• Nombre de visites :
  • 876
  • 24/10/2007
  • Date :

Ümmetin İki Guruba Ayrılışı

islam

İslam dünyasında vuku bulan o açık ve sarih konuşmalar, İslam ümmetini iki gruba ayırdı; dünya kaldıkça insanlar arasında bu ikilik de devam edecektir:

1- Küçük ve güçsüz sivrisinekler gibi her sesin etrafında toplanan ve her esintinin peşinden giden kişiler.[1]

2- Faal, çalışkan, güç ve nüfuz sahibi, belli bir hedefi izleyen, insanları yönlendiren kişiler. O günün toplumunu ve onların tarihini değerlendirirken bu nüfuz sahibi ve yönlendirici kişilerin izlerine rastlamaktayız. O günde güç ve nüfuz sahibi ve insanları yönlendirenler, bu açık ve sarih konuşmalardan etkilenerek şu iki gruba ayrılmışlardır:

a- Ehl-i Beyt aleyhimusselam"ın seven, onların fazilet ve üstünlüğünü kabul eden dostları.

b- İlk iki halifenin (Ebubekir ve Ömer) makamlarının hafife alınmasına karşı olanlar. Onlar İmam Ali (a.s)"ın sözleriyle alay ediyor, o hazrete karşı kin ve düşmanlıkları gönden güne artıyordu. İmam (a.s)"a karşı kin besleyenlerin çoğu Osman"a karşı ayaklanan ve onu öldürünceye kadar yerlerinde oturmayanlardı!

Bunlar hüküm yalnız Allah"ındır sloganını atan, kalpleri ilk iki halifenin sevgisiyle dolup taşan, Aişe, Talha, Zübeyr, Osman ve Ali"ye karşı kin besleyen Haricilerdi. Onlar sonunda İmam Ali (a.s)"a karşı ayaklandılar ve o hazret de Nehrevan"da onlarla savaştı; fakat onların kökünü kazıyamadı ve sonunda aynı kişiler o hazreti ibadet mihrabında kanına boyayarak şehid ettiler.

Muaviye, İmam (a.s)"ın şehadetinden sonra hükümet tahtına kurularak yirmi yıllık mutlak ve rakipsiz hükümetini, ümmeti nefsanî istekleri doğrultusunda yönlendirmek için kullandı; ümmet de matem içinde ona itaat edip onun nefsanî istekleri doğrultusunda hareket etti!

Ayrıca Muaviye, genel olarak öteden beri kendi soyunun düşmanlık güttüğü Haşimoğulları"nın ve özellikle Resulullah (s.a.a)"in ve amcası oğlu Ali (a.s)"ın isimlerinin anılmasından rahatsız oluyor ve buna şu şekilde kılıf uyduruyordu:

Birincisi; Resulullah"la Ali"nin isimleri Müslümanların dilinde dolaşıp dururken Utbe, Şeybe, Ebusüfyan ve Hekem b. Ebi"l As gibi Ümmeyyeoğulları"nın ileri gelenlerinin adı, sanı batmıştı.[2]

İkincisi; Resulullah (s.a.a) ve amcası oğlu Ali (a.s)"ın isminin halk arasında yayılması, Muaviye"nin hilafeti kendisinden merkezleştirmek ve onu kendi ailesine miras bırakmak için kafasında tasarladığı şeyle çelişmekteydi. Çünkü onların isimleri yayıldığı takdirde Müslümanların bakışı Resulullah (s.a.a)"in iki torunu Hasan ve Hüseyin üzerinde yoğunlaşacaktı.

Bütün bunlardan dolayı Muaviye tüm gücüyle bu ailenin ve özellikle Resulullah ve amcası oğlu Ali"nin nurlarını söndürmeye çalışıyordu; o, bu hedefine ulaşmak için şu tedbirlere başvurdu:

1- İlk iki halifenin (Ebubekir ve Ömer) isimlerini var gücüyle yükseltti ve onların peşine de amcası oğlu olan üçüncü halife Osman"ın ismini ekledi.[3]

2- Gizli bir şekilde Müslümanlar arasında Resulullah (s.a.a)"in şahsiyetini zedelemeye çalıştı, açıkça Resulullah (s.a.a)"in amcası oğlu Ali (a.s)"ın kişiliğini çiğnemeye başladı. Ve bu iki amacına ulaşmak için de, sahabe ve tabiinden bir grubunu -ilk üç- halifelerin makamlarını yüceltecek ve aynı zamanda Resulullah (s.a.a) ve amcası oğlu Ali (a.s)"ın şahsiyet ve saygınlığını düşürecek hadisler uydurmaları için görevlendirdi. Muaviye bu hedefe ulaşmak için elinden geleni ardına koymadı. Kendisine karşı gelen Ali (a.s) ve Ehl-i Beyt dostlarını susturup en kötü şekilde işkenceyle öldürttü; hurma ağaçlarına asıp kulak ve burunlarını kesti ve diri diri gömdü!

Böylece kafasında tasarladığı tedbirde eşsiz bir başarıya ulaştı; özellikle kendi karanlık tarihini unutturmak için halk arasında Resulullah (s.a.a)"in dilinden hadisler uydurup o hazretin şöyle buyurduğunu yaydı:

Allah"ım! Ben de bir beşerim; diğer insanlar gibi öfkelenirim. O halde benim lanetlediğim veya hakkında kötü şeyler söylediğim her mümine, lanetimi, kıyamet gününde onun hakkında dua, temizlik ve onun sana yaklaşma vesilesi kıl![4]

Veya, Siz dünya işlerinizi benden daha iyi biliyorsunuz!

Veya halkın hurmalarını döllendirmelerini engellemesi sonucu hurmaların meyve vermeyince onlara: Size bir şeyi emrettiğim zaman bilin ki ben de ancak sizin gibi bir beşerim![5]

Veya Mescid-i Nebi"de dans eden Habeşe rakkaslarını rahatça seyredebilmesi için zevcesi Aişe"yi omuzlarına almıştır.[6]

Veya, o hazret, evinde çalgı ve eğlence meclisi düzenlemiştir![7]

Muaviye"nin döneminde büyük bir titizlikle uydurulan ve sayıları onları bulan bu gibi hadislerin,[8] o günden günümüze kadar hulefa mektebinde etkisi devam etmiştir. Ve bu, bir grup Müslüman"ın Resul-i Ekrem (s.a.a)"in mucize getirme ve ümmete şefaat etme gücüne sahip olmadığına inanmalarına, mezarına saygı duymamalarına ve ölümünden sonra onun, diğer ölülerden  bir üstünlüğü olmadığını ileri sürmelerine neden oldu!

İmam Ali (a.s) hakkında ise, Muaviye İslam toplumunda o hazretin şahsiyetini terör etme ve kişiliğini lekeleme konusunda öyle bir başarı sağladı ki, Müslümanlar, Ümeyyeoğulları"nı hükümetinin doğusundan batısına kadar, yaklaşık bin ay boyu minarelerde ve özellikle namazların hutbelerinde Cuma namazının farzlarından biriymiş gibi Ali (a.s)"a lanet ve küfrettiler! Muaviye bu amelinin sayesinde hilafet makamı ve mevkisini halkın gözünde zirveye çıkarmayı başardı![9]

İslam ümmeti de ondan sonra böyle bir düşünce tarzı sonucu, onun çizdiği çizgi doğrultusunda öyle bir yere vardılar ki halifenin valileri hiç çekinmeden minberlerde, Acaba size göre Allah yanında halifeniz mi daha değerlidir, yoksa peygamberiniz mi? yani, yeryüzünde Allah"ın halifesi bildikleri halifenin makamı, Allah yanında peygamberlerin sonuncusu olan Resulullah (s.a.a)"in makamından çok daha yücedir, diyorlardı!

Muaviye"nin Çalışmalarının Sonucu

Muaviye"nin bu çalışmalarının sonucu, Müslümanlar ve Müslüman olmayan diğer kişiler, Muaviye"nin hilafet günlerinden bugüne kadar, Resulullah (s.a.a)"i, amcası oğlu Ali (a.s)"ı, ondan önceki ilk üç halifeyi ve diğer İslam şahsiyetlerini Muaviye"nin döneminde ve şahsen onun isteğiyle uydurulan o hadislerle, gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan tahrif edilmiş çehrelerle tanıdılar!

Tüm bunların dışında, Muaviye"nin kendisi de İslam hükümlerini değiştirme konusunda içtihad ve bid"atler yapıyor, istediği şeyi kendi içtihadıyla değiştiriyordu; bunlardan bazıları Evveliyyat-i Muaviye diye meşhurdur![10]

Muaviye bu çabalarıyla İslam dinini asıl doğrultusundan saptırarak kendisi istediği gibi tanıttı; öyle ki onun hükümetinin sonlarında İslam"dan bir tek isim ve Kur"an"dan, hattından başka bir şey kalmamıştı!

Evet; Muaviye ve ondan sonra gelenler İslam"ın sadece ismini korumaya çalıştılar; çünkü onlar İslam adıyla insanlara hükümet etmek zorundaydılar.

Hicretin 60"ında Muaviye ölünce ve Yezid hilafet kürsüsüne oturuncaya kadar Müslümanların durumu böyleydi. Ve böyle bir ortamda, Resulullah (s.a.a)"in torunu ve mirasçısının şu ikisinden birini seçmekten başka bir çaresi yoktu: Ya Yezid"e bi"at edecek ya da onunla savaşacaktı.

İmam Hüseyin (a.s)"ın Yezid"e biatı, onun tüm yaptıklarını onaylamak ve tüm sözlerini tasdik etmek anlamındaydı. İşte bu nedenle Hüseyin (a.s) biati kabul etmeyerek şehadeti seçti.

İmam Hüseyin (a.s) Yezid"e Biat Etmekten Sakınıyor

Yezid"in söz ve davranışları nelerdi?

İmam Hüseyin (a.s) neden Yezid"e bi"at etmedi?

Acaba İmam Hüseyin (a.s) Yezid"e muhalefetinin sonunun ne olacağını biliyor muydu?

O hazretin şehadeti İslam dininde ve Müslüman toplumlarında nasıl bir etki bıraktı?

Bunlar -Allah"ın izniyle- hadis ve tarih kitaplarında inceleyeceğimiz konulardır.

Söz ve Davranışlarıyla Yezid

İbn-i Kesir"in tarihinde şöyle geçmektedir:

Yezid şarap içen bir kişiydi. Bir gün babası Muaviye yumuşak bir dille ona şöyle nasihat ediyordu: Oğulcağızım! Sen saygınlığın çiğnenmeden, makam ve mevkiin düşürülmeden, düşmanların hakkında kötü şeyler söylemeden ve dostların sana karşı karamsar olmadan da tüm istek ve arzularına ulaşabilirsin.

Sonra şöyle devam etti:

Oğulcağızım! Bu şiirleri ezberle ve uygulamaya geçir:

Gündüzlerini kemal kazanmak için harca da

Sabret yakın dostlarından uzak durmaya

Akşam olup dünya bürüyünce yüzünü siyah örtüye

Seni gözetleyenlerin gözleri kapanınca,

Onu istediğin gibi sabahla; çünkü

Hoş geçirmek isteyenler için gece de gündüz gibidir!

Nice fasıklar var ki onları zahid sanırsın

Fakat gece olunca hayret işler yaparlar

Ama ahmak kişinin neşesi perdesiz ve açıktır

Yüreğinde kin olan her düşman ona tanıktır.[11]

İbn-i Kesir daha sonra şöyle diyor:

Yezid, bazen namaz kılmayan şehvetperest biriydi; o, çoğu zaman böyleydi![12]

* * *

Muaviye halktan Yezid için biat atmak isteyince Ziyad b. Ebih"e bir mektup yazıp Basra Müslümanlarından Yezid adına biat almasını istedi. Ziyad, Muaviye"nin mektubuna şöyle cevap yazdı:

Halkı Yezid"e biate davet edecek olursak bize ne derler?! Yezid köpekle oynayan, rengarenk elbiseler giyen, şarap ve çalgıdan ayrılmayan bir kişidir! Oysa halkın karşısında Hüseyin b. Ali, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer gibi kişiler var.

Halkı yanıltıp Yezid"i de onların sırasında bir kişi gösterebilmemiz için sen bir iki yıl oğluna kendisini bunların ahlak ve gidişatıyla süslemesini emret![13]

Muaviye, Yezid"i bir orduyla birlikte Rumlara karşı bir savaşa gönderdi. Fakat Yezid hasta numarası yaparak ordudan ayrıldı; ordu öne geçerek Rumlar"a ulaştı. Muaviye"nin olaydan haberi oldu; fakat bundan haberi yokmuş gibi davrandı ve onu kendi haline bıraktı![14]

İslam ordusu Rum"da veba ve tifo hastalığına yakalandı; o sırada Yezid, eşi Abdullah Amir"in kızı Ümm-ü Külsüm"le birlikte Merran manastırından zevk-u sefa sürüyordu; Müslümanların durumunu öğrenince şu beyitleri okudu:

Ben yaslanmışım Merran manastırına

Ümm-ü Külsüm"ün yanında yumuşak yastıklara

Bana ne İslam ordusu Gazdukune"de

Vebaya, tifoya, yakalanmışsa![15]

Yakut Himyeri Mu"cemu"l-Buldan kitabında bu olayın peşinden şunları eklemiştir:

Yezid"in bu sözleri Muaviye"ye ulaşınca, artık Yezid kesinlikle Rum"a gidip Müslümanların diğer problemlerine ortak olmalıdır; aksi durumda onu azledeceğim, dedi![16]

Yezid babasının emrine itaat etmek zorunda kaldı ve hareket etmek üzere hazırlandı; fakat hareket etmeden önce babasına şöyle bir mektup yazdı:

Sen sürekli bir bahane bulup

Benimle bağını kesmek istiyorsun.

Yakında, Rum üzerine gidip savaşa katılacağım,

Sen de benim belamdan rahatlayacaksın!

Bir defasında Muaviye Yezid"i hacca gönderdi ve bir rivayete göre de kendisiyle birlikte hacca götürdü. Yezid Medine"de şarap meclisi düzenledi. O sırada Abdullah b. Abbas ve Hüseyin b. Ali onunla görüşmek istediler.

Yezid"e, İbn-i Abbas şarap kokusunu anlar dediler. Bunun üzerine şarap sofrasını toplamalarını emretti ve üzerine güzel kokular sürdü. Sonra onları içeri aldılar! Ama İmam Hüseyin (a.s) içeri girince şarap ve esans kokusunu hissedince, ey Muaviye"nin oğlu! Bu ne kokusudur? diye sordu. Yezid, ya Eba Abdullah! Bu, Şam"da bizim için yapılan esans kokusudur, cevabını verdi. Sonra bir kadeh şarap getirmelerini emretti. Şarabı kendisi içti. Sonra bir kadeh daha getirmelerini emredip sâkiye, bunu da Eba Abdullah"a sun! dedi. İmam (a.s) öfkelenerek Yezid"e, Şarabın canını alsın be adam!. dedi. Fakat Yezid bu söz karşısında şu beyitleri okudur

Hayret ey öfkeli adam!

Ben seni davet ettim

Çalgı, şarap, eğlenceye ve lezzetlere,

Arap büyüklerinin başında oturduğu

Mücevher işlemeli şarap kadehlerine

Fakat sen kabul etmiyorsun!

Onlarda bir şey var ki aklını alır

Öldürmez seni aza korkma!

Bunun üzerine İmam öfkelenerek Yezid"e haykırdı: Senin aklını götürsün ey Muaviye"nin oğlu![17]

Muaviye hac yaptıktan sonra Mekke ve Medine halkından Yezid için biat almaya karar verdi. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer biat etmeyi kabul etmeyerek şöyle dedi:

Köpek ve maymunla oynayan, şarap içen ve açıkça fısk-u fücur işleyen birine mi biat edelim?! Bu durumda Allah"ın huzuruna hangi mazeretle çıkabiliriz?!

Abdullah b. Zübeyr ise şöyle dedi: Allah"a karşı günah işleyerek Allah kullarına itaat edilmez. Yezid dinimizi bozar.[18]

Bir rivayette Hüseyin b. Ali (a.s)"ın da Muaviye"nin isteğine şöyle cevap verdiği geçer:

Sen sanki kimsenin tanımadığı, görmediği veya insanların durumunu bilmediği, gayıpta olan veya hakkında özel bir bilgiye sahip olduğun birinden bahsediyormuş gibisin! Yezid kendisinin nasıl biri olduğunu ortaya koymuştur. Yezid"e, birbirlerini parçalamaları için boğuşturduğu köpeklerden, uçurduğu güvercinlerden, çalgıcı cariyelerden, maymun oynatanlardan ve dansözlerden biat al ve kafanda tasarladığın şeyden vazgeç![19]

Biz, Resulullah (s.a.a)"in torununu Yezid hakkındaki bu açık sözüyle Abdullah b. Zübeyr veya Abdullah b. Ömer"in Muaviye"ye cevabının bir mecliste olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak şurası açık ki, Muaviye onlardan Yezid için biat alamadı. Bu kişilerin Yezid"e biat etmeye muhalefet ettiklerini bildirmeden Mekke ve Medine halkından Yezid için biat alıp Şam yolunu tuttu.

* * *

Gördüğünüz gibi Yezid, babası Muaviye"nin ve Halkı yanıltıp onu halka olduğundan farklı tanıtabilmemiz için bir-iki yıl Müslümanlar gibi görünüp onlar gibi davransın diye vurgulayan Ziyad b. Ebih"in  sözlerinin tam aksine hac seferinde ve Rumlarla savaşta, açıkça dinin kutsal değerlerini ayakları altına alıyor, Rum topraklarına Müslümanların sıkıntılarına ve İslam savaşçılarının rahatsızlığına itina etmiyor ve bunlarla yetinmeyip sarhoşluğunu ve kendi durumunu anlattığı şiirler okumuş, sona da bu şiirler halk arasında yayılmıştır. Öyle ki çobanlar ve yolcular merkep üstünde bu şiirleri okuyormuşlar.

Yezid şarap ve şarap içmek, şarkı ve eğlenceyle ilgili çok sayıda şiir okumuştur; bunlardan biri şöyledir:

Ey yoldaşlar! Kalkın,

Kalkın da dinleyin şarkı

Bade içip de neşeyle

Unutun şu Fatiha"yı

Beni kendine meşgul etti

Ezandan saz telleri

Ben dünyanın şarabını

Tercih ediyorum cennet hurisine

Veya başka bir şiirde diyor ki:

Değmeseydi eteği yere sevgilimin

Toprak bulamazdım teyemmüm için!

Şu kasidede ise içinde gizlediği şeyleri tüm açıklığıyla anlatıyor:

Aliye gel de bana şarkı söyle

Ben Allah"la münacatı sevmiyorum

Ağıt yakıp ölülerinin mateminde oturan

Ebusüfyan"ın Uhud"a gelip yaptıklarından söyle

Gel de Şam asmalıklarından alınan

Bana şu tatlı şaraptan içir ki

Geçmişe dönecek olursak eğer

Görürüz içilmesini reva görmüşler meğer

Sen ey Ümm-ü Uheymer! Ölürsem eğer

Evleniver, ölümden sonra görüşmeyi arzulama

Çünkü o günün dönüşü hakkında bize söylenenler

Bizi kendimizle uğraştıran efsanelerdir!

Kıyamet olursa eğer Muhammed"i ben

İliklere işleyen soğuk şarapla karşılayacağım!

Yezid bu kasidede sevgilisine şöyle hitap ediyor: Benim için şarkı söyle, Ebusüfyan"ın Uhud"a gelişini, yaptığı işleri, Müslümanları öldürüşünü ve onların başına getirdiği belaları anlat. Müslümanları Uhud savaşında nasıl cenazeleri üzerinde ağlattığını, ağıt yaktırdığını ve ağıt yakanların Hamza"nın ölüsüne nasıl göz yaşı döküp matem tuttuklarını anlat. Tüm bunları yavaş ve sessiz değil, yüksek sesle, şarkıyla söyle, açıkla anlat bana!

Sonra bana Şam"daki üzüm asmalarından alınan şarabı içir. Çünkü eğer geçmişe dönüp cahiliyye Arabı, Kureyş ve Ümmeyyeoğulları"nın adetlerine bakacak olursak, şarap içmenin normal, helal ve iyi bir şey olduğunu görürüz.

Bize anlatılan kıyamet, bir efsanedir; bizi uğraştırmak için anlatmışlar; oysa ölümden sonra ne kıyamet, ne de diriliş var!

Ey Ümm-ü Uheymir! Ben ölürsem çabuk evleniver; çünkü ölümden sonra benimle buluşacağın başka bir dünya yoktur.

Sonra Resulullah (s.a.a)"le alay ederek diyor ki: Eğer kıyamet de olacak olsa, Muhammed"i iliklere kadar işleyen soğuk ve tatlı şarapla karşılayacağım!

Onun divanında bunun gibi bir çok şiirler var. [20]

Yezid Müslümanlarla alay edip Hıristiyanlarla düşüp kalkıyordu.

Ağanî kitabının yazarı bu konuda şöyle yazıyor:

Yezid, İslam dininde din hükümlerine aykırı çalgı ve eğlence meclisleri düzenleyen ilk halifedir. O, çalgıcılarla şarkıcıları etrafına toplayıp hayasızlık ve şarap içmede haddi aşıyordu! Hıristiyan kölesi Sercun ve Hıristiyan şair Ahtel"le düşüp kalkıyordu. Şaraptan sarhoş olan çalgıcı ve şarkıcılar onun meclisinde toplanıp yanı başında oturarak ondan bahşiş alıyorlardı![21]

Belazurî de Ensabu"l-Eşraf adlı kitabında şöyle yazıyor:

Yezid b. Muaviye açıkça şarap içen, çekinmeden şarkı söyleyen ve ava yönelen ilk halifedir. O çalgıcılarla ve kel gençlerle düşüp kalkıyor, onlarla şakalaşıyor, maymun oynatmak, köpek boğuşturmak ve horuz dövüştürmek gibi ayyaşların zevk alıp gülmesine neden olan şeylerle uğraşıyordu![22]

Doğal olarak Yezid"in etrafındakiler de onu izleyerek açıkça çirkin hareketlere ve ahlakî sapıklıklara baş vuruyorlardı. Bu konuyu Mesudî Muruc-uz Zeheb adlı kitabında şöyle anlatıyor:

Yezidin çirkin ve aykırı hareketleri etrafındakilere, hizmetçi ve hilafet erkanına da sıçradı; öyle ki, onun döneminde müzik sesi Mekke ve Medine"yi sardı. Çarşı ve pazar oyun, eğlence ve günahla dolmuş ve her tarafa yayılmıştı; halk açıkça şarap içiyordu!

Yezid"in Ebukays ismini verdiği çirkin ve zararlı bir maymunu vardı. Yezid bu maymunu meclislerde kendi yanında oturtur, arkasına yastık bırakırdı. Onu ağzına yular vurulup göbeğinin altından kayışla bağlanan dişi bir yabani eşeğe bindirerek at yarışlarında onu atlarla yarışa gönderiyordu!

Bir gün Yezid yine her zamanki gibi maymunu yarışmaya hazırladı ve maymun yarışma sopasını diğer atlardan önce alıp yarışmayı kazandı!

Yezid"in maymununun kızıl ve sarı renkli dar bir ipek elbisesi vardı. Başına rengarenk bir şapka takıyordu. O dönemdeki Şam şairlerinden biri şiirinde Yezid"in maymunu Ebu"l Kays şöyle anlatır:

Ey Ebu"l Kays! Sıkı tutuver yuları

Eğer düşersen yer sorumlusu o değil.

Sahi! Kim görmüş dişi eşeğe binmiş maymunun

Geride bırakmasını emirulmümininin atlarını?![23]

Belazurî bu maymunu şöyle anlatıyor:

Yezid b. Muaviye Ebu Kays adında bir maymunu vardı. Onu karşısına oturtup diyordu ki: Bu, günah işlemesi nedeniyle neshedilerek bu hale gelen İsrailoğulları"nın ileri gelenlerinden biridir! Sonra o hayvana şarap içiriyordu; maymun sarhoş olunca onun sarhoşken yaptığı hareketlere gülüyordu. Bazen de maymunu dişi bir yabani eşeğe oturtup diğer atlarıyla yarışa gönderiyordu. Bir gün yine onu eşeğin üzerine oturtup dedi ki: Ey Eba"l Kays sıkı tut yularını…[24]

Yezid maymun oynatmakla meşhurdu; Tenuh kabilesinden bir kişi onun vasfında şöyle demiştir:

Maymun arkadaşı Yezid bizi mahvetti

Maymunlar yurdunu çok mu çok sevdi

Bize halife olana yazıklar olsun

En yakın ashabını maymunlardan seçti[25]

İbn-i Kesir de şöyle yazıyor:

Yezid çalgı, şarap içme, şarkı söyleme, avlanma, köpekle oynama ve çalgıcı kadınlarla oturmakla meşhurdu. O, koç, horuz ve maymun dövüştürmekten son derece zevk alırdı. Hiçbir geceyi sarhoş olmadan sabahlamadı! O maymununu eyerli ve yularlı bir atın üzerine bindirip iple atın sırtına bağlıyordu. Sonra onun ve hizmetçilerinin başına altından şapkalar takıp maymunu diğer atlarla yarışmaya gönderiyordu.

Maymunu ölünce de Yezid üzüntüler içinde onun ölümüne yas tuttu. Yezid"in ölümü hakkında şöyle diyorlar: Yezid bir gün maymununu kucaklayıp şiddetle sıktı ve gıdıklamaya başladı. Bunun üzerine canı yanan maymun onu fena bir şekilde ısırdı…[26]

Belazurî de yaşlı bir Şamlı adamdan Yezid"in ölümünü şöyle naklediyor:

Bir gün Yezid maymununu bir yabanî dişi eşeğe bindirip kendisi de sarhoş olduğu halde eşeğin peşinden koşmaya başladı; ansızın yere düşerek boynu kırıldı.

İbn-i Ayyaş"tan ise şöyle nakledilir: Yezid Havarinde sarhoş olduğu halde avlanmak için bir ata bindi. Üzerinde maymunu olan dişi yabani eşeğin peşinden at koşturuyordu. Yezid onu takip etme amacıyla atını sıçratıp şu beyitleri okudu:

Ey Eba Half! Çareler içinden kendine bir çare bul

Eğer helak olursan hayatını tazmin edecek bir şey yoktur.

Bu beyitleri okuduktan sonra yere düşerek boynu kırıldı.[27]

Yezid"in ölümü hakkında zikrettiğimiz rivayetler arasında hiç bir çelişki yoktur. Bu konuda şöyle söyleyebiliriz: Yezid bir maymunu yabani bir dişi eşeği bindirmiş ve kendisi de eşeğe binmiş maymun oynatıyordu. O sırada maymunun ısırması nedeniyle yere düştü ve boynu kırılarak öldü.

Her durumda, bu halifenin bir maymun yolunda öldüğü söylenebilir!

* * *

Buraya kadar söylediklerimiz, Yezid b. Muaviye"nin hal ve hareketlerinden çok küçük bir damladır. Onun hükümeti döneminde İslam ümmetinin beyni yıkanmış, derin bir gaflet ve şaşkınlık içerisindeydiler; onları bu derin uykudan, şimdi açıklamak üzere olduğumuz Ebi Abdullah Hüseyin (a.s)"ın şehadetinden başka hiçbir şey uyandırmazdı.

[1] - Tercemetu"l-İmam Ali bi-Tarih-i Dimaşk li İbn-i Asakir, birinci baskı, 1935, Matbaatu"l-Amiliye (c. 2, s. 285, hadis: 501-528, özellikle hadis: 521-522).

[2] - Halk arasında Resulullah (s. a.a)"in isminin yayılmasının nedeni açıktır; İmam Ali (a.s)"ın isminin yayılmasının nedeni ise o hazretin Bedir, Uhud, Hendek, Hayner savaşlarına katılması ve Resulullah (s. a.a)"in bu savaşlarda ve yine Tebuk savaşında ve Gadir-i Hum"da Ali (a.s) hakkındaki hadisleri, Mubahele olayında, Tathir ayeti ve Beraat suresinin ilk ayetlerinin indiği vakit davranışıdır; bu ve benzerleri nedeniyle Ali (a.s)"ın adının halk arasında hayırla anılıp dillere destan olmuş, Muaviye ise tüm gücüyle bunları gizlemeye çalışıyordu.

[3] - Bkz. Kitabımızın ikinci bölümü, Muaviye"nin Dönemi.

[4] - Sahih-i Müslim, men le"enehu"n nebiy av sebbehu… kane lehu zekaten ve ecren ve rahmeten babı, el-Birr kitabı, hadis: 88-89; Ebu Davud, es-Sünne kitabı, 17. bab; Daremî, er-Rikab, 52; Müsned-i Ahmed, c. 2, s. 317 ve 390, 448 - 449, 493, 496 ve c. 3, s. 33, 391 ve 400 ve c. 5, s. 437 ve 439 ve c. 6, s. 45.

[5] - Sahih-i Müslim, vucub-u imtisal-i mâ kalehu şer"an, dune mâ zekerehu (s. a.a) min meayiş-id dünya ale"s sebil-ir re"y babı, Fezail kitabı, hadis:139-141; Sünen-i İbn-i Mace, telkih-un nahl babı; Müsned-i Ahmed, c. 1, s. 162 ve c. 3, s. 152.

[6] - Sahih-i Buharî, Salat kitabı, ashabu"l-Harab fi"l mescid babı, Aydeyn kitabı, 25. bab, Cihad kitabı, 79. bab, Nikah kitabı, nezeru"l-mer"e ile"l Habeş-i ve nehvihima min gayr-i raybe babı, hüsn-ül muaşeret mea"l ehl babı, Menakıb kitabı, kıssatu"l-Habeş babı; Sahih-i Müslim, Salatu"l-aydeyn kitabı, er-ruhsat-u fi"l le"ab-illeti la masiyete fihi babı, el-Mesacid kitabı, 18. bab; Nesaî, s. 34 - 35; Müsned-i Ahmed, c. 2, s. 368 ve c. 6, s. 56, 83, 84, 85, 166 ve 186.

[7] - Sahih-i Buharî, Fezailu"n-Nebi kitabı, makdem-i ashab-in nebi"l Medine babı, Aydeyn kitabı, sünnetu"l-aydeyn li"l ehli"l-İslam babı, iza fatehu"l-aydeyn yuselli rekateyn babı, el-harab ve"d derak babı, Menakibu"l-Ensar kitabı, s. 46; Sahih-i Müslim, el-le"abu"l-lezi lâ masiyete fihi babı, Aydeyn kitabı, s. 16; Sünen-i İbn-i Mace, Nikah kitabı, s. 21, Müsned-i Ahmed, c. 6, s. 134.

[8] - Bkz. Ehâdis-u Ümmi"l-Müminin Aişe kitabı mea"l Muaviye bölümü.

[9] - Bu konuyu ilerideki bölümlerde geniş bir şekilde açıklayacağız.

[10] - Bunlardan bir bölümüne Yakubî kendi tarihinde, Siyuti Tarihu"l-Hulefa"da Muaviye"nin gidişatından bahsederken değinmiştirler.

[11] - Tarih-i İbn-i Kesir, c. 8, s. 228.

[12] - Tarih-i İbn-i Kesir, c. 8, s. 230.

[13] - Tarih-i Yakubî, c. 2, s. 220.

[14] - Tarih-i İbn-i EsirKesir, c. 3, s. 181, hicri kameri 49. yılın olaylarında.

[15] - Tarih-i Yakubî, c. 2, s. 229; Eğanî, Sasî basımı, c. 16, s. 33; Ensabu"l-Eşraf -Belazurî- c. 4, s. 2, hadis: 3.

[16] - Bkz. Himyeri"nin Mu"cemu"l-Buldan adlı eserinde Deyr-i Merran ve Gazukune sözcükleri.

[17] - Eğanî, -Ebu Ferec-i İsfehanî-, c. 14, s. 61; Tarih-i İbn-i Esir, c. 4, s. 50, burada özetini naklettiğimiz Yezid"in gidişat ve davranışından bahsederken.

[18] - Tarih-i Yakubî, c. 2, s. 228.

[19] - el-İmamet-u ve"s Siyase -İbn-i Kuteybe-, c. 1, s. 170.

[20] - Tezkiretu"l-Havvasi"l-Ümme, s. 164 Ebu Muzaffer Yusuf b. Kızoğlu veya Sıbt b. Cevzî"nin eseri. Mir"atu"z-Zaman adındaki tarih kitabı da onun eserlerindendir. Sıbt b. Cevzî hicri kameri 654 yılında vefat etmiştir. Onun hayatı İbn-i Hallikan"ın Vefayatu"l-A"yan adlı eserinde kaydedilmiştir.

[21] - Eğanî, c. 16, s. 68.

[22] - Ensabu"l-Eşraf, c. 4, birinci bölüm, s. 1, el-Muagiret-u ke"l Muharişe.

[23] - Murucu"z-Zeheb, -Mes"udî- c. 3, s. 67 - 68.

[24] - Ensabu"l-Eşraf, c. 4, bölüm: 1, s. 1 - 2; Belezurî"nin bu iki beytin sözcüklerinde Mesudî"yle aralarında küçük bir ihtilaf olduğu gözlemektedir.

[25] - Ensabu"l-Eşraf, c. 4, bölüm:1, s. 2.

[26] - İbn-i Kesir, c. 9, s. 436.

[27] - Ensabu"l-Eşraf, c. 4, bölüm:1, s. 2; Eba Half diye adlandırdığı bu maymun, Eba"l Kays adındaki maymunundan farklıdır.


 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)