• Nombre de visites :
  • 946
  • 22/10/2011
  • Date :

İslamın Ekonomik Kalkınma İle İlgili Öğretileri-1

islamın ekonomik kalkınma ile ilgili öğretileri

İslam’ın yasama ve icra konusundaki pek çok kanun ve ilkeleri belli tarz bir ekonomik yapılanmayla ilgilidir. Bu ilke ve kurallar İslam’ın ekonomiyle ilgili genel yaklaşımını ortaya koymaktadır.

Bu makalede kalkınma, insanın doğayı kontrol altına alması, İslam’ın kalkınma ve yatırımla ilgili tavsiyeleri, toprağın kullanılması, arazilerin kullanışlı hale getirilmesi ve zekât gibi konular genel olarak ele alınıp İslam’ın ekonomik kalkınmayla ilgili yaklaşımları gösterilmeye çalışılacak ve ilahi dinlerin özellikle de İslam dininin bir yandan ekonomik gelişmeyi tavsiye ederken diğer yandan da vaz ettiği değerlerle bu kalkınmanın insan ve doğanın yararına olmasını nasıl sağladığı anlatılmaya çalışılacaktır.

Kalkınma kavramı

Kalkınma kavramı yarım yüzyıldan fazla bir zamandır ekonomistler ve sosyologları kendisiyle meşgul etmekte ve onları çoğu üçüncü dünya ülkeleriyle ilgili olan pek çok yeni görüş ortaya atmaya zorlamaktadır. Bu kavram ortaya çıkalı yarım yüzyıldan daha fazla olmasına rağmen hala mahiyeti bakımından üzerinde anlaşılmış bir tanıma sahip değildir. Başlangıçta yani bin dokuz yüz atmışlarda kalkınma kavramı ekonomik kalkınma alanıyla sınırlı olarak kullanılıyordu. Bu yüzden bu dönemlerde kalkınma kavramı daha çok herhangi bir ülkenin yıllık üretim miktarının artması anlamına geliyordu. Bin dokuz yüz atmışlardan sonra değişim kavramı da ilerleme kavramına eklendi ve kalkınma kavramı hem ekonomik ilerleme hem de değişimle birlikte tanımlanmaya başlandı. Böylece insan yaşamının standartlarını daha iyi hale getirme de kalkınma kavramının tanımında göz önünde bulundurulmaya başlandı. Sonraki aşamada kalkınma konusu insan merkezli bir yaklaşımla ele alınarak insanın kalkınma da daha fazla rol alması gerektiği üzerinde durulmaya başlandı. Bin dokuz yüz elli yedi de UNESCO kalkınmanın insanın sosyal yaşamının bütün yönlerini kuşatması gerektiğini açıkladı. Doksanlı yıllarda kalkınmayla ilgili yeni yaklaşımlar benimsendi ve nihayet zamanımızda kalkınmanın sürekli olabilmesi için insani kalkınmadan bahsedilmeye başlandı. Bu da bir toplumda yaşayan insanların maddi ve manevi imkânlardan eşit olarak yararlanabilmesi anlamına geliyordu. Batı tarafından üçüncü dünya ülkelerine ihraç edilen kalkınma kavramının geçirdiği tanımsal değişikliklerde iki şey sabit olarak kalmıştır. Bunlardan birincisi kalkınmamış ülkelerle kalkınmış ülkelerin birbiriyle mukayese edilmesi. Dolayısıyla kalkınmanın kıstası ve anlamı kalkınmış batılı ülkelerin mevcut durumuydu. İkincisi ise kalkınma kavramının bu süreçteki rolü ve işlevi. Tabii kalkınma kavramının tanımsal olarak geçirdiği bu tarihi değişimler bu kavramın tamamen teorik olan bir tanımını yapma teşebbüslerinin önünü de kesmedi. Ama batıdan doğuya ihraç edilen kalkınma kavramı beraberinde fakirlik, eşitlik, özgürlük, ihtiyaç, üretim, tüketim, yaşam koşulları, katılım, yaşama standardı ve devlet gibi önceden batılı anlamda tanımlanmış olan kavramlarla geldiği için kalkınma kavramının tam ve doğru bir tanımını yapabilmek için bütün bunların da göz önünde bulundurulması gerekir. Bütün bunlar yüzünden kalkınma ne şekilde tanımlanmış olursa olsun her zaman beraberinde bir toplum modeli ve sömürü projesiyle beraber olacaktır. Çok genel anlamıyla kalkınma; insan yaşamının bütün boyutlarıyla daha iyi hale getirilmesi süreci olarak tanımlanmıştır. Bu öyle bir süreçtir ki zamanla fakirlik, eşitsizlik ve işsizlik azalırken ekonomik refah herkes açısından nispi bir şekilde artmaya başlar.


İslamın Ekonomik Düzeni-1

İslamın Ekonomik Düzeni-2

İslamın Ekonomik Düzeni-3

İslamın Ekonomik Düzeni-4

İslamın Ekonomik Düzeni-5

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)