• Nombre de visites :
  • 1069
  • 20/9/2012
  • Date :

Allah Teâlâ’nın Kendi Zatına İlmi -2

allah teâlânın kendi zatına ilmi

Ancak levha; ruhani melek ve nefsani töz olup ilimleri kalemlerden alır ve Allah’ın kelamını onlardan işitir. Yukarıdaki iki mertebe Âla Kalem, İlk Akıl, Ruh’ul-Azam, Mukarrep Melek ve Mümkün’ul-Eşref diye tabir edilmektedir. Allah Teala’nın alemin başlangıcından sonuna kadar yarattığı bütün varlıkların formlarını tafsili kesretten uzak yalın bir şekilde bu mertebede karar kıldığı açıktır. Bu mertebe ilahi kazanın formudur ve ceberut aleminde yer alır. Bu açıdan buna “Ümmü’l-Kitap”‌ da denilmektedir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“O, katımızda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.”‌[9]

 Bütün formlar bundan külli nefislere ve feleklere feyz verdiği için buna “Kalem”‌ de denilmektedir. Allah Teala şöyle buyurmaktadır: “Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle yazmayı öğretendir.”‌[10] Bu mertebenin kendisinde olduğu aleme ceberut alemi denilmektedir. Zira eşyanın hakikatleri ve formları Hakk Teala’nın ifazesiyle bu mertebeden feyz aldığı gibi ikincil sıfat ve kemalleri de feyz alır. Bu sıfat ve kemaller vesilesiyle eşyanın eksiklikleri telafi edilir ve kemale sahip olur. Dolayısıyla bu itibara veya yukarıda dillendirilen itibara göre eşyayı gerekli kemallerine ulaşmaya zorlayan aleme ceberut alemi denilmektedir. Ceberut alemi de Allah Teala’nın cebbar sıfatının suretidir. “O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”‌[11]

Bir diğer mertebe de kaza ve kaderdir. Kaza; külli veçhiyle akıl aleminde akli formlar ve küllü hakikatler hasebince bütün varlıkların vücudundan ibarettir. Bu mertebe ilk hakk ile ilintili olup ilahi mekanda mevcuttur ve ilahi zatın gereksinimi olup masivallah anlamında olan alemden sayılmamaktadır. Bu da nur kümesi ve cemal ve celalinin nur ışınları olan yüce Allah’ın hazineleridir.

Kader ise ilmi kader ve ayni kader olmak üzere ikiye ayrılır. İlmi kader; cüzi veçhiyle nefis aleminde bütün varlıkların icabi formlarıdır. İllet ve sebeplerine müstenit, ayni örnekleriyle mutabık, zamanı geldiğinde lazım ve zorunlu, algı yetisi ve algı kabul edici nefis ile mürtesemdir.

Ayni kader de zamana bağımlı, zeval ve kesinti olmadan madde ve istidatlarında seri halinde olan ve ayni maddeleri açısında birbirlerinden ayrı bütün varlıkların formsal vücutlarından ibarettir. Allah Teala şöyle buyuruyor: “Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.”‌[12] Allah Teala şu sözüyle de ilmi kadere imada bulunmaktadır:

“Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.”‌[13]

Başka bir ayette de şöyle buyurmaktadır: “Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.”‌[14]

Bil ki akli alem –kalem olarak da tabir edilmektedir- ilahi kazanın mahallidir. Semavi nefsani alem de onun kaderinin mahalli ve kazasının levhasıdır. Zira alemde tahakkuk bulan ve tahakkuk bulacak olan her şey feleki nefislerde yazılıp kaydedilmiştir ve feleki nefisler hareketlerinin gereksinimlerine alimdirler. Nitekim hissi yazıtlar kalem ile sayfalara döküldükleri gibi malum ve kaydedilmiş formlar da küllü vecihleriyle illet ve nedenlerine göre akıllar aleminden küllü nefisler alemine kaydedilirler. Bu formlar ilahi kaderdir ve mahalleri de –sufilere göre küllü alemin kalbi arasında vaki olan- küllü nefisler alemi olup kaderin mahalli ve kazanın levhasıdır. Bu alemden feleki algı yetisinde cüzi formlar tersim olur. Bu alem küllü hayal alemi ve misal aleminin kendisidir ve küllü natık nefisler alemine “Kaza levhası”‌ denildiği gibi buna da kader levhası denilmektedir. Bunların her ikisi Kitab-ı Mübin’dir. Ancak birincisi yani kaza levhası; ümmi kitap olan levh-i mahfuz ikincisi yani kader levhası mahv ve ispat kitabıdır. Kader levhasının alemi de melekut-i ummale alemidir.

Genel bir şekilde bu alemler küllü ve cüzi açılardan ilahi tam kelimeleri ihata eden sübhani defterler ve ilahi kitaplardır. Akıllar ve nefisler alemi Hakk Teala’nın iki kitabı olup bunlara Ümmü’l-Kitap ve Kitab-ı Mübin denilmektedir. Bu ikisi icmali bir şekilde her şeyi ihata ve tafsilli bir şekilde her şeyde zuhur eder. Feleki nefse de mahv ve ispat kitabı denilmektedir ve alemi kebir diye adlandırılan insan-ı kamil en kapsayıcı kitaptır. Nitekim Arap ve Acemin hekimi, rabbani alim Emir’el-Müminin Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:

Devan sendedir ama bilmiyorsun, derdin sendedir ama görmüyorsun.

Sen o açık kitapsın ki ayet ve nişaneleriyle gizlilikler aşikar olur.

Bu küçük cüsse olduğunu mu zannediyorsun oysa en büyük alem sendedir.

Bu sözleri Bayezid Bestami’nin sözleri onaylamaktadır ki buyurdu: “Eğer arş ve onda olan şeyler binlerce beraber olsa bile arifin kalbinin zaviyelerinden bir zaviyeyi bile dolduramazlar.”‌ Dolayısıyla insan-ı kamil aklı açısından Ümmü’l-Kitap denilen akli kitap, nefsi açısından Levhi Mahfuz ve nefsani ruhu açısından Mahv ve İspat kitabıdır. Bunlar değerli ve temiz sayfalar olup tahir olanlardan başka kimse bunlara el süremez.

Yukarıda zikrettiklerimiz bazı Yunanlı filozofların şu sözlerine açıklık getirmektedir. Bazı Yunanlı filozoflar şöyle demişlerdir: “Nefis şerif bir cevherdir ve boyutları olmayan daire gibidir. Merkezi akıldır ve bu aklın kendisi de daire olup merkezi ilk mutlak hayırdır. Bütün tinseller bunun etrafındadırlar. O ilk mutlak hayır onların eşitlik merkezidir ve hepsine nispeti eşit derecededir. Aşağıdaki farsça beyitler bu sözümüzü onaylamaktadır:

Çünkü sır Haktan akıla ulaştı, akıldan da küllü nefse ulaştı.

Nefisten eve nur varır, hayal levhasında hepsi gizlidir.

Fikrin hayalden ilham alır ve anında mesajı kaydeder.

Hafıza nutka imada bulundu, kitabı ibarelerden oluşturdu.

Yukarıdaki konuları ezberle ve bunları sadece temiz kalpli, söz dinleyen ve hakkı şuhud eden kimselere aktar. Allah Teala bizi ve sizi düşünürlerden ve hak saliklerinin yolundan gidenlerden kılsın.

Sedat Baran tarafından tercüme edilmiştir.

Taqrib


[9] Zuhruf, 4

[10] Alak, 3–4

[11] Enam, 59

[12] Hicr, 21

[13] Kamer, 49

[14] Rad, 39

Allah Teâlâ’nın Kendi Zatına İlmi -1

Mukaddes Zâtı Sınırsızdır

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)