İlgili Yazılar
  • Vahdet; Neden ve Nasıl? 7
    Vahdet; Neden ve Nasıl? 7
    Bir kimsenin veya grubun kabul ettiği ve savunduğu bir görüş üzerinden hareketle onu eleştirmenin...
  • İttihat ve İslami Dayanışma  (4)
    İttihat ve İslami Dayanışma (4)
    Nitekim hicri şemsi yeni yılı, “milli ittihad ve islami insicam” yılı olarak ilan ettik. İslami insicamın anlamı...
  • İslam Ümmeti Birliği
    İslam Ümmeti Birliği
    İran İslam inkılabı 1979 yılında zafere kavuştuğu günden itibaren dünya Müslümanlarını vahdet ve dayanışmaya çağırdı.
  • Nombre de visites :
  • 3465
  • 24/10/2007
  • Date :

GERÇEKLER IŞIĞINDA BİRLİĞE DOĞRU

birlik

Eserin Orijinal Adı: el-Füsul"ül-Mühimme Fî Te"lif"il-Ümme

Eserin Sahibi:Allâme Seyyid Abdulhüseyin Şerefüddin

Çeviri:Mir Seccat Karakuş

Rahman ve Rahîm Allah"ın Adıyla.

   Hamd, âlemlerin Rabbi Allah"a. Salât ve selâm, bütün yaratılanların en üstünü Muhammed"e ve onun kutlu Ehl-i Beytine.[1]

   Söz birliği olmadan, gönüller bir araya toplanmadan, kalpler aynı amacı gütmeden, azimler birleşmeden, ümmetin onurunu korumada ve dini yüceltmede birlik olmadan; bayındırlık işleri düzene girmez, gelişme sebepleri işle-mez, medeniyet ruhu yaygınlaşmaz, saadet burçlarından refah güneşleri doğmaz, kölelik boyunduruğunu boyunlarımızdan kaldırıp özgürlüğümüze kavuşmamız söz konusu olmaz. 

   Birlik olunca, gönüller kaynaşınca, azimler birleşince; yer canlanır, gök altın yağdırır, fedakârlık ruhundan rahmet çeşmeleri coşup ovaları sular, çölleri bayındırlaştırır, dereleri sevgi ve birlik selleriyle doldurur. Böylece insanlık ruhu yeniden dirilir, fıtrat dini yeniden canlanır, adalet güneşi yeniden doğar, zulüm düzeni ortadan kalkar, hükümdar halkına şefkatli bir baba gibi davranır; halk ölü toprakları diriltmede, çölleri bayındırlaştırmada, yıkılanı dikmede, bozulanı düzeltmede, şaşırana yol göstermede, saldırganı defetmede, güçsüze yardım etmede, cahili aydınlatmada hükümdara destek olur. 

   Tam tersine, ümmet bölük pörçük olunca, birbirine kin besleyen gruplara bölününce, boş şeylerle vakit öldürünce, gelişme ve ilerleme düşüncesinde olmayınca da; milletler içinde en basık evlerin, en kurak toprakların sahibi olur; zillet sahasında, dar bir çember içinde, ölüm tarlasında ve belâ bölgesinde içilecek bir yudum su karıştırılmış süt, yutulacak küçük bir lokma, vurulacak kolay bir hedef ve avuca sığacak ufak bir oyuncak olur. 

   O hâlde sakın bölünüp parçalanmayın, ayrılığa düşmeyin, birbirinizden nefret etmeyin! 

"Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra bölünüp parçalanan ve aralarında ayrılığa düşenler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır."[2]

   "Hep birlikte Allah"ın ipine sarılın ve bölünüp parçalanmayın."[3] 

"Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah"a kalmıştır. Sonra yapmakta olduklarını onlara haber verecektir."[4]

   Unutmayın ki ilim asrında, zekâ ve anlayış devrinde yaşıyoruz. Bu asırda yaşayanlar için hikmet pınarları fışkırmış, gözlerinin önünden gecenin karanlıkları el ayak çekmiş, düşüncelerinden nur elektriği parlamış, yüzlerinden erdem güneşleri doğup etrafı aydınlatmıştır.

   O hâlde ümmetin âlimleri, neden düşüncelerini birleştirip kalemlerine sarılarak bağnazlık ruhunu öldürmüyor, taassup izlerini silmiyorlar?! Neden insanlık görevlerini yerine getirmiyorlar?! Neden uygarlığın gerektirdiği çağrıyı yapıp Şiî Sünnî ittihadını ilân etmiyorlar?! Neden bunu bütün zamanların kulağını sağır edecek yüksek bir sesle ve sert kayaları eritecek bir kınamayla haykırmıyorlar?! Ne zaman fesahat ve belâgattaki maharetlerini gösterip kalemleriyle vahşîlik ordularına saldıracaklar?! Neden sözlerini birleştirip uygarlığın sunduğu araçları kullanarak ümmeti varlıklarını tehdit eden, birliklerini dağıtacak olan tehlikelere karşı uyarmıyorlar?! Yüce Allah, "Birbirinizle çekişmeyin, sonra zayıf düşersiniz."[5] buyurmuyor mu?! 

 Ben, yüce Allah"ın yardımıyla, "el-Füsul"ül-Mühimme Fî Te"lîf"il-Ümme" diye adlandırdığım bu risaleyi yazmaya başlamakla bunu haykırmak istiyorum. "Ben, sadece gücümün yettiği kadar ıslâh etmek istiyorum. Başarım yalnız Allah"tandır; O"na dayandım ve O"na döneceğim."[6]

Abdulhüseyin Şerefüddin el-Musevî
1- Rahman ve Rahîm Allah"ın adıyla. Bu mütevazı çalışmanın sahibi Abdulhüseyin Şerefüddin el-Musevî der ki: Bu kitabın ilk baskısı bitince Suriye, Irak ve diğer ülkelerden kendilerini kıramayacağım bazı müminler, kitabın daha faydalı olabilmesi için benden bazı ilâveler yaparak kitabı yeniden baskıya vermemi talep ettiler. Ben de onların talebine olumlu cevap vererek oldukça yararlı bazı dipnotlar ekledim. Allah"tan hem kitabın, hem de dipnotların sırf kendi rızasını kazanmaya yönelik bir çalışma olmasını niyaz ederim. O, şefkatli ve merhametlidir.

2- Âl-i İmran Suresi, 105.

3- Âl-i İmran Suresi, 103.

4- En"âm Suresi, 159.

5- Enfâl Suresi, 46.

6- Hûd Suresi, 88.


Vahdet ne demektir ?

VAHDET VE BİRLİK

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)