• Nombre de visites :
  • 2768
  • 24/10/2007
  • Date :

Yabis (Kumsal çöl) Macerası

imam ali (as)

     Ebu Besir diyor ki, Hz. Sadık (a.s)"a; Adiyat suresindeki geçen Yabis (Kumsal çöl) Vadisinin macerası ve Hicri 8. Yılda (o mekanda) İslam ordusunun kahramanlıklarıyla ilgili olay nedir? dediğimde İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdular:
    Yabis çölünün halkı on iki bin süvari nizam idi, ölüm anına kadar Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Ali (a.s)"a karşı savaşacaklarına dair ahdedip el ele verdiler.
     Cebrail onların bu antlaşmasını Resulullah"a haber verdi. Resullullah (s.a.a) de Ebu bekri, daha sonra Ömer"i bir orduyla onlara doğru gönderdi. Bunlar bir netice elde etmeksizin geri dönüyorlar.
     Peygamber (s.a.a) bu kez Hz. Ali"yi, muhacir ve ensardan oluşan dört bin kişiyle Yabis Vadisine doğru gönderiyor. Hz. Ali (a.s), ordusuyla birlikte Yabis Vadisi"ne doğru hareket etti. İslam ordusunun Hz. Ali"nin komutasında onlara doğru yürüdüğü düşmana bildirildi. Düşman silahçılarından iki yüz kişi savaş alanına doğru koştular. Hz. Ali (a.s) da bir grup ashabıyla birlikte onlara doğru yürüdü. Düşmana ulaştıklarında onların tarafından; Siz kimsiniz, nereden gelmişsiniz, ne yapmak istiyorsunuz ? diye soruyorlar.
     Hz. Ali (a.s) onların cevabında şöyle buyurdu:
    Ben Resulullah"ın amcasının oğlu, Onun kardeşi ve elçisi Ebu Talip oğlu Ali"yim, sizi, Allah"ın birliğine ve Hz. Muhammed"in peygamberliğine iman etmenizi davet ediyorum, eğer iman ederseniz yorar ve zararda Müslümanlarla ortak olursunuz.
    Onlar Hz. Ali"nin sözüne karşılık şöyle dediler:
    Senin sözünü işittik, savaşa hazır ol ve bil ki, biz seni ve ashabını öldüreceğiz! Bizim vaadimiz yarın sabahtır.
    Hz. Ali (a.s) da onlara cevaben şöyle buyurdu:
   Yazıklar olsun size, beni ordunuzun çok olmasıyla mı tehdit ediyorsunuz? Bilin ki, biz Allah"tan, meleklerden ve Müslümanlardan sizin aleyhinize yardım alacağız. Yüce Allah"ın gücünden başka bir güç ve kudret yoktur.
     Düşman kendi yerine dönüp mevzisini pekinleştirdi. Hz. Ali (a.s) da ordusuna dönüp savaşa hazırlanmaya koyuldu. Hz. Ali (a.s) Müslümanlara, gece vakti bineklerinin cihazlarını hazırlamalarını, kuşanmalarını ve sabah erken düşmana saldırmak için hazır bir vaziyette olmalarını emretti.
     Sabah şafağı söktüğünde Ali (a.s) ordusuyla birlikte namaz kılıp düşmana saldırdılar. Düşman öyle gafil avlandı ki, Müslümanların onlara nereden saldırdığını anlayamadı. İslam ordusunun geride kalanı henüz yetişmemişken onlardan çoğu öldürülüp neticede bir çokları da esir alındı ve malları ise Müslümanların eline geçti.
     Cebrail-i Emin, Hz. Ali ve İslam ordusunun muzaffer olduğunu Hz. Peygambere haber verdi. Resulullah (s.a.a) minbere çıkıp Allah"a hamt ettikten sonra Müslümanların düşmana galip olduğunu ve İslam ordusundan sadece iki kişinin şahadete eriştiğini halka duyurdu.
     Daha sonra Peygamber (s.a.a) ve ashabı Medine"den çıkıp Hz. Ali"yi istikbal etmeğe koştular. Medine"nin bir fersahlığında Hz. Ali"nin ordusuyla karşılaşıp onlara hoş geldiniz dediler. Hz. Ali (a.s) Peygamber (s.a.a)"i görünce bineğinden aşağı indi, Peygamber (s.a.a) de bineğinden aşağı inip Hz. Ali"nin alnından öptü. İslam ordusunun istikbaline gelen Müslümanlar da Hz. Peygamber gibi Hz. Ali"yi kutlayıp bu fethi tebrik ettiler, düşmandan elde edilen bolca ganimeti ve esirleri görerek daha çok sevindiler.
Bu esnada Cebrail-i Emin gök yüzüne inerek ve bu zaferden dolayı Âdiyât suresini Resulullah"a getirdi:
     Soluk soluğa koşan atlara ant olsun, (tırnaklarıyla) ateş çakıp saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara, derken orada tozu dumana katanlara, bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
     Peygamber (s.a.a)"in gözlerinden sevinç yaşları boşandı, işte burada o meşhur sözü Hz. Ali"ye buyurdular:
     Eğer ümmetimden bir grubun, Hıristiyanların Hz. İsa hakkında dedikleri söz gibi senin hakkında söylemesinden korkmasaydım, senin hakkında öyle bir söz söylerdim ki, her nereden geçseydin ayağının altındaki toprağı götürür onunla teberrük ederlerdi![1]
------------------------------------------------------------
[1] Bihar"ul-Envar, c.21, s.72.
  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)