• Nombre de visites :
  • 1320
  • 24/3/2010
  • Date :

Kendini Islah Etmede İlk Adım 2

gül

  Gazvin’deki büyüklerden biri “can vermek üzere olan birinin yanındaydım” diye anlatırdı, “son nefeslerinde gözünü açıp” Allah’ın zulmettiği kadar, kimse zulmetmedi bana! Çünkü bu çocukları büyütüp yetiştirinceye kadar neler çektim ben... Şimdi beni onlardan ayırmak istiyor! Bundan büyük bir zulüm mü olur?!” Evet, insan nefsini ıslah edip dünyadan vazgeçmez ve şu dünya sevgisini yüreğinden söküp atamazsa ölüm anında Allah Tealâ ve velilerine karşı kin ve nefret dolu bir kalple can vermesinden korkulur! -Evet böylesine uğursuz bir kaderle karşı karşıyadır! Gemi azıya almış şu insanoğlu -bu haliyle- yaratılmışların en üstünü müdür, yoksa en kötüsü mü:

“Andolsun asra ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih amelde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.”[1]

  Bu surede sadece “salih amelde bulanan müminler” istisna edilmiştir. Salih amelse, ruhla uyumlu olan ameldir. Oysaki insanın amellerinin çoğu -ruhla değil- vücutla uyumlu ve mutabıktır. Üstelik “tavsiyede bulunmak” diye bir şey de yok -maalesef- Dünya sevgisi ve nefse düşkünlük size -böyle- galebe çalacak ve hakikatleri anlamanızı engelleyip amellerinizi Allah için ihlaslı kılmanızı önleyecekse, sizi hakka ve sabra tavsiyeden alıkoyup hidayete ulaşmanıza mania teşkil edecekse hüsran ve ziyandasınız demektir, hem dünyanız, hem ahiretinizi kaybetmiş olursunuz.

  Çünkü hem gençliğinizi kaybetmiş, hem cennet nimetleri ve uhrevî iyiliklerden mahrum kalmışsınızdır, dünyanız da yoktur artık. Allah’ın cennetine sokulmayacak olanlar, ilahi rahmet kapılarının yüzlerine kapalı bulunduğu ve cehennem ateşinde ebediyen kalacak olanların hiç olmazsa bir dünyası var, onlar dünya nimetlerine sahipler, ama siz…

gül

  Allah göstermesin, dünya sevgisi ve nefse düşkünlüğün sizde giderek artmasına ve şeytanın imanınızı elinizden almasına yol açacak bir noktaya gelmekten sakının. Şeytanın bütün çabasının, insanın imanını çalmaya yönelik olduğunu söylerler.[2] Onun geceli gündüzlü bütün çabaları ve -kullandığı- gereçler hep insandan imanı kapıp kaçmak içindir. Sizin imanınızın sabit kalacağına dair kimse senet imzalamış değildir -sizin- imanınız pekala “emanet bir iman” olabilir[3] ve sonunda şeytan onu elinizden alıverir de Allah Tebarek ve Teala hazretleriyle (cc) velilerine karşı düşmanlıkla göçersiniz dünyadan. Bir ömür boyu Allah’ın nimetlerinden faydalanmış, İmam-ı Zaman’ın -as- sofrasına oturmuş olduğunuz halde işin sonunda, Allah göstermesin, imansız olarak ve velinimetinize düşman olarak can vermiş olursunuz sonra…

Eğer dünyaya bir ilginiz, alakanız, sevginiz varsa onu söküp atmaya çalışın.

  Bu dünya bütün gösteriş ve alımına rağmen, sevmeye değmez aslında; binaenaleyh, şu görünüşteki yaşam -gereçlerin-den mahrum kalmanın ne kadar değersiz olduğu ortada zaten. Sizin dünyada gönül verip bel bağlayacağınız neyiniz var? İşte, -alt tarafı- bir mescid, mihrab, medrese veya evin bir köşesidir sizinki; iş böyleyken, kalkıp da cami veya mihrab için birbirinizle rekabete tutuşup ihtilaf yaratmanız ve toplumun bozulmasına sebebiyet vermeniz doğru mudur?


1-Asr Suresi

2-Şeytan dedi ki: “Sen beni azdırdığın için ben de Senin kullarını doğru yoldan alıkoyacağım” A’raf, 16. Ali bin İbrahim’in tefsirinde A’raf suresinin 17. ayetinin tefsirinde “insanlar hidayet yolunda yürüdüklerinde şeytan onları dinden çıkarmaya çalışır” bk: 1/224 ve Burhan Tefsiri 2/5

3-Ehl-i Beyt’ten (as) ulaşan bir rivayette En’am suresinin 98. ayetinde geçen “müstahar” ve “müstarda” için şu açıklama yapılmıştır: İnsanların imamı “sabit ve kalıcı” ve “geçici, emanet olarak verilmiş” olmak üzere ikiye ayrılır. Muhammed bin Fuzeyl’in İmam Musa bin Cafer hazretlerinden (as) naklettiği üzare: “Müstakar iman ve ondan kaynaklanan şey kıyamete kadar kalıcıdır ve sabittir. Müstarda iman ve ondan kaynaklanan şeyse Allah tarafından, ölmeden önce insandan geri alınır.” bk: Ayâşi Tefsiri 1/401. Ayrıca, Nehcu’l-Belağa’da da aynı mazmun geçer: “İmanın bir kısmı vardır ki kalplerde kalır, sabittir; bir kısmı da vardır ki ölüm anı gelip çatıncaya kadar kalplerle göğüs arasında emanet bırakılmıştır -ölüm anında geri alınır-“ bk: Nehcı’l-Belağa, 231. hutbe


Kendini Islah Etmede İlk Adım 1

Ahlakî Faziletler

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)