• Nombre de visites :
  • 3784
  • 13/4/2008
  • Date :

Kanseri Tanıyalım

Kanseri Tanıyalım

     Her zaman kanserin korkunç bir hastalık olduğu düşünülür ve sözü dahi ürkütücüdür. Oysa beş yıl önce kanser teşhisi konmuş olan 3 milyon Amerikalı bugün hayattadır. Bunların çoğunun hastalığı tedavi edilmiştir.Bazılarında ise sorun sürmektedir. Tekrar belirtelim ki kanser teşhisi ölüm fermanı değildir. Diğer bir yanılğı da kanserin tek bir türü olduğunun düşünülmesidir. Oysa kanserin 100 den fazla türü vardır.Bazı türleri sadece tek bir organda yerleşir. Diğerleri vücudun çeşitli yerlerine dağılırlar. Herbirinin ortak yönü kontrol edilemeyen zararlı bir hücre büyümesidir. Çoğu insan kanserden korkar, çünkü bunun tedavi edilemez, ölümcül bir hastalık olduğuna inanmaktadır. Ancak, gerçekler ve istatistikler bu konu ile bağdaşmamaktadır. Bu yıl kanser teşhisi konmuş 10 kişiden 4 ü iyileşecektir (iyileşme, hastalağın belirtilerinin 5 yıl ya da daha uzun bir süre tekrar ortaya çıkmaması olarak tanımlanmaktadır). Bu iyileşmiş kişilerin normal yaşam süreleri hiç kanser olmamış aynı yaştaki hemcinsleri ile aynıdır. Bu denli etkileyici istatistiklere rağmen kanser ciddi bir hastalık olma özelliğini korumaktadır. ABD de her yıl, bir milyondan fazla kişiye kanser teşhisi konmaktadır. (Melanoolmayan cilt kanseri bu rakamın içine dahil değildir). Kanserden her yıl yaklaşık 500.000 kişi ölmektedir. Bugün ABD de yaşayan her üç kişiden biri ömürlerinin bir döneminde kansere yakalanacaktır. Temelde kanser yapan unsurlara maruz kalan bazı kişilerin kansere neden yakalanmayıp, diğerlerinin ise yakalandıkları tam olarak bilinmemektedir. Ancak birçok kanser türünün çok yavaş ilerlediği bilinmektedir. Kansere neden olan çeşitli unsurlardan birine maruz kaldıktan sonra hastalığın belirtilerinin ortaya çıkması 5 ila 40 yıl sürebilir.Örneeğin akciger kanseri, sürekli tütün kullanımından 25 yıl veya daha sonra ortaya çıkabilir. Belirtiler ortaya çıkmasının bazen bu kadar uzun süre alması, belki de bazı kişilerin sigara içmekle ilgili uyarıları kulak ardı etmelerinin bir neden olabilir.

    Bedenin herhangi bir dokusunda hücreler anormal şekilde büyüyüp çoğalırlarsa kanser oluştururlar. Bu kanser hücrelerinin yoğunlaşması urları meydana getirir. Hastalığın ileri dönemindeyse yayılırlar ve metastas denilen yuvarları meydana getirirler; ‘diğer dokulara geçerler, bütün bir organı kaplayarak onu iş göremez hale getirirler. Kanser kadar sürekli herkesin ilgisini çeken az hastalık vardır. Hastalığın genellikle etkileyici bir seyri vardır ve gelişmiş ülkelerde ölümün ana nedenlerinden biri haline gelmiştir. Bir açıdan bunun nedeni günümüzde çoğu insanın çok ileri yaşlara kadar yaşamasıdır. Çünkü kanser türlerinin çoğu yaşlılık hastalıklarıdır. Eskidense insanlar kanser olasılığının arttığı yaşa varmadan çok önce ölürlerdi. Ancak çağdaş yaşam biçiminin de kanser olasılığını artırdığı söylenebilir. Örneğin sigara içmek ile akciğer kanseri arasındaki ilişki çok açık biçimde ortaya konmuştur. Kansere olan doğal eğilim önemli bir rol oynamaktadır ve bu eğilim dış etkiler nedeniyle daha erken güç kazanabilir. Büyük bir olasılıkla herkeste hem bir kanser eğilimi hem de kansere karşı direnç vardır. Kanser yapan etkiler üç genel grup altında toplanır: fiziksel, kimyasal ve virüslerle ilgili etkiler. Fiziksel etkiler her türlü ultraviole ile ışınları iyonizasyon ışınlarını içerir. Polibenzoid hidrokarbonlar, nitrojen taşıyan organik bileşikler, dişi cinsiyet hormonları, madenler, silika ve asbest zerreleri, vb. kimyasal etkileri oluşturur. Virüs etkileri ise çeşitli virüslerden kaynaklanır. Kanser araştır­malarında bu kadar çeşitli etkilerin hücrede ortak bir mekanizması olması gerektiği sonucuna varılmış ve bu ortak etmenin kromozom değişikliği olabilece­ği öne sürülmüştür. Normal bir hücrenin kanser hücresine dönüşmesinin kromo­zomlarda meydana gelen bir değişiklik (mutasyon) sonucu olduğu bugün kabul edilmektedir.

Kanseri Tanıyalım

Kanser Nedir?

    Kanserde genellikle hücre zarı bozuklukları vardır. Hücreler birbirleri ile fiziksel olarak temas ettiklerinde henüz bilinmeyen bir mesaj alabilmekte ve üremeyi, hareketi, büyümeyi durdurabilmektedirler. Oysa kanser hücreleri bu mesaji alamayıp üremeye devam etmektedirler. Bir hücre kanser hücresi haline dönüştüğünde hücre zarı yüzeyindeki karbonhidratların değişikliğe uğradığı, kanser hücrelerinin zar yüzeyindeki elektrik yükünün normal hücerelere göre arttığı saptanmıştır. Hücrelerarası mesaj alış verişinin varlığına örnek olarak şu durumu gösterebiliriz: Karaciğerden bir parça kesilip çıkarılırsa, geriye kalan eksik karaciğerin yeniden şekillendiği, eksik kısmın tamamlandığı görülür. Bu tamamlanma, kanser hücrelerinin çoğalmasından daha- hızlıdır ve karaciğerin şekli tamam olunca çoğalma durur. Karaciğer, trioid bezi ve mide içi urları ile yapılan çalışmalarda kanser hücrelerinin kanser durumunda bağışıklık bozukluklarının da belirmeye başlamasıdır: bu nedenle bir çok kanser hastası doğrudan doğruya ur nedeniyle değil, hızla yayılan ve artık kendisine karşı direncin kalmadığı bir enfeksiyon nedeniyle ölür. Bedenin her yerinde kanser görülebilir. Nedenleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Araştırmacılar, kansere ne­den olan etmenler arasında ruh sağlığının çok önemli rolü olduğunu belirtiyorlar. Sigara, alkol, hava kirliliği, sinir bozuklukları, üzüntü, kansere neden olabilecek etkiler arasında eskiden beri bilinmektedir. Kadın ve erkeklerde çeşitli kanser tipleri değişik yayılma gösterir, örneğin kadınlarda en çok raslanan tipin meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanseri olması gibi. Erkeklerde prostat kanserine de çok yaygın olarak raslanır. Kadınlarda cinsel organlarda şık raslanan kanser türleri, vulva yöresinde, kljtoris ve bartolin bezlerinde, dölyatağı boynunda, dölyatağı iç kısımlarında ve dölyolunda görülür. Prostat kanseri oldukça hızlı gelişen bir kanser türüdür. İlk belirtileri, zararsız olan prostat büyümesinin belirtilerine benzer: idrar yolunun tıkanması nedeniyle idrara çıkma güçleşir. Prostatla ilgili sorunlarda zaman kaybetmeden hekime başvurmak gereklidir. Vulva bölgesinde görülen kanserler daha çok yaşlı kadınlarda olur. Belirtileri, deri beyazlaşması, daha ileriki dönemlerde deri kabartıları şeklindedir. Ayrıca koyu komşu hücrelerle bağlantısının hatalı olduğu deneylerle gösterilmiştir. Haberleşmenin bu şekilde aksaması, kanser hücrelerinin çoğalmalarının devamına, nerede duracaklarını bilememelerine neden olmaktadır.

    Kanser araştırmalarının yöneldiği bir diğer alan, bağışıklığın bilimsel olarak incelenmesidir. Bir çok kanser hücresi özelleşmiş antikorlar tarafından tanınır ve bunlar tarafından yok edilebilir. Her zaman olduğu gibi, öğrenme süreçleriyani kanser hücrelerinin bir hastalık olarak tanınması, bu direncin gelişmesinde önemli bir rol oynar, insan, kanser hücrelerinin gelişmesinin bedende oldukça normal bir olay olduğunu ve kanser hücreleri bertaraf edildikçe normal olarak bu olayın hiç bir biçimde hissedilmediğini düşünebilir. Ancak direncin başarısız olması halinde kanserli bir ur gelişebilir. Bu duruma katkıda bulunan bir olgu, çok ilerlemiş bir ve kabarık bir beril andıran,” kolay kanayan oluşumların da derhal hekime gösterilmeleri gerekir. Vulva yöresinin lenf damarları çok bol olduğundan hastalık kısa sürede kasık ve karın içi bezlerine atlar.Bu tip kanserde genellikle ilk olarak ameliyata baş vurulur. Dölyolu kanseri 1.5 milyonda bir kadında görülür. Daha çok dölyolu arka duvarında yer eden bir ur, kanama ve kötü kokulu akıntıya yol açar. Dölyatağı boynu kanseri erken teşhis edildiğinde oldukça basit bir ameliyatla yüzde yüz iyileştirilme şansına sahiptir. Bu nedenle hekimler tarafından her olgun çağdaki kadına yılda bir yaptırması önerilen “papa smir” testinin uygulanması son derece yararlı olmaktadır.

Kanseri Tanıyalım

Kanseri artıran nedenler

    Kanserin biyolojisinin daha iyi anlaşılmaya başlanmasıyla kanserden korunma kavramı da somutlaşıyor. Sigara, tükettiğimiz besinler, tarım ilaçları ve obezite kanserin en önemli çevresel nedenleri arasında sıralanıyor.

Kanserde erken tanıyı sağlayan tarama yöntemleri de korunma kapsamında değerlendiriliyor.

   EN ÖNEMLİ RİSK SİGARA

    Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda tütün kullanımının kardiyovasküler hastalıklar ve kanser arasındaki ilişkisinin kesin olarak gösterildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Onkoloji Bölümünden Medikal Onkolog Prof. Dr. Haluk Onat, sigara içiminin bütün kanserlerde önemli bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor.

    Sigaranın akciğer kanserleri başta olmak üzere larenks, orofarenks, özafagus, mesane, pankreas ve meme kanserlerinin oluşumunda çok önemli rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Onat, Tütünün içinde bulunan nikotinin yanı sıra nikel, kadmiyum, katran, monoksit, arsenik ve radon gibi çok sayıda kanserojen madde, p53 tümör baskılayıcı geni mutasyona uğratarak, kanserin düğmesine basmaktadır. Sigaradan etkilenmek için mutlaka içmek gerekmiyor. Pasif içiciler de risk altında. Çocuk kanserlerinin en önemli nedeni anne babanın sigara içmesidir. Hatta hamilelikte sigara kullanımı çocuk lösemilerinin en önemli nedenidir diyor.

    YAĞ, TUZ, KIZARTMAYA DİKKAT

    Sigaradan sonra kansere neden olan bir diğer risk faktörü ise beslenme. Uzmanlar, beslenme düzenindeki yanlışlıkların, kansere zemin hazırladığını belirtiyorlar. Yediklerimiz, yiyecekleri nasıl tükettiğimiz, hatta nasıl sakladığımız ve pişirdiğimiz bile önemli. Peki yediklerimiz içindeki kanser izleri neler? :

    Yağ:

    Epidemiyolojik çalışmalar yüksek yağ içerikli beslenme tarzının meme, kolon, prostat ve endometrium kanseri riskini arttırdığını gösteriyor. Bu kanserlerin sıklıkla görüldüğü ABD ve kuzey-batı Avrupa ülkelerinde total kalorinin yüzde 40-50'si yağlardan sağlanırken, bu kanserlerin görülme oranı düşük olduğu ülkelerde günlük kalorinin yüzde 20’sinden daha azı yağlardan sağlanmaktadır. Doymamış yağ asidi içeren kolesterolsüz yağlar seçilmelidir.

   Lifli yiyecekler:

   Diyette lifli gıdaların artışının safra asitlerini bağlayarak ve butiratları artırarak kolon kanseri ve polip görülme riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Yüksek lifli gıdalar aynı zamanda gıdalardaki kadınlık hormonu olan östrojenik ve erkeklik hormonu olan androjenik molekülleri etkisiz hale getirerek meme ve prostat kanserleri için de korucuyu etki yaparlar.

   Proteinler:

    Uzmanlar, protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et yerine balık, tavuk, hindi etinin tercih edilmesi gerektiğini belirterek; sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kanser olma riski, ayda bir kez kırmızı et yiyenlere göre 2.5 kat daha fazla olduğunun altını çiziyorlar.

   Tuz:

   Tuzun kendisi kanser yapmıyor, ancak mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelerin etkisine ortam hazırlıyor. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 azaldığını gösteriyor.

   Pişirme şekli:

   Yine yapılan araştırmalar aşırı karbonhidratlı ve yüksek ısıda pişirilen bisküvi çeşitlerinin özellikle çocuklara yönelik olanlarının, kanser açısından çok daha tehlikeli olabileceğini ortaya koyuyor. Patates kızartmaları, tuzlu krakerler, yüksek ısıda pişmiş bisküviler, katkılı konserveler, yağlı ve iyice pişmiş et içerikli fast food’lar da tehlikeli yiyecekler listesinde yer alıyor.

   Küfler:

   Gıda küflerine dikkat edilmesi gerekiyor. Küflenmiş gıdalar karaciğer kanserine neden olabiliyor.

   Tarım ilaçları: Tarım ilaçlarının özelikle bilinçsiz kullanımı bir çok kanser türü için risk faktörü. Üstelik bu tarım ilaçları sebze meyveleri yıkamakla da çıkmıyor. Kabuklarını ayıklasanız da içine kadar, çekirdeklerine kadar girdiği için büyük bir tehlike. Dünyada kanserin artma nedenlerinin başında tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı geliyor.

   OBEZİTE DE RİSK FAKTÖRÜ…

   Fiziksel aktivitenin azalması ve obezite, kanser türlerinin de artışına neden oluyor. Bilimsel çalışmalar meme, endometrium, kolon, özafagus kanseri ve böbrek tümörlerinde obezitenin bir risk faktörü olduğu gösteriyor. Bu risk artışı obeziteye bağlı olarak östrojen artışı ile bağlantılı. Bu nedenle özellikle obezitenin engellenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması kanserin oluşumunun engellenmesinde önemli bir faktör olarak ortaya çıkıyor.

   Hormonlar gibi bazı ilaçların kontrolsüz tüketiminin kanser riskini artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Haluk Onat, özellikle menopoz döneminde hormon kullanımında dikkatli olunması gerektiğini belirterek, bazı durumlarda kanser öncesi ilaçlar kullanarak kanserden korunmanın da mümkün olabileceğini belirtiyor. Özellikle tamoksifenle yapılan çalışmalardan söz eden Prof. Dr. Onat, ABD’de FDA tarafından onaylanan tek ajan meme kanseri korumasında kullanılan tamoksifendir. Meme kanseri gelişme riski yüksek kişilerde kanser riskini azalttığı görülmüştür. Baş boyun kanserlerinden gırtlak kanseri geçirmiş bir kişinin, hayatını devam ettirirken akciğer kanseri olma ya da baş boyun bölgesinde görülen başka bir kansere yakalanma riski yüksektir.

   Bu kişilerde Retinoid dediğimiz ilaçları kullanarak bu riskin önlendiği ispatlanmıştır. Bu ilaçların yan etkileri olduğu için yarar zarar dengesi iyi kurulmalıdır. Bunlara ek olarak vitaminlerin bazılarının alınmasının bilinenin aksine fayda değil zararları bile vardır. Örneğin sigara içen bir kişide A vitamini, karoten gibi maddelerin ilaç olarak alınmasının fayda değil zararları gösterilmiştir. Hiçbir vitamin hapının kansere karşı koruyucu etkisi yoktur diye konuşuyor.

 

 

SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ

Sağlık Bir Yaşam İçin

Yürümek sağlıktır!

Ağrıyla baş etmenin 10 yolu

Sigarayı neden bırakmalıyım?

Kalp sağlığınız için nar suyu için!

Oruç ve Sıhhat

Nasıl Bir Uyku?

Beden Temizliği

Sosyal Çevre ve Sağlığımız

Hafızayı diri tutmanın incelikleri

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)