• Nombre de visites :
  • 1325
  • 3/11/2011
  • Date :

Huneyn Savaşı -3

huneyn savaşı

PEYGAMBER VE FEDAKAR BİR GRUP MÜSLÜMANIN MUKAVEMETİ

Vahşet ve karışıklık sebebiyle firara kalkışan Müslümanların hali Peygamber’i oldukça üzdü. Zira  o, bir an bile  geç kalacak olursa tarih mihverinin değişeceğini, beşer toplumunun yolunu şaşıracağını  ve şirk  ordusunun tevhid ordusuna galip geleceğini çok derinden ihsas ediyordu. Bundan dolayı merkebinin  üzerinden yüksek bir sesle şöyle seslendi: “Ey Allah’ın dostları, Peygamber’in ensarı! ben Allah’ın kulu ve Resulüyüm.”‌ Bu cümleyi söyledikten sonrada atını  mahmuzlayarak savaş meydanlarına doğru “ki, Malik’in askerleri orayı kendilerine cirit yeri kılıp bir grubu öldürmüş diğer bir grubu da öldürüyorlardı.”‌ Harakete geçti. Emir-el Mü’minin, Abbas, Fazl b. Abbas, Usame ve Ebu Süfyan b. Haris’den  ibaret olan fedakar bir grup Müslüman da Peygamber’in ardından haraket ettiler.[5] Öyle ki, savaşın başından beri bir an olsun ondan gaflet etmemişler ve daima onun canını korumaya çalışıyorlardı.

Peygamber, duyurucu ve yüksek bir ses tonuna sahip olan kendi amcası Abbas’a yüksek bir sesle şöyle seslenmesini emretti:“Ey Peygamber’e yardım eden ensar, Rızvan ağacı altında Peygamber’e biat edenler! Nereye gidiyorsunuz? Peygamber buradadır..!”‌ Abbas’ın sesini işittiklerinde onları dini  gayret ve hamiyetleri tahrik etti. Hemen hep bir ağızdan; “Lebbeyk, lebbeyk!”‌ diyerek kahramanca Peygamber’in tarafına geri döndüler. Abbas’ın üst üste yaptığı çağrılar ki, Peygamber’in selamette olduğunu müjdeliyordu, firar eden grupların büyük bir  nedamet ve pişmanlık içerisinde  grup grup Peygamber’in  etrafına geri dönmelerine  ve düşman askerleri karşısında saf tutmalarına  sebep oldu. Müslümanlar, Peygamber’in emri ile firarlarını utanç verici  lekelerini  temizleyebilmek için genel bir saldırıya  geçtiler ve çok kısa  bir zaman içerisinde düşman geri çekilme ve firar etme zorunda kaldı.

Peygamber Müslümanlara cesaret  vermek maksadıyla  şöyle buyurdu:“Ben, Allah’ın  Peygamberi’yim ve hiç bir zaman yalan söylemem; Allah bana zafer vadetmiştir. Bu  askeri taktikler, “sakif”‌ ve “hevazın”‌ Kabilesinin genç ve savaşçı  askerlerinin kadın ve  mallarını da  orda bırakarak  “Evtas”‌ ve  “Nahle”‌ bölgelerine ve  taif kalelerine  doğru firar etmelerine  ve bir kısmınında öldürülmesine sebep oldu. Savaş ganimetleri: “Müslümanların bu savaştaki kayıpları 8 kişiden İbaretti.[6]  Ama düşmanlar altıbin esir, yirmi dört bin koyun ve dört bin vakiyye[7] de  gümüş bırakarak arkalarına  bakmadan firara kalkıştılar.”‌Peygamber destur vererek bütün ganimet ve  esirlerin “Ceirrane”‌ denilen  bölgeye götürülmesini istedi. Esirleri özel evlerde göz altına  alarak emniyetleri  için de güvenlik nöbetçileri  tayin edildi. Ve bütün  ganimetlerin  el değmeden  öylece bırakılmasını  emretti. Bununla “Evtas”‌ “Nahle”‌ ve “Taif”‌ bölgelerine  doğru kaçan düşmanları takip etmeyi amaçlıyordu.


5- Vakidi kendi “Meğazi”‌sinde Emir-el Mü’minin Fedakarlıklarının bir kısmını zikretmiştir. (c.3 s.602)

6-İbn-i Hişam kendi siresinde kayıp sayısının dört kişi olduğunu yazmaktadır ama böyle yaygın bir savaşta ölü sayısının fazla olması daha muhtemeldir.

7-Bir Rıtl 2564 gramdır. “Vakiyye”‌ ise Rıtlin on iki de birdir. (1/12) Bundan dolayı “Vakiyye”‌ takriben 213 gramdır. Ve 4.000 vakiyye 852 kg etmektedir.

“Allame Cafer Sübhani”‌nin “Ebediyet Nuru”‌ adlı kitabından alıntıdır.

Sayfa:601


Huneyn Savaşı -1

Huneyn Savaşı -2

Büyük Bedir Savaşı-1

Büyük Bedir Savaşı-2

Büyük Bedir Savaşı-3

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)