• Nombre de visites :
  • 1806
  • 10/4/2013
  • Date :

Velayet-i Fakih (7.Bölüm)

velayet-i fakih

Velayet-i Fakih Şehid Mutahhari’nin Bakış Açısından

Şehid Mutahhari ‘İslami iktisada bir bakış’ konusunda bir daha İslam karşıtı ve sapkınca olan din ile devlet ve dincilikle siyaset ayrılığı düşüncesini ve din ile dünya arasında sınır çekme konusunu eleştirip şöyle beyan etmiştir:

Yaşam konularının birbirinden ayrı olduğunu ve herşeyin bir ayrı sınırları var olduğunu zanneden insanlar bir başkasının İslamî İktisat diye bir konu açtığında şaşırıyor yada onu inkar etmeye başlıyorlar; çünkü onların fikrince İslam ve İktisat iki ayrı konulardır: İslamın bir sınırları var ve iktisadın ise başka sınırları nitekim onların düşüncesine göre kültür, siyaset, yargılama ve hatta ahlakın İslamdan ayrı olarak sınırları vardır.

Bazıları hatta daha çok aşırılığa kapılmış ve genellikle yaşam ve dinin iki ayrı alan olduğunu ileri sürmektedirler. Bunlara göre dini yaşam konularına karıştırmamalıyız. Bunların ilk yanlışlıkları yaşam konularını öznel ve soyutlam farz ettikleridir. Halbuki yaşam bir bütün olup bütün boyutları bir biri ile ilişkilidir. Örneğin, bir toplumun kültür yada siyaset, ahlak, yargılama, terbiye yada iktisadı bozuk olup da dini doğru ve dürüst olamaz ve bunun tersi de olanaksızdır.

Dini sadece mescid yada kiliseye gitmek, namaz kılıp oruç tutmak gibi etkinliklerde özetlersek ozaman bazıları dinin başka konulardan ayrı olduğunu iddia edebilir ancak bu konu hatta Hristiyanlık hakkında doğru olsa bile İslam hakkında doğru olamaz (1).

Başka bir yerde Şehid Mutahhari bir yazarın sözlerini nakletmiştir. Sözkonusu yazara göre, din inançlar toplusu ve ibadetlerle sınırlıdır ve yaşam ile iligli olan kurallar din ile bir ilişkisi yoktur. Bu yazar dinin kesinlikle milletin yaşamı ile bir ilişkisi olmadığını ve dinin tek görevinin milleti namaz, oruç ve ibadetlere doğru itmek  olduğunu ileri sürmüştür. Şehid Mutahhari bu sözlerin boşluğu ve temelsizliği hakkında şöyle yazıyor:

Ben bir kişinin bir İslami ülkede yaşayıp da bu kadar İslamın mantığından habersiz olmasına inanamıyorum. Acaba Kur’an peygamberlerin hedeflerini çok açıkça söylememiş midir? Kur’an toplumsal adaleti bütün peygamberler için bir temel hedef olduğunu vurguluyor. Peki Kur’anı uygulamak istemiyorsanız neden daha büyük bir günah işliyor ve İslam ile Kur’an’a iftira ediyorsunuz!

Yaklaşık yarım yüzyıldır ki biz ‘İslam iyidir ancak mescidlere sınırlanıp toplum ile bir işi olmamak şartıyla’ denen bu sözü duyuyoruz. Bu söz İslami ülkelerin ötesinden çıkmış ve bütün İslami ülkelerde yayılmaya başlamıştır (2).

Çeviri:Ürün Özedönüş


1-         İslamın İktisadi sistemine bir bakış/15,16

2-         İslamda kadın hakları sistemi/112,113

Velayet-i Fakih(6.Bölüm)

Velayet-i Fakih(5.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)