• Nombre de visites :
  • 2352
  • 27/9/2009
  • Date :

Dini Allah’a Has Kılmak  (2)

tevekkul

         ‘Halis’ kelimesi ‘Din’ ile birlikte kullanıldığında ‘halis din’ (ed-Dînü’l-Halis)in yalnızca Allah’ın olduğu, Allah’a ait olduğu vurgulanmaktadır. Peki, din zaten Allah’ın değil midir? Dîn’i O’ndan başka vaz eden mi var ki? Din koymada, teşride O’nun ortakları mı var ki? Kısacası, ed-Dîn’in başka sahipleri mi var ki Allah, "Dikkat edin! Halis Din Allah’ındır!" buyuruyor? Bu sorunun cevabı, şirk kavramıyla doğrudan alakalıdır.

      Öncelikle ‘halis din’in ne olduğu anlaşılmalıdır. ‘Halis din’ sözü, mefhum-u muhalifini, bir de ‘halis olmayan din’in var olduğunu çağrıştırmaktadır. Evet, kuşkusuz iki tane din vardır, biri Allah’ın dini, bütün Rasullere inzal buyurduğu İslam, diğeri de, İslam’ın dışında, ama İslam’a alternatif olarak uydurulmuş, kotarılmış, insanları heva ve heveslerine taptırmak için icad edilmiş her türlü yaşam biçimi, bütün doktrinler, ideolojiler ve hayat felsefeleridir. Muharref İlahî dinler de sonuç itibariyle bu ikinci kategoriye dahildir. İşte bu ikinciler ‘halis olmayan din’lerdir. Önceki ise Allah’ın dîni, halis dindir. Burada elbette ayetin hedef aldığı şöyle bir anlam da var ve bu anlam kesinlikle, uydurulmuş dinler cümlesindendir: Zümer suresinin takip eden ayetlerinden de açıkça anlaşıldığı gibi, şirk denilen hadise, aslında Allah’ın Dînini, halis dîni inkar etmemektir. Zaten müşrik din sistemleri asla Allah’ı ve Allah’ın dînini inkar etmemişlerdir. Sadece Allah’ın dînini değiştirip  dönüştürmüşler, tebdil, tağyir ve tahrif etmişlerdir. Dîni kabul ederek, ona inanarak değiştirmişler, Allah’ın Dînini İlahîlikten beşerilik seviyesine indirmişlerdir. Allah’ın yerine beşeri koşmuşlardır; birtakım azizlerini, efendilerini, şeyhlerini, üstadlarını, siyasi önderlerini, parti başkanlarını, kanaat önderlerini vb.. ikame etmişlerdir. Allah’a ait olan sıfatları bu insanlara yüklemişlerdir. Fakat asla Allah’ı ve Allah’ın dînini inkar ettiklerini, hatta Allah’a ortaklar koştuklarını söylememişlerdir. Yani hak suretinde batıl, tevhid suretinde şirk, İslam suretinde küfür ikame etmişlerdir.

      Nitekim Kur’an müşriklerin bu iki yüzlülüklerini şöyle ortaya koymaktadır:

"Allah’ı bırakıp da kendilerine birtakım veliler edinenler, ‘biz onlara sadece, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz’ derler..." (39/Zümer, 3).

       Müşrikliğin bu dayanılmaz hafifliği tevbe suresinin 31. ayetinde de mevzuu bahs edilmiştir. O ayette de, hak suretinde olan Yahudi ve Hıristiyanların, yani bir İlahî dînin sözde mirasçıları olanların Allah’ın halis dînini nasıl da alternatif bir şirk dîni haline getirdikleri anlatılmaktadır.

       Şu halde, din Allah’ındır. Fakat müşrikler, Dîni Allah’ın olmaktan çıkartıp, insana has kılmaktadırlar. İlahî olanı beşerileştirmekte, münzel (indirilmiş) olanı muhdes (uydurma) haline getirmektedirler.

      Şimdi anlaşıldığı kadarıyla, problem şudur: Evet din (ed-Dînü’l-Halis) Allah’ındır; bunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır. Fakat önemli olan, insanlar tarafından bunun böyle bilinmesi ve tanınması, kabul ve iman edilmesi; bu kabul ve imanın gereği olarak da amel edilmesidir. Biraz daha açımlarsak, ‘dîni Allah’a has kılmak’, sanki din Allah’ın değilmiş de, biz Allah’ın sekreteryası olarak, gasp etmiş olanların elinden dîni çekip alarak Allah’a teslim etmemiz isteniyor gibi anlaşılmamalıdır. Ki bu durumda Allah, Kâdir-i Mutlak Allah değil, aciz, güç ve imkanları sınırlı yardıma muhtaç bir tanrı olarak algılanacaktır. Elbette Allah böyle eksik sıfatlardan münezzehtir. Allah’ı tenzih ekmek mü’min olmanın gereğidir. Öyleyse dîni Allah’a has kılmak ne anlama gelmektedir?

 


Dini Allah’a Has Kılmak (1)

Hayatın Hülâsâsı Tevhid (1)

SADECE ALLAH'A KULLUK

İbadet Sadece Allah’a Mahsustur

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)