• Nombre de visites :
  • 2175
  • 8/11/2010
  • Date :

HAC VE HACCIN HÜKÜMLERİ

hac ve haccin hükümleri

Hac nedir?

Hac; İslâm’ın şartlarından birisi ve önemli bir kulluk vazîfesidir.

Hac; hakkında, “... yoluna gitmeye gücü yeten herkesin O Ev’e (Kabe’ye) gidip haccetmesi, insanlar üzerinde Allâh’ın bir hakkıdır...” [Âl-i İmrân (3): 97], “Haccı ve umreyi Allâh için tamamlayınız...” [Bakara (2): 196]... buyrulan, İslâm’ın büyük farzlarındandır.

Hac; Kişinin Allâh’a doğru yolculuğu ve yükselişidir.

Hac; İslâm’ın bir çok ibâdetinin birlikte yerine getirildiği, “yaratılış”, “târih”, “birlik”, “İslâmî düzen”  ve “bir ümmet olmanın” sergilendiği kutsal bir gösteridir.

Hac;  Hz. İbrâhîm’in (a.s) Allâh’tan almış olduğu “insanlar içinde haccı îlân et; gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer (binitler) üzerinde sana gelsinler. (Gelsinler) ki kendileri için bir takım faydalara tanık olsunlar...” [Hac (22): 27-28] ilâhî emriyle yaptığı davete, çağlar ötesinden “Lebbeyk” demektir, yanıt vermektir, uymaktır.

Hac; insana İslâmî-insânî bilgiler öğreten çok büyük ve geniş bir üniversitedir. Dünyâ Müslüman’larının bir araya gelerek birbirlerinin dertleriyle ilgilendikleri ve ortak çözüm yolları aradıkları, düşmana karşı ortak bir tavır takınmak üzere birlikte karar vermeye çalıştıkları ibâdî-siyâsî yıllık bir kongredir.

Bilindiği gibi hac merâsimi, “Asr-ı Saâdet” dediğimiz Peygamberimizin (a.s) dönemindeki Müslüman’ların yıllık toplantısı niteliğinde idi. Ancak bu ibâdet zamanla, zâlimler ve çıkarcıların eliyle amacından saptırıldı, ruhsuz, amaçsız, hedefsiz kuru bir toplantıya dönüştürüldü. Bu yanlış anlayış maalesef bugün de bir çok Müslüman’ın zihninde yer almaya devâm etmektedir.

Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in, üzerinde çokça durduğu ve önemini ısrarla vurguladığı bu mühim ibâdetin, mânâ ve içeriğinden uzaklaştırılması karşısında, Müslüman Alevînin takınması gereken tavır nasıl olmalıdır?

Haccın önemsiz bir ayrıntı olduğuna mı inanılacaktır?

Hac, zamanımızda bir fantazi olarak mı görülecektir?

Haccın, menfaat şebekelerinin elinde bir oyuncak gibi değerlendirilmesine göz mü yumulacaktır?

Hac, ırkçı bir bakış açısıyla değerlendirilip, Arapların diğer insanları sömürdüğü(!) bir sömürü aracı olarak mı kabul edilecektir?

Hac, her şeye rağmen etliye, sütlüye karışmadan, bütün olumsuzluklara gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkayıp onları düzeltmeye çaba sarf etmeden, fert olarak sevap devşirmek amacıyla, biraz da turistik amaçlı bir Mekke-Medîne ziyâreti yapmak şeklinde mi algılanacaktır?

Elbette ki hayır!

Bizler; Kur’ân’a ve Ehl-i Beyt’e bağlı Müslüman’lar olarak haccın ana gâyesini hiç bir zaman unutmamak zorundayız. Bu görevi, Kur’ân’ın, Hazreti Peygamber efendimizin (s.a.a.) ve Oniki İmâm’ların (a.s) öğrettiği tarzda yerine getirmek boynumuzun borcudur.

Haccın önemi ile ilgili olarak;

İki cihân Serveri sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s) şöyle buyuruyorlar;

“Hakkıyla haccetmenin karşılığı Cennet, umre ise (kul hakkı hâriç) bütün günahlara keffârettir.”[1]

Sâdıkların İmâmı Cafer Sâdık (a.s) da buyurdular; “Kim ki fakirlik, hacca engel bir hastalık, zâlim iktidarların engellemesi vs. gibi sebeplerden ötürü değil de, sebepsiz olarak (şartlar uygun olduğu halde) haccetmeden ölürse Yahûdî ve Hıristiyan gibi ölmüş olur.”[2]


[1] Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 253

[2] Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 268, 269

Hac, Umre, Kurban Ve Ziyâret

Hac Yolculuğu Adâbı

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)