• Nombre de visites :
  • 1138
  • 28/10/2012
  • Date :

PEŞAVER GECELERİ:Muhaliflerin Muaviye İle Yezid’in Hilafetlerini Savunmaları ve Onların Cevabı

peşaver geceleri:muhaliflerin muaviye ile yezid’in hilafetlerini savunmaları ve onların cevabı

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Şeyh: Sizin gibi birisinin, Müslümanların halifesi Yezit bin Muaviye’yi kafir ve fasık ilan etmesi gerçekten şaşırtıcıdır. Siz, Emir’ul- Mu’minin ve Mu’minlerin dayısı Muaviye bin Ebi Süfyan’ın Yezid’i hilafet makamına atadığını ve Muaviye’yi ise ikinci halife Ömer ve üçüncü halife olan mazlum Osman’ın (r.z), Şam’a Müslümanların emiri olarak nasbettiğini bilmiyor musunuz? Hilafete layık olduğu için de halk onları kabul etmişti. Siz Müslümanların halifesine küfür, mürtet nisbetinin yanı sıra, onların hilafetini kabul eden bütün Müslümanlara ve onları hilafet makamına getiren önceki halifelere de büyük ihanet ettiniz.

Yezid hilafeti döneminde sadece bir hata ve terk-i evla yaptı, o da onun hilafeti döneminde Resulullah (s.a.a)’ın reyhanesini katlettiler. Bu iş ise affedilebilir ve görmezlikten gelinebilir bir ameldir. İşte o bundan dolayı tövbe etti. Bağışlayıcı olan Allah da onun suçundan geçti. Nitekim İmam Gazali ve Dimyeri bu konuyu kitaplarında genişçe ele almış ve halife Yezid’in temizlik ve paklığını ispat etmişlerdir.

Davetçi: Taassup derecenizin, serkeş Yezid’i savunacak kadar çok olduğunu hiç sanmıyordum.

Buyurmuş olduğunuz şu anlamdaki: “Onun (Yezid’in) ataları onu hilafet makamına getirdikleri için Müslümanların körü körüne onu kabul etmeleri ve onun sözlerine uymaları gerekir”‌ sözünüze gelince; bu sözünüz, akıl sahiplerince, özellikle ilim, hikmet ve (sözde) demokrasi dönemi olan bu zamanda kabul edebilecek bir şey değildir.

İşte bundan dolayı biz, böylesi mahzurlara duçar olmamak için halifenin masum olması ve Allah tarafından tayin edilmesinin gerekliliğine inanıyoruz.

“İmam Gazali, Dimyeri vb. gibileri Yezid’in yaptıklarını savunmuşlardır.”‌ sözünüze gelince de; Onların da -sizin gibi- taassupları akıllarına ve ilimlerine galip gelmiştir. Taassubu aklına galip gelmeyen hiçbir kimse, Yezid gibi çirkef bir insanın savunuculuğunu yapmaz. Çünkü Yezid’in savunulacak hiçbir yönü yoktur.

“Yezid sadece bir hata ve sürçme yaptı, o da İmam Hüseyin’in şehit edilmesidir”‌ sözünüze gelince de; Öncelikle şunu bilin ki, hiçbir suçu olmadan büyüklü-küçüklü 72 yaranıyla beraber Resulullah (s.a.a)’ın bedeninin bir parçası olan İmam Hüseyin’in şehit edilmesi, onların namuslarının (yani kadınlarının) kafir esirleri gibi esir alınması sadece bir hata değil, aksine büyük günahlardandır da. Sonra Yezid’in çirkin amelleri ve kafirliliğinin sebebi sadece İmam Hüseyin (a.s)’ı şehit ettiği için değildir. Onun küfr ve mürtetliğini ispatlayan birçok deliller vardır.

Nevvab: Kıble sahip (alicenap)! Yezid’in küfr ve mürtetliğini ispatlayan daha açık deliller varsa, onları söylemeniz rica olunur.

Yezid’in Küfr ve Mürtetliğine Dair Deliller

Davetçi: Yezid’in küfür ve mürtetliğine dair birçok delil vardır. Örneğin, o hem sözlerinde, hem de şiirlerinde içindeki küfrünü açığa vurmuştur. Özellikle şaraba ait şiirleri açık delillerdir. Mesela bir şiirinde şöyle diyor:

Üzüm şarabının doğuşu sakinin eliyledir.

Batışı ise benim ağzımdır.

Eğer şarap Muhammed’in dininde haramsa,

O halde onu İsa Mesih’in dini üzere al.

Yine bir şiirinde özetle şöyle diyor:

Dünya sadece bu dünyadır. Bu alemden başka alem yoktur.

Öyleyse bu alemin lezzet ve nimetlerinden el çekmeyelim.

Bu şiirlerin hepsi onun divanında mevcuttur. Ebu’l- Ferec bin Cevzi “Er- Redd-u Ala’l- Mutaasıb’il- Anid”‌ adlı kitabında buna tanıklık ediyor. Onun kafir, zındık ve mülhit olduğuna dair delillerden bir diğeri, Sibt bin Cevzi’nin “Tezkire”‌de ve dedesi Ebu’l- Ferec’in genişçe naklettiği şiirlerdir. O şiirlerinden birinin başlangıcında (sevgilisine hitap ederek) şöyle diyor:

Aliye yanıma gel, yaklaş bana, sözünü bana söyle

Çünkü yavaş konuşmayı sevmem ben

Kıyametten söz eden O şahıs, yalan sözler söylüyor.

O, kalpleri saz ve sözden uzaklaştırıyor.

Nitekim “Dik’ul- Cin”‌ diye tanınan ve Şia’nın büyük fakih, alim, fazıl ve ediplerinden olan İbrahim bin İshak, Abbasi halifelerinden Harun’ur- Raşid’in yanında Yezid’in bütün şiirlerini okuduğunda Harun elinde olmaksızın Yezid’e lanet edip şöyle dedi: “Zındık, yaratıcıyı ve kıyameti tamamen inkar etmiştir.”‌

Onun küfr ve ilhatliğine delil olan şiirlerinden bazıları neşeli vakitlerinde şarkı söylerken söyledikleri sözlerdir. Şiirlerinin birisinde şöyle diyor (arkadaşlarına hitapla):

Kalkın saza ve söze kulak verin.

Halis Şarap için ve dini hurafeleri bırakın kenara.

Saz, ezan sesini bana unutturmuştur.

Şarkıcı yaşlı kadınları, cennet ve hurilerle değiştim.

Maktel kitaplarında, hatta Sibt bin Cevzi “Tezkire”‌ kitabının 148. sayfasında şöyle naklediyorlar:

Resulullah (s.a.a)’in Ehl-i Beyt’ini Şam’a getirdiklerinde, Yezid, kasrının Ciyrun[8] yönüne bakan tarafında oturup şu küfür dolu şiirini okudu:

Âl-i Muhammed esirlerinin yükleri görülmeye başladığında, Karga seslenmeye başladı.

Dedim ki, ey karga[9] seslensen de seslenmesen de ben Peygamber’den borcumu (öcümü) aldım.

O şunu demek istiyordu: “Uhud’da, Bedir’de ve Huneyn’de öldürülen amca ve akrabalarımın intikamını, Peygamber’in evlatlarını öldürmekle aldım.”‌

Yezid’in küfrüne delalet eden delillerden diğer biri de, Hz. Peygamber’in evladını şehit ettikten sonra, şenlikler düzenleyip Abdullah bin Zeb’ari’ye ait olan küfür şiirlerini okumasıdır. Sibt bin Cevzi, Ebu Reyhan-i Biyruni vb. gibi alimler bu şiirleri kaydetmişlerdir. Yezid bu şiirlerde, müşrik ve kafir olan ve büyük Bedir savaşında Allah ve Resulünün emriyle öldüren atalarının dirilmesini arzu ediyor. Galiba şiirin 2 ve 5. beyitleri Yezid’in kendisinindir. O bu şiiri, Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların yanında okunmuştur! O şiir şudur:

Keşke Bedir savaşında ölen kabilemin yaşlıları, Hazreç kabilesinin (Uhud savaşında) inmelerini görselerdi.

Görselerdi mutlu olup derlerdi ki; eline sağlık ey Yezit.

Bedir’de ölenlerimize karşı, biz de (bugün) Onların büyüklerini öldürerek eşitleştik.

Beni Haşim, saltanatla oyun oynadılar.

Ne gökten bir haber gelmiş ve ne de vahiy nazil olmuş.

Beni Ahmed (Peygamber)’in evlatlarından intikam alamasam, Ben Handef [10] ailesinden değilim.

 Biz kanımızın karşılığını, Ali’nin yiğit ve kahraman oğlunu öldürmekle aldık.

Ebu’l- Ferec, Şeyh Abdullah bin Muhammed bin Amir-i Şibravi “El-İthaf bi-Hubb’il- Eşraf”‌ adlı kitabında ve Hatib-i Harezmi “Makte’ul- Hüseyin”‌ adlı kitabının 2. cildinde vs. alimleriniz şöyle yazıyorlar: “Mel’’un Yezit, İmam Hüseyin (a.s)’ın mübarek dudak ve dişlerine elindeki çubuk ile vururken mezkur şiirleri söylemiştir.

Ehli Sünnet Alimlerinin, Melun Yezid’e Laneti Câiz Bilmeleri

Sizin pek çok alimleriniz, o mel’un zındığı kafir bilmişlerdir. Hatta Ahmet bin Hanbel (Hanbelilerin imamı) ve birçok büyük alimleriniz Yezid’e lanet okunmasını câiz bilmişlerdir. Özellikle Abdurrahman Ebu’l- Ferec bin Cevzi bu konuda “Er- Red-u Al’el- Mutaassıb’il Anid’il Mani an La’n-i Yezid lanehullah”‌ adlı kitabı yazmıştır. Ebu’l- Ala el-Muarra ise bu konuda şu şiiri söylemiştir:

Zamanın, sürekli olarak tevhid ve tevhid ehlinin aleyhine şeytani planlar çizdiğini görmekteyim.

Benim şaşkınlığım gittikçe durmadan artmaktadır.

Acaba Kureyşiniz, başta Yezid olmak üzere Hz. Hüseyn’i şehit etmedi mi?

Ama Gazali gibi bir takım mutaassıp alimleriniz ise Yezid’in taraftarı olup o melunun yaptıklarını temize çıkarmak için mantıksız ve komik özürler getirmişlerdir.

Halbuki alimlerinizin çoğu, Yezid’in zalimane ve küfür dolu amellerini teferruatıyla yazmışlardır.

Nitekim Dimyeri “Hayat’ul- Heyavan”‌ kitabında, Mesudi “Müruc’uz- Zeheb”‌de şöyle yazıyorlar:

“Yezid’in birçok maymunu vardı. Onlara ipekten elbiseler giydirir, boyunlarına altın gerdanlıklar takar, sonra atlara bindirirdi.

Yine boyunlarına gerdanlık takılı birçok köpeği vardı. Onları kendi eliyle yıkayıp altın kaplarda su verirdi. Onların artığını kendisi içerdi. Çok alkollü meşrubat içtiğinden daima mest ve sarhoş idi.”‌

Mesudi “Müruc’uz Zeheb”‌in 2. cildinde şöyle yazıyor:

“Yezid’in sireti (tavır ve hareketleri) Firavunluk siretiydi. Hatta Firavun yönetimde ondan daha adil idi. Onun saltanatı İslam için büyük bir utanç kaynağı oldu. Şarap içmesi, Hz. Peygamber’in oğlunu şehit etmesi, O Hazretin vasisine (Ali bin Ebi Talip) lanet okuması, Kabe’yi yakıp tahrip etmesi ve birçok kanları dökmesi, Özellikle Medine halkını katliam etmesi, sayısız fısk ve fücurları gibi birçok iğrenç amelleri onun bağışlanmayacağını göstermektedir.”‌

Nevvab: Kıble sahip (alicenap), Medine halkının Yezid’in emriyle katliam edilmesi konusunun ne olduğunu beyan etmenizi rica ediyorum.

Davetçi: Tarihçiler, özellikle Sibt bin Cevzi “Tezkire”‌nin 63. sayfasında şöyle yazıyor:

“Hicretin 62. yılında Medine halkından bir grup Şam’a gittiler. Yezid’in kötü amel ve küfriyatını görünce Medine’ye dönüp biatlerini bozup açıkça ona lanet ediyorlardı. Yezid’in Medine’deki valisi Osman bin Muhammed bin Ebi Süfyan’ı da şehirden dışarı çıkardılar. Abdullah bin Hanzele (meleklerin gusül verdiği şahıs) şöyle dedi:

“Ey insanlar! Biz eğer Şam’dan gelip Yezid’in aleyhine ayaklandıysak, bunun sebebi onun dinsiz olduğu, anneleri, kızları ve bacılarıyla cinsel ilişkide bulunduğu, şarap içtiği, namaz kılmadığı ve Peygamber’in evlatlarını öldürdüğü içindir.”‌

Yezid’in Biatini Bozdukları İçin Medine Halkının Katliam Edilmesi

Yezit bu haberi duyunca, Müslim bin Akabe’nin komutanlığında Şam halkından oluşan büyük bir orduyu Medinelilerin isyanını bastırmak için yolladı. Üç gün, üç gece, Medinelileri katliam ettiler. İbn-i Cevzi, Mesudi vs. tarihçiler şöyle yazıyorlar:

“O kadar çok insan öldürdüler ki, sokaklarda kan akmaya başladı, halk kan gölü içindeydi! Hatta kan Resulullah (s.a.a)’in kabrine ulaştı ve Mescid’ün- Nebiy kanla doldu.

Ensar, Muhacir ve halkın ileri gelenlerinden 700 kişiyi öldürdüler. Normal halktan ise 10 bin kişiyi katlettiler. Müslümanların namuslarına dokunmalarını zikretmekten utanç duyuyorum. Sadece Sibt bin Cevzi’nin “Tezkire”‌de (s.163), Ebu’l- Hasan Medaini’den naklettiği şu cümleyle yetiniyorum: “Hirre olayın (Medine halkının katliam)’dan sonra, bin kadın, evlenmeksizin çocuk dünyaya getirdiler.”‌ (Yani Şam ordusu onları hamile bırakmıştı.)

Bundan fazla meclisin vaktini almak istemiyorum. Zihinlerin aydınlanması için bu kadarı yeter.

Şeyh: Söylediklerinizin hepsi sadece Yezid’in fasık olduğunu gösterir ve günahkar fasıkın işlediği ameller ise affedilebilir şeylerdir. Yezid de kesinlikle tövbe etmiş ve Allah da onu bağışlamıştır. Çünkü Allah günahları bağışlayıcıdır. O halde siz neye dayanarak ona daima lanet ediyor ve melun diyorsunuz?

Davetçi: Bazı avukatlar, hak kendilerine aşikar olsa dahi, ellerine bir şeyler (para- mal gibi) geçmesi için yine de son fırsata kadar müvekkillerini savunmaktalar. Bilemiyorum, alicenabınız hangi menfaatler için o melun Yezid’i bu kadar savunuyor ve o tövbe etmiştir, diyorsunuz. Oysaki onun küframiz sözleri, evliyaullahı şehit etmesi, Medine halkının katliamı vb. amelleri onun tövbe ettiği konusuyla tamamen çelişmektedir. Sizin; “Yezid tövbe etmiştir”‌ diye buyurduğunuz söz rivayettir ve sabit de olmamıştır, ama bizim naklettiğimiz olaylar dirayettir; rivayet dirayetin karşısında duramaz.

Acaba mebdei, meadı (Allah’ı, ahireti), vahyi, peygamberliği inkar etmek ve mürtet olmak size göre lanet okumaya sebep olan şeyler değiller mi? Acaba Allah, Kuran-ı Kerim’de zalimlere açıkça lanet etmiyor mu? Size göre Yezit zalim değil midir?

Sayın Yezid bin Muaviye’nin savunuculuğunu yapan avukat! (Toplantıda bulunanların şiddetle gülmesi.) Eğer bu getirdiğim delilleri yeterli görmüyorsanız, sizin izninizle kendi büyük alimlerinizin naklettiği iki hadisi aktarayım ve konuyu kapatalım artık:

Müslim ve Buhari Sahihlerinde (Sahih-i Müslim ve Sahih-i Buhari), Allame Semhudi “Tarih’ul- Medine”‌de, Ebu’l- Ferec İbn-i Cevzi “Er- Red-u Ala’l-Mutaasıb’il- Anid”‌de, Sibt bin Cevzi “Tezkire”‌de, İmam Ahmed bin Hanbel “Müsned”‌de vb. şahıslar Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir:

“Kim Medine halkını zulümle korkutursa, Allah da (kıyamet günü) onu korkutur. Allah’ın, meleklerinin ve tüm insanların laneti böyle bir adamın üzerine olsun. Kıyamet günü, Allah Teala böyle birisinin hiçbir amelini kabul etmez.”‌

Yine şöyle buyurmuştur:

“Benim şehrimi (Medine halkını) korkutana Allah lanet etsin.”‌

Acaba Medine’de yapılan katliam, ırzlara geçme ve malların yağlanması, Medine halkının korkmasına sebep olmamış mıdır? Eğer bunu kabul ediyorsanız bilin ki, Allah, Peygamberi, melekleri ve bütün insanlar o alçak insana lanet etmiş ve kıymete kadar da lanet edeceklerdir.

Alimlerinizin çocuğu Yezide lanet etmiş ve ona laneti de câiz bilmişlerdir. Bu konuda kitaplar da yazmışlardır. Örneğin: Allame Abdullah bin Muhammed bin Amir Şibravi eş- Şafii “El- İthaf bi Hubb’il- Eşraf”‌ adlı kitabının 20. sayfasında Yezide lanet etme konusunda şunu naklediyor:

Molla Sa’d Taftazani’nin yanında Yezid’in adını söylediklerinde o şöyle dedi: “Allah’ın laneti ona, onun ashabına ve onun yardımcılarının üzerine olsun.”‌

Allame Semhudi “Cevahir’ul- Akdeyn”‌den şöyle naklediyor: “Alimler, Hz. Hüseyin (r.z)’ı katledene, onu öldürmeye emir ya da izin verenlere veya onun katline razı olanlara lanet etmenin câiz olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.”‌

Yine İbn-i Cevzi, Ebu Ya’la ve Ahmed bin Hanbel’den Kur’an ve hadisler açısından Yezid’in lanetli olduğunu ispat eden deliller getirdiklerini nakletmektedir. Meclisin vakti onları burada saymama izin vermiyor.

Eğer vakit geçmeseydi, bu konu üzerinde daha fazla dururduk. Beyler bu mukaddimeden anlayın ki, İmam Hüseyin (a.s)’ın İslam ve Müslümanların üzerinde büyük bir hakkı vardır. Çünkü O, mazlumiyet gücüyle böyle bir zulüm ve zalimin kökünü kazıdı. Kendi kanıyla, ve Ehl-i Beyt’inin kanıyla, Beni Ümeyye’nin, özellikle de melun Yezid’in zulmüyle kurumakta olan “La ilahe illallah”‌ ağacını sulayıp İslam ve tevhide yeniden hayat kazandırmıştır.

Üzülmesi gerekli olan şey şu ki, siz, İmama Hüseyin (a.s)’ın hizmetlerini takdir etmek yerine O’nun ziyaretine gidenlere itiraz ediyor, onları kınıyor ve onlara ölüye tapanlar diye isim takıyorsunuz. Her yıl milyonlarca insanın, İmam Hüseyin (a.s)’ın ziyaretine gittiğinden ve onun için matem tutup o mazlumun garipliğine ağladığından dolayı yakınıyorsunuz. Gerçekten de bu yaptığınız, çok üzücü bir şeydir.


[8] - Yakut Himvi “Mucem’ul- Buldan”‌da şöyle diyor: Ciyrun, sütunları üzerine yapılmış geniş tavandır. Burası Şam’ın giriş kapısına yakındır. Onun etrafında bir şehir var ki eskiden zorbalardan biri orada bir kale yaptırmıştı. Sonraları “Sabiin”‌ orada imaret yaptılar. Onun içinde müşteri çekmek için bir mabet de vardı. Orası halkın eğlence yeriydi.

[9] - Karga sesi Araplarda kötüye yorumlanır.

[10] - Handef, Yezid’in atalarından biridir.

PEŞAVER GECELERİ:Ziyaretin Adabı Hakkında

PEŞAVER GECELERİ: Türkmen, Harezmi, Özbek ve Afganların, İranlılara Karşı Yaptıkları Çirkin İşlerine Bir Bakış

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)