• Nombre de visites :
  • 7469
  • 22/8/2009
  • Date :

Vahiy Ve Risalet  (4)

risalet

  Vahiy anında Rasulullah'ın çıngırak sesine benzer sesler işittiği, bunun O'na gelen en ağır vahiy olduğu, hatta  soğuk günde alnının ter içinde kaldığına dair rivayetler de meşkuk haberlerdir. (1) Vahiy alırken Rasulullah'ın yüzünün sarardığı, vücudunun titrediği ve nefesinin hırıltı ile çıktığı gibi rivayetler de (2) aynı şekilde tenkide açık nakillerdir.

Vahyin sıkletini fizikî ağırlıkla izah etmek için Rasulullah'ın binek üzerinde iken vahiy geldiğinde bineğin (devenin) yere çöktüğünü "görenler" olabilmiştir!.

Bu rivayetlerin birtakım eksik ve fazla anlamaları muhtevi olduğuna inanıyoruz. Zira vahyin ağırlığı teraziye konu olan bir ağırlık olmayıp manevidir. Üstelik, vahyin ağırlığını hisseden Peygamberin bizzat kendisidir, devesi olmamalıdır!

  Vahyin Allah'la, seçtiği elçiler arasında bir iletişim olduğuna, mü'minler olarak kesinlikle inanıyoruz. Mahiyeti ve geliş yolları üzerinde Kur'an'ın çizdiği sınırları zorlayan, yorumlara itibar edilmesi taraftan değiliz. Burada, belki üzerinde durulması gereken bir husus varsa o da şudur:

Kur'an üzerinde yoğun çaba harcayan araştırmacıların bir kısmı vahyi en nihayetinde, Hz. Muhammed'in şuuraltının şuur alanına çıkması olarak izah etmişlerdir.

  Yani onlara göre Kur'an Muhammed'in (a.s.) kendi sözleridir, kendi zekasının ürünü; gezileriyle, değişik insanlarla temaslarıyla edindiği tecrübeler bütünüdür. Brocelmann adlı müsteşrik, "Muhammed, içinde kendisinin Tanrı elçisi olduğuna dair beliren sesi, Hira'da gördüğü ve Cebrail sandığı görüntüye atfetti ve kendini artık peygamber sandı!" deme cesaretini gösterebilmektedir.

risalet

  Bu kişiler Kur'an vahyi üzerinde Yahudi ve Hristiyan tesirinin olduğunu iddia ederler. Kimileri, kutsal kitaplar arasındaki üslup farkına dikkat çekerek, bunun dahi Kur'an'ın Allah lafzı olmadığını, Muhammed'in olağanüstü konuşma üslubunu yansıttığını ileri sürebilmektedir. (3)

  I. Goldziher adındaki Macar müsteşrik ise vahyi değerlendirirken, "bu, fevkalbeşer kimselere isabet eden bir hastalıktır ki, onlar daha önce meçhul olan yeni bir hayat nizamı ortaya koyup, bütün kötülükleri yıkmaya kendilerinde kuvvet bulurlar..." (4) gibi Kur'an vahyini inkar anlamına gelen sözler sarfetmişlerdir.

Goldziher'den geri kalmayan bir meslektaşı da, kendilerinin Kur'an ehli olduklarına hüsnüzan ettiğimiz bir oluşumun oldukça çirkin ithamlarla dolu bir kitabını (Kur'an Üzerine Makaleler) -ne yazık ki- yayınladıkları Rudi Parett isimli müsteşriktir.

  Bu kişinin vehmine göre Muhammed Yahudi ve Hristiyan geleneğini kendi kafa­sına göre yorumlamış, onu tahrif etmiştir. Muhammed kendini peygamber sanıyordu. Hz. Peygambere yüklenmekle bir türlü hızını alamayan bu kaprisli şarkiyatçı, O'nu artık şizofreni derecesinde değerlendirebilme edepsizliğini göstermektedir.


1- a.g.e., K.Bed'il Vahy, bab:2.

2- Müslim, Sahih, 2/836.

3- İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü.

4- a.g.e.

Vahiy Ve Risalet  (3)

Vahiy Ve Risalet  (2)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)