• Nombre de visites :
  • 3384
  • 1/8/2011
  • Date :

Hz.Âdemin Yaratılışı ve Meleklerin Secde Edişi

hz.âdemin yaratılışı ve meleklerin secde edişi

Allah-u Teala tanınmak için insanı yaratmıştır. Bu yaratık her açıdan ilginç bir varlık olup Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Yeryüzünü de Allah-u Teala insanın yerleşmesi için altı günde yaratmıştır. [4]

Melekler sürekli Allah’a ibadet ve itaat ile meşgul idiler. Bu olaydan haberdar olunca Allah-u Teala onlara şöyle buyurdu: “Ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım”

Melekler bu olaya şaşırıp kaldılar. Çünkü onlar ilahi iradenin hikmetinden haberdar değillerdi. Onlar için bir takım sorular ortaya çıktı.

“Hani Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım” demişti de melekler, “Orada fesat yapacak, kanlar akıtacak birini mi karar kılacaksın? Oysa biz seni överek yüceltiyor ve seni sürekli takdis ediyoruz” dediler. Allah, “Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi.”[5]

Yani insanın yaratılışının sizin bilmediğiniz bir takım felsefesi ve hikmetleri vardır.

Bu esas üzere Allah’ın iradesi gerçekleşti ve Adem’in bedeni, özel bir topraktan yaratıldı. Sonra ona ilahi ruh üflendi. Bütün melekler Allah’ın halifesi ve yaratıkların halifesi olan insanın karşısında secdeye kapandı. Sadece melekler arasında yer alan İblis, bundan sakındı. İblis, her ne kadar melekler arasında bulunuyorsa da onlarla aynı tabiattan değildi. İblis cinlerden biriydi. [6]

Evet, İblis eskiden beri Allah’a ibadet ile uğraşıyordu. Bir an olsun Allah’a isyan etmiş ve ilahi cezaya çarptırılmıştı. Allah’ın rahmetinden uzak kılınmış, yüce yerinden indirilmiş ve Allah’ın lanetine uğramıştı. [7]

Bu Kıssanın Nükteleri ve Mesajları

A- Şeytanın Secde Etmemesinin Sebebi

İblis’in Secde Etmemesi, iki önemli ve temel esasa dayanmaktaydı.

1- Tekebbür ve Bencillik: Bencillik ve tekebbür oldukça tehlikeli ve helak edici bir hastalıktır. Bu hastalığın tarihi İblis’in kıssasına dönmektedir. Kendisine, “Ey İblis! Neden Allah’a itaat etmedin ve Âdem karşısında melekler gibi secdeye kapanmadın.” Diye sorulunca İblis bencillik ve kibre kapılarak şöyle dedi: “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise topraktan.”[8]

2- İnat ve Ayak Diretme

İnatçı kimseler, hiçbir zaman hakka teslim olmazlar. Sürekli hak karşısında savaşa kalkışırlar. Zira onların mantığı menfaat ve dünyayı elde etme mantığıdır; özgürlük ve hak talep etme mantığı değil! Şüphesiz bu haletin ortaya çıkışının tek sebebi batıl yolda ayak diretmek ve inat etmektir. Nitekim şeytan o halet içinde günahını itiraf etmiş olsaydı, ilahi affa nail olurdu. Zira Allah, tövbeleri kabul edendir ve Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Lakin şeytan inatçılık yoluna koyuldu ve her zaman için Allah’ın rahmetinden mahrum düştü.

Kendini beğenmeye, inada ve tekebbüre düşmek, insan için çok acı sonuçlar doğurmaktadır. İnsan her ne kadar yıllarca Allah’a ibadet etse de bu acı sonuçtan kurtulamamaktadır.

B- Şeytana Uymak İnsanın Çöküşüne Sebep Olmaktadır

Şeytana uymak ve hayatında nefs-i emmareye kulluk etmek, insan için sadece sapıklık ve çöküş nedeni olacaktır. Bu yüzden Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey tamah ve isteklerine esir olanlar, isteklerinizi azaltınız.”[9]

Şeytan ise, müminleri ve hak yolunun takipçilerini doğru yoldan saptırmaya çalışacağına dair yemin etmiştir. Şüphesiz bu hedefine ulaşmak için bütün fırsatlardan yararlanacaktır.

İnsanın nefsine uyarak Allah’ın kendisine vermiş olduğu azamet ve makamı terk etmesi gerçekten de çok ilginçtir. Hekim Nizami, insanın azameti ve büyüklüğü hakkında bakın ne de güzel demiştir:

“Sen o nursun ki dönüşün, mum teknesi gibidir.

İki âlemin göstergesi sende topludur.

Anlamlar yoluyla kendini bil

Kendini bilecek olursan kendini bilirsin.”

Şüphesiz nefsanî isteklerine uymak maneviyat ve kemalden yoksun insanların hay biçimidir. Onlar sürekli kervandan geri kalan ve asla kendini bu noksanlıklardan, zayıflıklardan ve ahlaki çirkinliklerden kurtarmayı düşünmeyen kimselerdir. Kamil insanlar ise, asla şeytanın vesveselerine ve nefsanî isteklere tabi olmazlar. Nitekim mevlana şöyle demiştir:

“Cehennem, bu nefistir; cehennem, bir ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez. Yedi denizi içer de yine kocakarıya benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz.”

[4]Fussilet suresi, 9- 12. ayetler

[5] Bakara suresi, 30. ayet

[6] Kehf suresi, 50. ayet

[7] Hucurat suresi, 20. ayet

[8] Sad suresi, 70. ayet

[9] Nehc’ül Belağa, 359. hikmet


Kur′an Kıssalarının Önemi

Yeryüzüne Dökülen İlk Kan

Kur’an-ı Kerimde Hz. Hızır

Hz. Yakup Hz. Yusuf’un Firakında

Hz. Musa (as) Mısır’da-1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)