• Nombre de visites :
  • 6882
  • 5/9/2009
  • Date :

Vahiy Ve Risalet  (9)

risalet

Peygamberler akıllı, zeki, güvenilir insanlardır.

  Risalet kurumu insanları bir tek Allah'a kul yapma çabasının adıdır. Rasuller bizim için örnek kişilerdir, İbrahim ve beraberindekilerde olduğu gibi (60/4), Hz. Muhammed'de de bizim için güzel bir numune vardır (33/21). Peygambersiz bir din düşünmek mümkün değildir. Peygambersiz bir din tasavvur etmek ya insan aklını tanrılaştıran pozitivizmle, ya da Allah'la beşerin ittihad edebileceğini (vahdeti vücud) sanan tasavvuf felsefesiyle açıklanabilir.

  Peygamberin sünnetini, hatta O'nun "Muhammed Rasulullah" olarak anmayı bile kabullenmeyen zihniyetin bu anlayışı elbette kabul edilemez.

Muhammed şüp­hesiz Allah'ın elçisidir. O'nun yaşadığı İslamı yaşamak her mü'minin en kutsi amacıdır.

  O'nun yaşadığı İslam Kur'an'ın bizzat kendisi idi; ne eksiği ne de fazlası ile! Vahiyle Hz. Muhammed arasında tefriki imkansız bir alaka vardır. Zira Kur'an O'nun şahsında somutlaşmıştır. O'nsuz Kur'an salt bir teori olurdu. Dolayısıyla O'nun yaşadığı İslamı yaşamayı imanımızın en yüksek mertebesi olarak görüyoruz. 

Tepkisel bir mantıkla, Hz. Peygamberi adeta ilahlaştıranların varlığından hareketle O'nun dindeki konu­munu kendi sığ anlayışlarına feda edenler İslam çizgisini zorlamaktadırlar.

İnsanlar Aristo'dan İbni Sina'ya, Platon'dan Marks'a kadar bütün beşerin bilgi ve tecrübelerinden istifade ediyorlarsa, Allah'ın mesajını bize ulaştıran bir peygamberi örnek edinmek nasıl sakıncalı olabilir?!

risalet

  Öldüğünde geride yığın yığın atlar, altınlar, araziler bırakmayan, hayatı pahasına insanlığa rehberlik etmiş olan Hz. Muhammed (a.s.)'in peygamber olmadığını iddia edenlerin bile ondan öğrenecekleri çok şey olacaktı diye düşünüyoruz. Ve peygamber olarak O'nu bizler çok seviyor, O'nun ahlakı, iz'an ve anlayışı, iman ve azim seviyesine ulaşmayı en saadetli bir paye biliyoruz.

Rasul ve risalet kelimelerinin lügat anlamlarına sarılıp, neredeyse isteyen herkesin rasul olabileceğini (tabi yükledikleri anlam biraz farklı olsa da) ileri sürenler yanılmaktadırlar.

  Biz risaleti Allah'ın görevlendirmesi olarak anlıyor, böyle iman ediyor, kendimizi Rasul'ün yaşadığı bir İslamla bağımlı görüyoruz. Rasul'ün yaşadığı İslam ile Arap toplumunun saç-sakal ve sarık gibi örfünü kutsayan softa dini arasında ise bir alakanın olmadığına inanıyoruz, ikincinin reddi birincinin reddini de gerektirmemelidir.

  Bizler peygamber (rasul/nebi) olmayı ummuyor, umamıyoruz. Şu var ki, Allah'ın elçisi Hz. Muhammed'le bize duyurduğu çok önemli ve ağır bir görevle yükümlü olduğumuza iman ediyoruz. Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar küfürle savaşmayı ilke edinmekteyiz.

İktibas, Şubat 1997, Sayı: 218.


Vahiy Ve Risalet  (8)

Vahiy Ve Risalet  (7)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)