İlgili Yazılar
  • İmam Ali (asın Doğum Günü
    İmam Ali (asın Doğum Günü
    Hz Ali (as)'ın Kısaca Hayatı, Adı Ebu Talib Oğlu Ali, Kur'an Ve Sünnette Ali Sevgisi, İslam'da Mükemmel İnsanı Tanımanın Yolları….
  • İmam Ali ve Namaz
    İmam Ali ve Namaz
    “Hz. Ali (a.s)” Kabe’nin içinde dünyaya gelmiş Allah’ın yüzünü kerim kıldığı bir insan...
  • Şehit Murtaza Mutahhari
    Şehit Murtaza Mutahhari
    Büyük filozof, düşünür ve âlim üstad Murtaza Mutahhari'nin şehadet yıldönümünü idrak etmekteyiz. Ayetullah Mutahhari...
  • Nombre de visites :
  • 6095
  • 24/10/2007
  • Date :

Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali (a.s)

hz.ali

  Eserin Adı:Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali (a.s)

    Yazan: Murtaza Mutahhari

    Mütercim: İsmail BENDİDERYA

    Tashih-Tatbik: Cafer BAYAR

    Yayınevi: Kevser

 Bismillahirrahmanirrahim

    Müminlerin emiri Ali"nin (a.s) kişilik ve karakteristik yapısı, bir kişinin kalemi ve bir kitabın hacmiyle anlatılamayacak kadar çok boyutludur. Bu konuda bir bireyin yapabileceği azami şey, onun bu fevkalade çarpıcı kişiliğinin boyutlarından birine veya birkaçına değinebilmektir.

    Bu muazzam kişiliğin en ilginç boyutlarından biri, insanlar üzerindeki olumlu veya olumsuz etkisi; daha yerinde bir deyişle onun kendisine has çekicilik ve iticilik gücüdür. Daha da şaşırtıcı olanı, üzerinden asırlar geçmesine rağmen bu eşsiz kişiliğin bugün de insanlar üzerinde aynı etkiyi göstermekte olmasıdır. Elinizdeki kitapta bu konuyu incelemeye çalıştık.

    Bireylerin kişilik ve karakteri, diğer insanların ruh ve canlarında reaksiyon yaratma açısından yekdiğeriyle aynı değildir. Kişilik ne kadar zayıf ve yüzeysel olursa zihinlerden silinmesi de çabuk olur ve insanlar üzerindeki etkisi de aynı ölçüde zayıflar. Buna karşılık büyük insanlar kişilik ve karakterlerinin büyüklük ve kuşatıcılığıyla orantılı olarak insanların kalbinde ve aklında fırtınalar yaratabilmekte, silinmeyecek izler bırakmakta, ister olumlu ister olumsuz olsun, yarattığı bu etki ve getirdiği aksiyon büyük ve kalıcı olmaktadır.

    Bu tür etkileyici şahsiyet ve karakterler mutlaka dillere destan olmakta, hakkında tartışmalar ve konuşmalar yapılmakta, çeşitli mevzulara konu olmakta, gündem yaratmakta; şiir, edebiyat, resim vb. sanat dallarına konu edilmekte, çeşitli hadis, hikaye ve kitapların kahramanı olmaktadır. Bütün bunlar Ali (a.s) için de geçerli olmuş, bu hususta ya benzersiz veya emsaline pek az rastlanır bir örnek sergilemiştir. 7. yüzyıl İmamiye alimlerinden olan ünlü İslam mütefekkiri Muhammed b. Şehraşub-i Mazenderanî"nin, dünyaca ünlü eseri Menakıbı yazarken evinde bini aşkın menkıbe kitabı bulunduğu, bunların tamamından faydalandığı ve bu menkıbe kitaplarının hepsinin, İmam Alinin (a.s) hayatını anlattığı bilinmektedir. Sadece bu örnek bile müminlerin emiri ve ilim şehrinin kapısı Ali"nin (a.s) muazzam kişiliğinin öteden beri ilim ve fikir adamlarının dikkatini ne kadar çekmiş olduğunu ve zihinleri ne ölçüde meşgul etmiş bulunduğunu anlatmaya yeter sanırız.

  Ali (a.s) de Allah"ın has kullarından, Hakk"ın nuruyla nurlanan evliyaullahtan biriydi; ancak onu diğer seçkin müminlerden çok daha farklı kılan bir nokta, hala belleklerden silinmemiş olması, insanlara sürekli iman, canlılık, zindelik ve taptaze bir iman gücü bahşetmesidir.

    Sokrates, Eflatun, Aristoteles, İbn-i Sina, Descartes gibi filozoflar da insanoğlunun zihin dünyasında izler bırakan ve düşünceleri meşgul eden isimler arasındadırlar. Hele sosyal ve siyasi inkılaplar gerçekleştiren liderler, bilhassa 19. ve 20. yy"ın siyasi inkılab otoriteleri bu zihni fethin yanısıra taraftarlarında bir tutuculuk yaratmayı da başardılar. Keza, irfan şeyhleri de müritlerinin kalbini öylesine fethetmişlerdir ki pir-i muğan emredecek olsa, seccadelerini meyin al rengine boyamaları içten bile değildir. Ne var ki onların hiçbirinde, tarihin yansıttığı Ali taraftarındaki coşku, heyecan ve dinamizmle içiçe bir sevgi, teslimiyet ve inkılabilik görememekteyiz. Hatta Safeviler, Ali (a.s) taraftarı dervişleri yenilmez birer savaşçıya dönüştürebilmiş iseler; bunu kendi adlarına değil, Ali (a.s) adına yapabilmişlerdir ancak.

    İçtenlik ve sevgi yaratan manevi iyilik ve güzellikle; sosyal ve siyasi liderlerin metaı olan üstünlük, çıkar ve yaşam maslahatı veya filozofların metaı olan akıl ve felsefe, ya da arifin metaı olan egemenlik ve kuşatıcılık ispatı yekdiğerinden tamamen farklı şeylerdir.

İslam felsefe tarihinde meşhur bir hadise vardır: İbn-i Sina"nın bilgi ve zekasına hayran olan öğrencilerden biri bir gün Bu zeka ve ilimle peygamberlik iddiasında bulunsanız pek çok taraftar bulurdunuz. der. Ünlü bilgin bu cahilane yaltakçılık karşısında susmaktan başka çare bulamaz. Aradan zaman geçer; bir kış günü sabahın ilk vakitlerinde İbn-i Sina, yataktan öğrencisine seslenir ve bir bardak su ister. Havanın soğuk olması nedeniyle bunu yapmaya üşenen öğrencisi çeşitli bahaneler öne sürmeye başlar ve yatağından çıkmaz. Bu sırada sabah ezanını okuyan müezzinin sesi duyulur. İbn-i Sina Bak dostum. der, Bana, peygamberlik iddiasında bulunsam, inanacağını söylüyordun; halbuki şimdi bir bardak su vermiyor, sıcacık yatağını bir lahzacık olsun terk edemiyorsun. Şu müezzin ise, aradan 1000 küsür yıl geçtiği halde Peygamberin emrine itaat etmek amacıyla bu soğukta yatağını terk edip minareye çıkarak Allah"ın birliğine ve Resulullah"ın (s.a.a) elçiliğine şahadet etmektedir. Ne kadar seçkin de olsa; bir bilginle bir peygamberin sözlerinin, zihin ve kalpler üzerindeki etki ve nüfuzu arasındaki fark böylesine kıyaslanamayacak kadar büyüktür işte!

    Evet, filozoflar öğrenci yetiştirirler, izci değil; sosyal ve siyasi önderler bağnaz taraftarlar yetiştirirler, nefsini her türlü kötülükten arındırmış insanlar değil; irfan şeyh ve üstatları teslimiyetçi müritler yetiştirirler; enerjik ve mücahit müminler değil!

    Ali"nin (a.s) ise muazzam bir kişiliği ve kendisine has bir özelliği vardır. Onda hem filozofun özellikleri vardır, hem inkılab liderlerinin, hem ariflerin ve hem de peygamberlerin özelliği türünden bir özellik. Ali"nin (a.s) okulu akıl ve fikir, coşku ve inkılab, teslimiyet ve disiplin, iyilik ve güzellik, çekicilik ve hareket okuludur!

Ali (a.s) başkaları için adil bir imam olmadan önce, bizzat kendisi için adil olabilmiş, adaleti herkesten önce bizzat kendisine ve kendi yakınlarına uygulamış, insanları davet ettiği dengeli ve ölçülü olma aslına önce kendisi uymuştur. İnsani kemallerin tamamını kendinde toplayabilmişti. Hem ulaşılması pek güç ve derin bir düşünceye sahipti, hem de dakik ve dolu dolusuna duygulara.

    Ali (a.s) beden ve ruh kemalini bir araya toplamıştı. Geceleri ibadete başladığında Allah"tan gayri her şeyden kopar; gündüzleri halkın arasında, onlardan biri gibi yaşardı. Gündüzleri gözler onun eşitlik ve fedakarlık örneği davranışlarına şahit olurdu; kulaklar bilgece öğüt ve sırlar işitirdi ondan. Geceleriyse yıldızlar, Rabbine yakaran Ali"nin (a.s) yaşlı gözlerine şahit olur, gökler onun coşkulu duaları ve aşıkane münacatlarını dinlerdi mahut bir sessizlikle. Ali (a.s) hem din alimiydi hem bilge, hem arifti hem sosyal lider, hem zahitti hem asker, hem hakimdi hem işçi, hem hatipti hem yazar. Kısacası Ali (a.s) tam anlamıyla ve bütün güzellikleriyle kamil bir insandı.

    Elinizdeki kitap hk. 1388 Ramazanının 18-21. gecelerinde Hüseyniye-i İrşad"da yapılan dört konuşmanın ürünüdür. Bir giriş ve iki bölümden müteşekkil bu eserin giriş bölümünde çekicilik ve iticiliğin genel anlamlarına ilaveten insanların çekicilik ve iticilikleri de genel bir çerçevede işlenmiştir. Birinci bölümde İmam Ali"nin (a.s), onu hakkıyla tanıyan her insanda hayranlık uyandıran nadide kişiliğinin cazibesini ve bu cazibenin etki ve faydalarını ele almaya çalıştım. İkinci bölümde de o hazretin kimleri, ne tür hasletlere sahip insanları kendisinden uzaklaştırdığı boyutunu; iticiliğini incelemek istedim. Bu iki bölümden sonra elde edilen netice İmam Ali"nin (a.s) iki boyutlu ve iki ayrı güce sahip olduğudur ki, ona uyan ve onun okulunun öğrencisi olmak isteyen de onun gibi olmalı ve bu iki zıt gücü, yani çekicilik ve iticiliği bir arada taşımalıdır.

    Bu arada, salt bu iki güce sahip olmanın, hem itici, hem çekici bir karakter taşıyor bulunmanın Ali (a.s) okuluna mensup olabilmek için yeterli değil, gerekli şart olduğunu da hemen belirtelim. İşte bu nedenle elinizdeki eserde Ali"nin (a.s) çekiciliğinin ne tür insanları cezbettiği ve iticiliğinin ise ne tür insanları itip kendisinden uzak tuttuğu konusunu işlemeye özen gösterdik. Bugün Ali (a.s) taraftarı olduğunu söyleyip de onun cezbettiği insanları iten ve yine Ali (a.s) taraftarı olup da onun kendisinden uzaklaştırdığı tipleri kendisine doğru çeken veya o tiplere meyil gösteren niceleri var aramızda.

Ali"nin (a.s) iticiliğini işlerken İslam tarihinin en çirkin çehrelerinden biri olan Hariciler güruhunu örnek vermekle yetindik; ama Ali"nin (a.s) iticiliğine maruz kalan yegane tip, Hariciler değildi elbette.

Kitabın daha sonraki baskılarında, bu ve bunun gibi diğer bazı eksiklikleri gidermek nasip olur belki de.

    Konuşmaların düzelti ve tamamlama zahmetini değerli alim kardeşim Fethullah Ümidi üstlendi. Kitabın yarısına yakın bir kısmı benim sözlerim ve onun kalemidir aslında. Diğer yarısını ya olduğu gibi aktardık, ya da kendim bazı düzeltmelerde bulundum. Bütün müslümanlar için faydalı olacağını umarım; Allah Teala bizleri İmam Ali"nin (a.s) gerçek takipçilerinden kılsın inşaallah.

4 Muharrem 1391 Hk

Murtaza Mutahhari


Hz. Ali (a.s)"ın Hayatıla İlgili Soru Ve Cevaplar

İmam Ali ve Hz. Resulullah

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)