• Nombre de visites :
  • 905
  • 25/10/2011
  • Date :

İslamın Ekonomik Kalkınma İle İlgili Öğretileri-4

islamın ekonomik kalkınma ile ilgili öğretileri

Kuranda bulunan ve kalkınmayla ilgili olan bazı ayetleri ve bu ayetler doğrultusunda olan bazı hadisleri dikkatlice incelersek bize kalkınmanın çok önemli bir boyutuna işaret ettiklerini görebiliriz ki biz bunu kalkınma kültürü ve anlayışı olarak adlandırabiliriz. İşte bu ayet ve hadislerden hareket ederek İslam’ın çok kapsamlı ve boyutlu bir kalkınma ve ilerleme teorisinin ya da teorilerinin kaynağı olduğunu ve olabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Her ne kadar İslam fıkhı ve iktisat anlayışında bu anlayışa uygun malzemeye daha çok rastlarsak da doğru olan bu yaklaşımın bütün İslam kültürüne sirayet etmiş olduğudur. Zira İslam hayatı bir bütün olarak ele alır ve onu oluşturan parçaları da bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak birbirleri arasında önemli ve sağlam ilişkiler kurar. Kuran bu anlayışı hüsran ve ziyana karşılık gelen bir yaşam yolu olarak adlandırır. Pey çok rivayette hz. Peygamberin yönteminin insanların her anlamda tekâmülünü sağlamak olduğu söylenmiştir ki buna İslami literatürde rüşt denmektedir. Rüşt aynı zamanda içinde yanlışa karşı doğru olanı barındıran bir yöntem anlamında da kullanılır. Dolayısıyla kaynağı İslami olan bir kalkınma doğru ve hak olan tarafından insanların maddi ve manevi gelişmesini sağlamak için yönetilen bir yaşama biçimidir. İslamda insanlar arasında bulunan ilişkilere hâkim olan sosyal ve fıkhı kural ve kurumlar işte bu rüştü sağlamaya yönelik olmalı bu gelişim seyrinin devamını sağlayabilecek değişim ve gelişmelere açık olmalıdırlar. Bu sayede İslami yaşam dinamik bir ruha sahip olarak daime hayra doğru bir tekâmül halindedir.

Bu rüşt kavramı ve onu temin etme düşüncesi bütün İslami kurumların temel gayesi olmalıdır. Devletin bütün yönetim kurumları bu bakış açısına göre şekillenmiş olmalıdır. İslam’a uygun olan bir rüştün sağlanabilmesi hem İslami kurumların varlık sebebi hem de onların devamlılıklarının gerekçesidir. Dolayısıyla herhangi bir kurum artık toplumun rüştüne hizmet etmediğinde ya ortadan tamamen kaldırılması ya da gerekli değişimlerin yapılarak ihtiyaçlara cevap verebilecek bir forma sokulması gerekir. Kuran ve hadislerde rüşt ve kalkınmayla ilgili bulunan ayet ve rivayetlere baktığımızda rüştün öncelikle elde edilmesi gereken bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani müslümanlar dinlerine uygun olan bir kalkınma için gerekli olan altyapı ve teorik bilgiyi üretmelidirler. Zira kalkınma ve ilerleme ancak bundan sonra elde edilebilecektir. Bu yüzden bu konularda kaderci bir yaklaşım hiç de doğru olmayacaktır. İkinci olarak İslam kültüründe rüşt ve gelişmenin hem bireysel hem de toplumsal bir yönü bulunmaktadır. Nasıl ki tek tek insanlar reşit olanlarla olmayanlar diye ikiye ayrılıyorsa toplumlarda aynı şekilde reşit olanlarla olmayanlar diye ikiye ayrılır. Üçüncü olarak ise İslam kültüründe rüşt ve gelişme farklı mertebelerden oluşan bir gelişme ve tekâmül sürecidir. Bu yüzden de nihai bir sonu yoktur ve daima hareket halinde olan bir yaşama biçimine tekabül eder. Dolayısıyla fert ve toplum ne kadar yüksek ve iyi bir kalkınma aşamasına ulaşmış olurlarsa olsunlar daima önlerinde aşılması ve ulaşılması gereken yeni ufuklar bulacaklardır.


İslamın Ekonomik Kalkınma İle İlgili Öğretileri-1

İslamın Ekonomik Kalkınma İle İlgili Öğretileri-2

İslamın Ekonomik Kalkınma İle İlgili Öğretileri-3

İslamın Ekonomik Düzeni-10

İslamın Ekonomik Düzeni-9

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)