. 13, s. 163’de şöyle rivayet etmişlerdir: “Ehl-i Sünnet alimlerinden Mukatil bin Süleyman; “Arşın altındaki her şeyi bana sorun”‌ diye halka seslendi.

Bir şahıs kalkıp şu soruyu sordu: “Hz. Adem hac ettikten sonra saçını kısaltmak isteyince onu kim tıraş etti?”‌

Mukatil düşüncelere daldı cevap veremedi ve sustu. Başka biri de şunu sordu: “Karınca, yemekleri bağırsakları vasıtasıyla mı hazmediyor yoksa başka bir organıyla mı? Eğer bağırsakları vasıtasıyla hazmediyorsa bağırsakları bedeninin neresindedir?”‌

Mukatil yine şaşkınlık içinde kaldı, mecburen şöyle dedi: “Allah-u Teala bu soruları gönlünüze attı ki ilmimin fazlalığı sebebiyle kibre kapıldığım ve haddimi aştığım için beni rezil etsin.”‌

Şüphesiz bu iddiayı her türlü soruya cevap verecek kimseler yapmalıdır. Dolayısıyla ümmet arasında Hz. Ali (a.s) dışında bu makama sahip hiç kimse yoktu. Hz. Ali (a.s) Peygamber (s.a.a)’in ilim kapısı olduğu için, o da Peygamber (s.a.a) gibi işlerin zahir ve batınını, ilk ve son ilimleri biliyordu. “Beni kaybetmeden sorun”‌ diye feryat ediyordu. Sorulan bütün sorulara kolayca cevap veriyordu. Şimdi vaktimiz olmadığı için hepsini aktaramıyoruz. Sahabeden hiç kimse Hz. Ali (a.s) dışında böyle dememiştir.

Nitekim imam Ahmed bin Hanbel, Müsned’de, Harezmi, Menakıb’da, Hace Kelan Hanefi Yenabi’ul- Mevedde’de, Beğevi, Mucem’de, Taberi, Riyaz’un- Nazre, c. 2, s. 198’de ve İbn-i Hacer Savaik s. 76’da Said bin Museyyib’den şöyle rivayet etmekteler:

“Hz. Ali dışında hiçbir sahabe; “Bana sorun”‌ dememiştir.

Hz. Ali’nin “Bana Sorun”‌ Sözü Hususunda Ehl-i Sünnet Hadisleri

Hakeza İbn-i Kesir Tefsir, c. 4’de, İbn-i Abdulbirr, İstiab’da, Süleyman Belhi Yenabi’ul- Mevedde’de, Harezmi, Menakıb’da, imam Ahmed Müsned’de, Himvini, Feraid’de, İbn-i Talha, Durr’ul- Manzum’da, Mir Seyyid Şafii, Meveddet’ul- Kurba’da, Hafız Ebu Naim İsfahani, Hilyet’ul- Evliya’da, Muhammed bin Talha, Metalib’us- Süul’de, İbn-i Ebi’l-Hadid, Nehc’ul- Belağa Şerhi’nde ve diğer alimleriniz kendi kitaplarında farklı tabirlerle değişik yerlerde Amir bin Vasile, İbn-i Abbas, Ebu Said Bahteri, Enes bin Malik ve Abdullah bin Mes’ud’dan Hz. Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir:

“Ey insanlar, beni kaybetmeden bana sorun, şu kalbimde her şeyin ilmi vardır. Bana sorun. Bende ilklerin ve sonların ilimi vardır.”‌

Ebu Davud Sünen s. 356’da, imam Ahmed bin Hanbel Müsned c. 1, s. 278’de, Buhari, Sahih, c. 1, s. 46’da ve c. 10, s. 241’de müsned olarak Hz. Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir; “Bana istediğiniz şeyi sorun. Bana sorduğunuz her şeyin cevabını veririm.”‌

Şeyh Süleyman Belhi, Yenabi’ul- Mevedde 14. Bab’ın zımnında s. 74’de Harezmi’den ve Himvini kendi senediyle Ebu Said Bahteri’den şöyle rivayet etmektedir: “Hz. Ali (a.s)’ı Kufe minberinde gördüm. Peygamber (s.a.a)’in yün elbisesini giymiş, sarığını takmış, kılıcına dayanmıştı. Sonra minbere oturup şöyle buyurdu:

“Beni kaybetmeden bana sorun. Şüphesiz şu göğsüm ilimle doludur. Şu içim ilim yatağıdır. Bu Peygamber (s.a.a)’in (ağzıma sürdüğü) tükürüktür. Peygamber (s.a.a) bana böylece ilmin tanelerini yedirdi. Allah-u Teala’ya and olsun ki oturup Tevrat ehline Tevrat’la, İncil ehline de İncil’le hüküm verecek olsam ve Allah-u Teala da o iki kitabı konuşturacak olsa şöyle derler: “Ali sizlere bizimle hak üzere hüküm verdi. Siz kitabı okuyorsunuz, hâla akıl etmeyecek misiniz?”‌

Himvini, Feraid’de, Harezmi Menakıb’da, Hz. Ali (a.s)’ın minberde şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Beni kaybetmeden bana sorun. Taneyi yaran ve insanları yaradan Allah-u Teala’ya and olsun ki bana sorduğunuz her ayetin nerede nazil olduğunu, gece mi, gündüz mü, makamda mı yoksa yolda mı, yeryüzünde mi, dağda mı, mümin hakkında mı, münafık hakkında mı, umum mu ifade etmektedir yoksa has mı, sizlere bunların tümünü haber veririm.”‌

İbn-i Kuvvay-i Harici kalkıp şöyle dedi: “Bana şu; “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, halkın en hayırlısı da onlardır.”‌ ayetini açıkla.”‌ Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:

“Onlar biz ve bize tabi olanlardır. Biz de kıyamette alnı aklardan olacağız. Onlar da yüzlerinden tanınacaktır.”‌

Hakeza imam Ahmed bin Hanbel Müsned’de, Şeyh Süleyman Belhi Yenabi’ul- Mevedde 14. Bab’ın zımnında s. 74’de, İbn-i Abbas’dan naklen Hz. Ali (a.s)’ın minberde şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Beni kaybetmeden bana Allah’ın kitabından sorun. Her ayetin nerede nazil olduğunu, dağda mı, yumuşak toprak da mı indiğini herkesten iyi bilirim. Bana fitneleri sorun, her fitnenin ne zaman kopacağını ve onda öldürülecekleri bilirim.”‌

İbn-i Sa’d Tabakad’da, Ebu Abdullah Muhammed bin Yusuf-u Genci Kifayet’ut- Talib’in 52. babında (bu konuya özgü kılmıştır), Hafız Ebu Naim İsfahani, Hilyet’ul- Evliya, c. 1, s. 68’de müsned olarak Hz. Ali (a.s) nin şöyle buyurduğunu rivayet etmekteler:

“Allah-u Teala’ya and olsun ki, inen her ayetin kimin hakkında indiğini, nerede indiğini, neyin üzerine indiğini bilirim. Allah-u Teala bana bir kal,p kamil akıl ve konuşan bir dil verdi.”‌

Aynı kitaplarda Hz. Ali (a.s )’dan şöyle rivayet edilmiştir:

“Bana Allah’ın kitabından sorun; inen her ayetin gece mi indiğini yoksa gündüz mü indiğini, yumuşak toprağa mı yoksa sert dağlara mı indiğini bilirim.”‌

Harezmi, Menakıb’da, A’maş’dan, o da İbaye bin Rab’i’den şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Hz. Ali (a.s) defalarca şöyle buyurmuştur:

“Beni kaybetmeden bana sorun, Allah-u Teala’ya and olsun ki ben bitkili bitkisiz her toprağı, kıyamete kadar yüz insanı saptıran veya yüz insanı doğru yola eriştiren her topluluğun önderini, sevk edenini ve çağıranını herkesten çok bilirim.”‌

Suyuti Tarih’ul- Hulefa, s. 124’de, Bedruddin Hanefi, Umdet’ul- Kari’de, Taberi, Riyaz’un- Nazre, c. 2, s. 198’de, Suyuti, Tefsir-u İtkan, c. 2, s. 319’da, Askalani, Feth’ul- Bari, c. 8, s. 485’de ve Tehzib’ut- Tehzib, c. 7, s. 338’de, Hz. Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedirler:

“Bana sorun. Allah-u Teala’ya and olsun ki, kıyamete kadar olacaklar hakkında sorduğunuz her şeyi size haber veririm. Benden Allah’ın kitabını sorun. Allah-u Teala’ya and olsun ki her ayetin gece mi indiğini, yoksa gündüz mü, yumuşak toprakta mı, yoksa dağda mı nazil olduğunu bilirim.”‌

Acaba bu beyanlar gaybi bilmek değil midir? Gaybi bilmeyen birisi dost düşman karşısında böyle bir iddiada bulunabilir mi? Biraz adetlerden uzaklaşacak ve insaf gözüyle bakacak olursanız Hz. Ali (a.s)’ın gaybi bildiğini, amel makamında da bunu açığa vurup gayptan haber verdiğini açıkça görürsünüz.


PEŞAVER GECELERİ:Peygamber (s.a.a) İlimden Bin Kapı Hz. Ali’nin Yüzüne Açtı

PEŞAVER GECELERİ:“Ben Hikmet Eviyim”‌‌‌ Hadisinin Beyanı

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)