• Nombre de visites :
  • 373
  • 24/10/2007
  • Date :

Başbakan’a Göre Başörtüsü Ne Küresel, Ne de Yerel Bir Sorun Değildir

Başbakan Erdoğan, İslam toplumlarında kadınların sorunları olduğunu kabul ettiklerini belirterek bunların kaynağının din değil, din zannedilen töre olduğunu ifade etti.
İstanbul Dedeman Otel’de düzenlenen “İslam Konferansı Örgütü’ne Üye Ülkelerin Kalkınmasında Kadının Rolü”ne ilişkin konferansın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, kadının İslam dünyasındaki yerine değindi. Batılıların İslam dünyasındaki kadının rolüne ilişkin eleştirilerini dile getiren Erdoğan, İslam toplumunda kadının rolüyle ilgili batılı çevrelerin yaptığı eleştirileri tümüyle “Eski şarkiyatçı” yaklaşımlarının önyargılarından kaynaklanan yanlış değerlendirmeler olarak da görmediklerini ifade ederek, konuşulması ve çözüm üretilmesi gereken sorunların varolduğunun kabul edilmesi gerektiğini kaydetti. Bunun başında da Türkiye’de görülen ve kamuoyunda “Töre cinayetleri” sorununun geldiğine işaret eden konuşmasında başörtüsü konusuna ise hiç değinmedi.
Öyle anlaşılıyor ki Başbakanın metnini hazırlayan danışmanlar, XIX. yy’ın modernist “münevverleri”nin batı karşısındaki özür dileyici tavrını sürdürmekte ısrarlı görünürlerken, aynı zamanda hükümet olmanın gereği ulusalcılık ve sekülarizmin yol açtığı adaletsizliklere değinme gibi bir sorumluluğu da üzerlerinden atmayı uygun görmüşler. Muhafazakarlıklarından da ödün vermeden şu kolay yolu seçmişler: Suçlu töre gibi görünse de bu tür olaylar münferittir. Modernleşeceğiz ama zaman lazım.
Oysa bu tür sorunlara gelenekle modernite arasına sıkışıp kalmadan, lafı eveleyip gevelemeden cevap üretmek çok da zor değil. Ancak bu tür bir bakış açısı öncelikle sağlıklı bir itikad ve dünya görüşünü gerektiriyor. Kendi toplumuna ve toplumunun sorunlarına doğru pencereden bakamayanlar ister istemez toplumdaki kadınların (sadece kadınların da değil aynı zamanda genç kızların) en başat problemlerinden biri olan başörtüsü sorununu alt başlık olarak bile dillendirmekten imtina ediyorlar. Modern laik töreler her yıl, her ay, her gün bu tür cinayetler işliyorlar oysa. Müslüman kadınların haklarını her saniye gaspedip, insan onur ve haysiyetini her saniye katlediyorlar.
Üstelik bu modern bakış açısına göre, kendi çocuklarını, kadınlarını, ana ve babalarını bir hiç uğruna katledenleri üreten modern-ulusalcı değerler bir kenara itiliyor, töre ve cehalet adı altında günah keçileri sanki bu toplumun dibine konmuş dinamit mesabesine oturtuluyor. Oysa cehalet sadece kalem ve kağıdın eksik olduğu ortamlarda üremiyor.
Hasılı kelam, ahlak, onur ve özgürlüklerin karşısında konuşlanmış İslam düşmanlarının ürettiği sorunları görmezden gelerek, çözüm üretme yolunda da adım atmaktan imtina ederek, çözümün bir parçası “imiş gibi” görünmek sadre şifa olmaz. Geriye hatırlanması güç bir toplantı, birkaç kare de fotoğraf kalır o kadar.

Haksöz

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)