• Nombre de visites :
  • 1829
  • 7/4/2013
  • Date :

Mutlak Velayet-i Fakih(7.Bölüm)

mutlak velayet-i fakih

Ayetullah Necabet Bakış Açısından Mutlak Velayet-i Fakih

Onun kendi sözü şöyledir (1): insanî hakların hiç biri hatta milletin hâkimiyet hakkı bile Velayeti fakihin hakkı ile çekişme gücü yoktur. Bu ikisinin çekişmesi takdirinde milletin hâkimiyet hakkının doğruluğu kanıtlanırsa o zaman da bir çekişme sözkonusu değildir. O konu düşünülmelidir ve çekişme sayılmaz.’ Ancak Ayetullah Necabetin mutlak Velayeti fakihten kastettiği anlamı anlamak için bir konuya teveccüh etmemiz lazımdır ve o da şu ki, Ayetullah Necabet Velayeti fakihin sınırını Kur’an hükümleri ile Peygamber (s.a.a.) ve İmamlar’ın (a.s.) sünneti olarak biliyor ve veliyyi fakihin ülkenin bütün işlerine karışmasını normal hükümet alanında ve işlerin düzenlenmesi olarak görmektedir. Ancak milletin bireysel yaşamına karışıp yasal haklarını sınırlandırma konusuna yada hazinede bir özel hakkı olmasına inanmıyor (nitekim bunların her ikisi de anayasada kaydolunmuştur).  Ayetullah Necabet şöyle yazıyor: ‘fakihin hazine ile bir fakir müslümandan fazla bir işi yoktur. Fakihin bütün çabası Tağut vasıflı insanların etkisiz hale getirilmesidir. Hiç bir halde millete engel değildir. Elbette hırsızlık, sulta isteği ve bütün kötü işlere engeldir çünkü bunlar Tağut vasıflarındandır ve her hangi bir takdirde Kur’an ve Peygamber’in (s.a.a.) sünnetine karşı davranırsa, ilk olarak kesinlikle geçersizdir ve ikincisi millet karşısında da geçersiz olur ve üçüncüsü de şu ki, halk fakihi sadece Kur’an ve kesin sünnet sözkonusu olan konularda itaat etmeli ve bunlardan başka Allah’ın tarafından millete doğru hiç bir hakkı yoktur (2).

Tam buradan, Velayeti fakihin mutlaklığı Masum İmamlar’ın (a.s.) Velayetinin mutlaklığı ile farkı ve İmamların Velayetinde masumluğun şart olup da fakihin Velayetinde şart olmamasının sırrı ortaya çıkmaktadır. Çünkü hükmün icat edilmesi değil, sadece konularla karşılaştırılması sözkonusu olan normal hükümet alanında ismet şart değildir.

A-    Veliyyi fakihe itaat etme alanı: Ayetullah Necabet’e göre fakihin Velayeti mutlak olduğu gibi ona itaat etmek de mutlaktır (3). Nitekim mukaddes yazıda da şöyle gelmiştir: Onlara başvuran aynen bize başvurmuş gibidir.

B-    Ayetullah Necabetin bir tek istisna ettiği konu veliyyi fakihin yanlışlığına kesin bilgi edinme konusudur; ancak o da bir varsayımdır ve ispat olunmuş değildir çünkü önemli konularda aklı iyice başında olan, doğru ameli olan ve nefs ile hevesleri bastırmış olan sorumlu ve taahhütlü veliyyi fakihten hata görülmesi çok uzaktır (4). Buna ilaveten bu makam konusunda lütuf tartışmasına da başvurup şöyle yazmıştır:

‘ikinci olarak Allah-u Teala’nın müslümanların sığınağı olan ve iyi niyetli olan bir kişiyinin böyle hassas bir durumda hata yapmasına izin vermesi ve eğer hata yaparsa da onu korumaması onun lütufundan çok uzaktır: ‘و کان حقاً علينا نصر المۆمنين’ ‘ve müminlere yardım etmek ise bizim üzerimize bir hak oldu’ (5)

Çeviri:Ürün Özedönüş


1-    Mutlak Velayeti fakih s. 8

2-    Mutlak Velayeti fakih s. 8 ve 9. Başka bir yerde şöyle sölemiştir: milletin fakihin mutlak Velayeti karşısında ayaklanma yada mücadele hakkı yoktur. Yalnız taahhütlü ve sorumlu fakihten Kur’an’a yada sünnete karşı kesin bir şey çıkarsa o zaman her kes her durumda ise ona itaat etmemelidir. Mutlak Velayeti fakih s. 40

3-  Mutlak Velayeti fakih, s. 12 ve 18

4-  Mutlak Velayeti fakih s. 18 ve 19

5-  Mutlak Velayeti fakih s. 19

Mutlak Velayet-i Fakih(6.Bölüm)

Mutlak Velayet-i Fakih(5.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)