• Nombre de visites :
  • 759
  • 18/12/2010
  • Date :

İslam"ın Ekonomik Düzeni-4

islamın ekonomik düzeni

Bu zalim rejimin ve kayıtsız şartız olan özgürlüğün karşısında, onun zıddı olan komünistlik rejimi vücuda geliyor ve her çeşit özgürlüğü insandan alıyor. Bu özgürlüğü elden almanın da fertlere ve topluma olan zararı oldukça çoktur. Öyle ki bu son zamanlarda bile Rusya hükümdarları kendi yanlışlıklarını anlayarak çiftçilere; ziraat yapmak, ev sahibi olmak, sığır, koyun ve tavuk beslemek için onların her birinin bir miktar yere malik olmalarına ve işçilerin, kendi mahsullerini satmalarına, istedikleri şeyi almalarına ve geri kalan paralarını bankaya yatırarak faiz elde etmelerine müsaade ettiler.

İşte Rusya’nın bu tutumu, Çin’in onu, "komünistlik yolundan saptı" diye suçlamasına sebep oldu.[1]

Bat'ı sınırlı görüşleriyle, Sadr-ı İslam fedakârlarının muhiti gibi bir Medine-yi fazileye ulaşmak için çeşitli mektebler önermiştir, ama şimdiye kadar uzun yıllar geçmesine rağmen halkı, vaat ettikleri o Medine-yi fazileye ulaştıramamışlardır. Onların muvaffak olmamalarının sebebi; prensiplerinin yanlış ve eksik olmasının yanı sıra İslamî ekonominin esas temellerini çürütmek ve onları bir kenara bırakmaktı. Gerçek iman, ahlak, fedakârlık ve İslamî uhuvvet; kanunların icra olmasının, ferdi ve toplumsal özgürlüğün ve hedefe ulaşmanın yani emniyetli, adaletli ve sulh-u sefalı bir muhite ermenin zamınıdır. Onlar, iman ve fedakârlık yerine mecburen zorbalık ve prultarya’nın şiddeti diktatörlüğüne ve ferdi şahsiyet ve özgürlüğü ortadan kaldırmaya başvurdular. Sulh-u sefa ve sevinç dolu bir muhit yerine; pasif, hareketsiz ve ümitsizlik dolu bir muhit yarattılar.[2]

9-     Yeni İktisad[3]

 Üstat Mürteza Mutahhari “Mebahis-i İktisad” kitabında şöyle buyuruyor: Hakkında ictihad yapılması gereken müstahdese (yeni çıkan) meselelerden biri de, zamanından iki üç asır geçmeyen yeni sermayedarlık meselesidir. Sermayedarlık, gelişmiş yeni tekniğin mahsulü olan yeni iktisadî ve içtimaî bir olgudur.

Yeni iktisatta sosyalistlerin, yeni sermayedarlığın meşru olmamasına dair delilleri iki asla dayanır:

1-     Her şeyin değeri, onun üzerinde yapılan işle eşittir.

2-     Yeni sermayedarlıkta ortaya çıkan artık değer, sadece işçinin gücündendir; üretim aracının değerin artışında hiçbir etkisi yoktur.

Şimdi değer ve artık değerin ne olduğuna ve hangisinin değer verme faktörü olduğuna bakalım.

Değer

İktisadi değer; bir maddede mevcut olan kıymetten, maddi veya manevi bir iş için itibar edilen paradan ibarettir.

Âdam Smit ve Ricardo’nun ortaya koyduğu ve Karl Marks’ın da onu seçtiği nazariye şudur ki, değerin kaynağı sadece iştir. Değerin ölçüsü de, eşyaların üzerinde yapılan işin miktarına bağlıdır; başka bir ibaretle; değer işle eşittir.

Bu nazariye, çeşitli yönlerden sakıncalıdır, örneğin:

1-           Görüyoruz ki, yeni malın (pazara) gelmesiyle eski mallar ve önceki modeller kendi değerlerini kaybediyorlar; gerçi iş açısından birbirleriyle öyle bir farkları yoktur. Binaenaleyh, yeni olmak, insanlar için has bir değer taşımaktadır.

2-           İki kişi beraber ve aynı miktarda çalışıyorlar, fakat onlardan biri güzel zevk ve zatî istidat vasıtasıyla işi güzel yapıyor ve böylece o işin değeri ötekisinden daha fazla oluyor.

3-           Balıklar, orman ağaçları, demi ekinler vs. gibi çok şeylerin, insanlar onların üzerinde bir iş yapmaksızın değer ve kıymetleri vardır; ama onların değeri, onları toplamak için çekilen zahmetle uygun değildir.

4-           Bazen buğday ve arpa gibi iki mahsul için aynı miktarda enerji sarf ediliyor, ama bununla birlikte onların değeri birbirleriyle farklıdır.


[1] - Nizam-ı Siyasi ve İktisadî Fi'l-İslam, s.3839. Müellif: Dr. Yusuf Hamid'ul-Alim, Darü'l-Kalem Matbaası, Beyrut, Yıl:1975

[2] - "Belşuvikî", Berterend Rasil

[3] - Bu konu, Şehit Mutahhari'nin "Mebahis-i İktisadî" kitabından alınmıştır

İslamın Ekonomik Düzeni-3

İslamın Ekonomik Düzeni-2

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)