• Nombre de visites :
  • 1203
  • 2/10/2011
  • Date :

Şair Dakiki

şair dakiki

Ebû Mansûr Muhammed b. Ahmedi Dakîkî, Sâmânî döneminin ünlü şairlerinden ve Şâhnâme’yi nazmetmeye adım atan ikinci şairdir. Doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Fakat büyük bir ihtimalle, IV/X. yüzyılın ilk yarısının ortalarındadır. Doğum yeri de ihtilaflıdır. ‘Avfî, onu Tuslu olarak niteler, Hidayet, Mecma‘u’l Fusahâ’da, ”Kimileri onu Belh’li, kimileri de Semerkantlı olarak kabul eder.”‌ demektedir. Lutf Ali Begi Âzer, onu Semerkantlı şairler arasında zikretmiştir. Zerdüştîlik dinine mensuptu. Fakat zamanın gereği olarak Müslüman isim ve künyesi taşımaktaydı. Onun şiirlerinden Zerdüşt dinine mensup olduğu açıkça görülmektedir.[1] Hayatının sonuna dek dinine bağlı kaldı.

Hayat hikayesi incelendiğinde ortaya çıkan nokta, onun gençliğinde şairlikle uğraştığı ve daha genç iken öldürüldüğüdür. Bir kölenin eliyle gerçekleşen bu olay, kesinlikle  370/980 ya da 371/981 yılından öncesine bağlıdır. Zira Şâhnâme’yi nazmetmeye bu yılda başlayan Firdevsî, Dakîkî’nin öldürülmesinden söz etmiştir. Diğer taraftan da onun Nûh b. Mansûr’un (365/975’ten 387/997 yılına kadarki saltanatı) emriyle Şâhnâmei Ebû Mansûrî’yi nazmetmeye başlamış olduğunu biliyoruz. O halde onun öldürülüşü, 365/975 yılından sonra ve 370/980 yılından önce gerçekleşmiş olmalıdır. Mantıkî açıdan da  367369/977979 yılları arasındaki olaylarla bağlantılı olmalıdır.

Dakîkî’nin önemi, onun medhiye (övgü) şiirlerindedir. Sâmânî padişahlarından Ebû Sâlih Mansûr b. Nûh (350365/961975) ve Ebû’lKâsım Nûh b. Mansûr (365387/975997); Sâmânîlere bağlı emirlerden Çagânîler emiri, Emir Fahruddevle Ahmed b. Muhammed b. Muhtâc’ı övmüş ve galiba Çagânîler emirlerine büyük bir bağlılık içindeymiş ve onların emirliğinin özel övgücülerindendi. Yine bu Çagânî hanedanından Emir Ebû Sa’di Muzaffer ve Emir Ebû Nasr b. Ebû Ali’yi övmüştür.

Dakîkî’den geriye kalan kaside, gazel, kıta ve dağınık beyitler, özellikle Lubâbu’lElbâb ve Mecma‘u’l Fusahâ gibi tezkire kitapla‌rında, Târîhi Beyhakî, Tercumânu’lBelâga, Dakâiku’ssihr ve elMu’cem gibi tarih ve edebiyat kitaplarında ve özellikle Esedî’nin Lugati Furs gibi lügat kitaplarında yer almaktadır. Bunların tümü, bu üstad şairin üstatlığına, maharetine, hayalinin dikkatine, an‌lamın le‌tafetine, lafızların akıcılığına tam anlamıyla işaret etmektedir. Fakat onun Geştaspnâme[2] adlı ölümsüz ve önemli eseri, Şâhnâme’nin Geştasp’ın saltanatı, Zerdüşt’ün ortaya çıkışı ve Geştasp ile Tûrânlı Ercâsp arasındaki dinsel çatışma konusundaki bir bölümü‌dür.

Şâhnâme’nin nazmedilmesine Şâhnâmei Ebû Mansûrî’nin telifinden sonra başlanması ve onun meşhur olup revaç bulması, 365/975 yılında tahta geçen Nûh b. Mansûr’un padişahlığı döneminde olmuş ve onun emriyle gerçekleşmiştir. Fakat şair, henüz onun bin beytini[3] bitirmemişken bir kölenin eliyle öldürüldü. Bu bin beyit aşağıdaki beyitle başlar:

Lohrâsp Geştasp’a tahtı verince tahttan indi ve silahı kuşandı.

Şu beyitle de son bulur:

Husrev’in sesine kulak verdiler, kulak ve zekayı ona teslim ettiler.

Belki de nazmedilmek üzere İran şahları tarihinden bu bölümün seçilmiş olması, onun olaylarının Dakîkî’nin inandığı peygamber olan Zerdüşt’ün ortaya çıkışını kapsamasıdır. Bu bin beytin konusu, bazı bölümler dışında, görüldüğü kadarıyla Şâhnâmei Ebû Mansûrî’de Geştasp destanı yazılırken kendisinden istifade edilen Ayâtkârı Zerîrân adlı Pehlevîce kitap ile bağlantılıdır.

Dakîkî, hiç şüphe yok ki IV/X. yüzyılın büyük şairlerinden biridir. Onun çeşitli şiir türlerinde kalem oynatmış olması ve tüm alanlarda göstermiş olduğu güç, onun kelamın fesahati, sözün akıcılığı, tabiatının gücü, beyan kuvveti ve zihin açıklığı üzerindeki etkinliğinin bir delilidir. Onun güzel tagazzülleri, latif gazelleri, üstün methiyeleri ve geniş vasfedişleri, tüm şiirlerinde kullanmış olduğu ince mana, yeni mazmunlar ve çekiciliğiyle şiirine özel bir çekicilik ve parlaklık bağışlamaktadır. Özellikle övgü kasidelerine mükemmellik bağışlamıştır. Kendisi de bu noktadaki maharetinin bilincinde olmuş ve şöyle demiştir:

Övgü benim yanıma geldiği ana dek çıplaktı, benim güzellik ve süsümle giysi ve elbise buldu.

Onun kimi kasideleri öyle bir ilgi toplamıştı ki ondan sonra da birkaç kez büyük üstad şairler tarafından değerlendirildi. Büyük şairler, onun ismini Ferruhî gibi büyük şairler derecesinde değerlendirdiler.


[1] Dakîkî dört hasleti seçmiştir.

Dünyada her şeyden güzellik ve çirkinliği

Yakut renkli dudak ve çengin sesi,

Katran gibi mey ve Zerdüştîlik dini.

[2] Bu ismi ben, otuz küsur yıl önce Dakîkî’nin Şâhnâme’sinin bin beyti üzerine koymuştum ve şimdi bunun kabul gördüğünü ve meşhur olduğunu görüyorum.

[3] Dakîkî’nin beyitlerinin sayısını, Firdevsî bin; Avfî yirmi bin; Hamdullah Mustavfî (Tâ‌rîhi Guzîde’de) üç bin olarak belirtmişlerdir.

Pervin İtisami -1

Mevlana

Firdevsi Kimdir ?

Pervin İtisami -2

Pervin İtisami -3

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)