• Nombre de visites :
  • 1191
  • 27/2/2010
  • Date :

HUMUS 2

humus

  Görüldüğü gibi ayet ve Sünnet-i Nebevi'yi te'vil etme yöntemi bazı mezhepler için meşhur bir yöntem haline gelmiştir. Onlar Kur'an'ın ve Sünnet'in açık naslarını te'vil etmekle bu hususta bazı sahabc ve halifelere uymuşlardır.(1) Eğer bu te'viller ayrı ayrı ele alınıp incelenecek olursa başlı başına bir kitap yazmak gerekecektir. Bu konuda araştırma yapmak isteyen kimse te'vilcilerin Allah'ın ahkamını nasıl da kendi görüşleri istikametinde tevil ettiklerinin yorumladıklarının bazı örneklerini görmek için 'En-Nass-u ve'l İçtihad" adlı kitaba müracaat etmelidir. Ama ben bir araştırmacı olarak, Kur'an ayetlerini ve Sünnet-i Nebeviyye'yi kendi heva ve hevesimin gereğince veya meylettiğim mezhebin görüşü esasınca te'vil edemem.

  Hums konusunda Ehl-i sünnet kendi sihahlarında humsun, harp ganimetierinden başka şeylerde olduğunu da nakletmişlerdir. Sahih-i Buhari'nin "rikazda (yer altındaki maden ve hazine) humsun farz olduğu" bölümünde şöyle yazıyor.

 "Malik ve ibn-i İdris'e göre rikazda yani cahiliyet döneminde defnedilmiş hazinelerde, ister az olsun ister çok, humus farzdır. Maden ise rikaz sayılmaz. Zira Resulullah buyurmuştur ki:

"Madende birşey yoktur. Rikaz'da ise hums vardır."(2)

Denizden çıkarılan yeraltı zenginlikleri hakkında şöyle yazıyor:

  

"İbn-i Abbas dıyor kı: Amber rikazdan sayılmaz; o sadece denizde gömülü (güzel kokulu) bir şeydir.." Hasan ise şöyle diyor: "Hem amberde ve hem de incide hums farzdır. Resulullah (s.a.a) yalnızca rikazda humsu farz kılmıştır; suda bulunan şey ise rikaz değildir." (3)

  Bu hadislerden Allah'ın humsu farz kıldığı ganimetin yalnızca harpte elde edilen mallar için geçerli olmadığı anlaşılıyor. Zira rikaz yerden çıkarılan bir hazinedir; onu kim çıkarırsa sahibi olur, fakat humsunu vermesi gerekir, çünkü genimettir. Yine denizden çıkarılan amber ve incinin de ganimet olduğundan dolayı humsunu vermesi gerekiyor. Böylece, Buhari'nin naklettiği bu hadislerden humsun yalnızca harp ganimetierine mahsı ~ olmadığı anlaşılıyor. Böylece Şia'nın görüşünün haklılığı ortaya çıkıyor. Çünkü Şia bütün hüküm ve inançlarında Allah'ın tertemiz kıldığı hidayet imamlanna baş vuruyorlar Bu imamlar Allah'ın kitabının eşi olup onlara sarılan dalalete düşmez ve onlara sığınan güvencede olur.

 Aynca İslam hükümetinin başlıca gelirinin harplerden elde edilen ganimetler olduğunu söylemek de doğru değildir. Zira bu, İslam'ın barışa dayalı özüyle ters düşmektedir. islam devleti, milletleri esarete alıp kaynaklarını sömürrnek esasına dayalı sömürgeci bir devlet değildir.

islam düşmanları islam Peygamberi'nin kılıç ve zor gücüyle milletleri esareti altına aldığını söyleyerek gerçekte kendi fikri sömürgeciliği için bir ortam hazırlamak istiyorlar.


1 - İmam Şerefuddin "En-Nass-u ve'l İctihad" adlı kitabında Ehl-i Sünnet'in te'vil ettiği yüzden çok açık naslara işaret etmiştir. Araştırma yapan kardeşlere mezkur kitabı okumağı tavsiye ederim. Zira o kitapta yalnızca Ehl-i Sünnet alimlerinin kendilerinin tahriç edip, sahih olduğunu itiraf ettikleri naslara yer vermiştir.

2 - Sahih-i Buhari, c2, s.l37, "Rikaz'da humsun farz olduğu "bölüm.

3 - Sahih-i Buhari, c2, s.136. "Denizden çıkarılan şeyler,." bölümü.


HUMUS 1

HUMUS (2)

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)