• Nombre de visites :
  • 4752
  • 14/4/2013
  • Date :

Velayet-i Fakih(12.Bölüm)

velayet-i fakih

Velayet-i Fakih Şehid Mutahhari’nin Bakış Açısından

 Onlara göre olaylar, olgular ve ihtiyaçların sonsuzluğu bir taraftan ve diğer taraftan ise sabit kurallar, ayetler ve rivayetlerin sınırlılığı kıyas ve benzeleri yollarla sonuç çıkarmaya sevk ediyor. Ancak Şiilerde din hükümlerini açıklamakta Peygamberin halefi olan imamların varlığı yüzünden kıyas ve başka yöntemlere gerek kalmıyor. Gerçekten de ehl-i Sünnet yöntemi ile kıyaslama yayılsaydı ve imamlar ona karşı çıkmasalardı, günümüzde gerçek İslamdan bir geriye bir şey kalmayacaktı.

İmamet konusunun doğru ortaya konması şöyledir ki, İmam hem dünya işlerinde ve hem din işlerinde genel sorumluluk elindedir ve peygamberlik gibi onun da seçilmesi insan ötesidir ve Vahiy, Nasb ve Nass ile seçilmelidir (1).

İmam din işlerinin uzmanıdır ve yanlışlık ile hatadan uzaktır. Bunun yüzünden de imam hakkında lütuf, ismet ve tensis kuralları mevcuttur (2). Tam buna göredir ki, Allah’ın Resulü’nden (s.a.a.) sonra imamet Ali ibni Ebitalib’den başkasına uymuyordur. Bu anlamda imamet her kes için uyumlu olamaz. Ancak hükümet anlamına gelen liderlik, siyasal ve toplumsal başkanlık olan imamet halkın oyu, fikri ve düşüncesi geçerli olmaksızın sadece onun hakkında doğru olabilecektir.

Hükümet imametin dallarından biri olarak sayılmaktadır.Hükümet ve imamet arasında bir boyuttan bakarsak anlam ortaklığı vardır (3).

Peygamberin halefi olma ve dini mercîlik anlamına gelen imamet lütuf, ismet ve tensis üçlü özellikler ile birlikte bir kişide toplandıkları zaman, hükümet, liderlik ve insanların dünyai işlerinin idaresi de kesinlikle onunla olacaktır. Peygamber’in (s.a.a.) zamanında hükümet işleri Allah’ın hükümlerini açıklamaktan ayrı olmadığı gibi ve Peygamberin (s.a.a.) hükümeti hakkında danışma, halkın oyu ve seçim anlamsız olduğu gibi lütuf, ismet ve tensis sıfatlarına sahip olan Peygamber’in on iki halefi hakkında da seçim, danışma ve halkın oyunun bir anlamı yoktur.

Söylediğimize göre, Peygamber’in (s.a.a.) din konusunda hilafeti anlamına gelen imamet konusu imametin sadece bir dalı olan hükümet ve toplumsal liderlik ile karıştırılmamalıdır ve bunları bir birinin yerine kullanmamalıyız.

Buna göre, hükümet Allah’ın lütufu ile imamete seçilen on iki imam hakkında kesinleşir ve onların hakkında danışma, oy ve halkın seçimi konusu anlamsız ve kesin yanlıştır (4).

Siyasal ve toplumsal liderlik anlamına gelen hükümet imamet konusunun dallarından olup ve Peygamberin din hükümlerini açıklama konusunda hilafetidir. Lütuf kuralı ile Allahın tarafından seçilen, ismeti olan ve imamlığı masum tarafından açıkça belirlenen her olgun insan hükümete yani insanların siyasal ve toplumsal liderliğine de sahip olup artık bu konuda danışma, seçim ve oyun bir anlamı olmayacaktır. Ona göre, Şiilikte açıklanan düzeyde imamın varoluşu ile hükümet konusu kendi kendine belli olacaktır (5).

Çeviri:Ürün Özedönüş


1-         İmamet ve liderlik/92

2-         İmamet ve liderlik/92-97

3-         İmamet ve liderlik /96

4-         İmamet ve liderlik/70,71,96,112

5-         İmamet ve liderlik/81,112,147,163

Kaynak: Fıkıh üç aylık Dergi (İslami Fıkıhda yeni bir tedkik), No. 39, Seyiid Ahmed Hüseyni-yi Horasani

Velayet-i Fakih(11.Bölüm)

Velayet-i Fakih(10.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)