• Nombre de visites :
  • 2241
  • 24/10/2007
  • Date :

HATIRALARDA İMAM HUMEYNİ (RA)

humeyni

   PROGRAMLI VE DÜZENLİ OLUŞU:

   İmam çok düzenli idi, sabah kalktığı saatten akşam vaktine kadar hiçbir işi düzensiz ve programsız değildi. Kitap okuması vaktinde idi, kısacası bütün işleri hatta ibadeti dahi belirli saatlerde idi. Bu yüzden biz İmam’ın hangi saatte ne yaptığını biliyorduk. Ve İmam"ı görmek istediğimiz zaman dinlenme saatinde gidiyorduk. Aksi takdirde diğer saatlerde, örneğin ibadet ve ders saatlerinde İmam meşgul olduğu için gidemiyorduk. İmam dinlenme saatlerinde 15–20 dakika yürüyüş yapardı ve biz İmam yürürken yanına gider sorumuzu sorar veya sohbet ederdik.

İmam her zaman talebeleri düzenli olmaya çağırırdı ve her işin vaktinde yapılması gerektiğini vurgulayarak şöyle söylerdi ""Sizin vaktiniz ve işiniz, onları düzene koyduğunuz zaman bereketlenir.""

   Aile fertlerinden

   İmam her zaman sabah namazından önce kalkıp gece namazı kılardı daha sonra sabah namazını kıldıktan sonra biraz dinlenir ve kitap okurdu. Ve kahvaltıdan sonra saat 11’e kadar devlet sorumluları ile görüşme yapardı,15–20 dakika dinlendikten sonra namaz için hazırlanırdı, namazı kıldıktan sonra öğlen yemeğini yer ve dinlenirdi.

   Muhafızın dilinden 

   İmam’ın kendine has programı vardı yani her yaptığı işin belirli bir zamanı vardı. Eğer birine söz vermişse onu asla geciktirmezdi. İmam gençliğinden beri düzenli ve tertipli olmakla tanınıyordu, Başarısının sırlarından biriside düzenli olması idi.

   Evdeki görevli

   İmam o kadar düzenliydi ki eğer yemek saatinden 5 dakika geçse ve İmam gelmeseydi herkes İmam"ın odasına koşardı ve mutlaka birisinin İmam"ı geciktirdiğini görürdük.

   İmam"ın öğrencilerinden

   İmam’ın kendine özgü özelliklerinden biriside günlük programlarının düzenli olması idi. İmam, günün bütün saatlerinde belirli programları vardı, öyle ki mütalaası, ibadeti, duası, Müslümanların ve İslam devletinin sorunlarıyla ilgilenmesi, uykusu ve şahsi işleri programlı ve belirli saatleri vardı. İşte İmam"ın bu özelliği ömrünün her dakikasından faydalanmasını sağladı.

   İmam"ın damadı

   Allah şahittir İmam asla hedefsiz yaşamadı. Bazen eğer boş olduğunu görseydiniz mutlaka bir şey hakkında düşünüyordu. Bütün bir gün boyunca uğraşıyor ve çalışıyordu. Yani bir anını dahi boş geçirmiyordu. İmam 24 saat boyunca yarım saat yürüyüş yapıyordu. Bir Cuma günü İmam bahçede yürüyordu ben ve hanımım (İmam’ın kızı) kanepenin üzerinde oturmuştuk, İmam’ın yürüyüşü bittikten sonra her zaman oraya oturur iki bardak çay içerdi. Hanımım İmam’a baba çayınızı getireyim mi dedi, İmam saatine bakarak şöyle dedi ""Daha yirmi üç saniye var.""

   İmam"ın öğrencisi

   Kesinlikle İmam’ın başarısının sırrının vaktini ve işlerini düzenlemekte ve bu konuda olan disiplininde olduğunu söyleyebilirim. Öyle ki ömrünün bir dakikasını bile bu yüzden boş geçirmemiştir. İmam’ın bütün işleri düzenli ve saatinde yapılırdı, işleri o kadar dakik idi ki talebeler saatlerinin İmam"ın işlerine göre ayarlıyorlardı. İmam dersine geç gelen öğrencileri bu konuda ikaz ederdi. Zira İmam’ın talebeliği zamanında derslere zamanında gelmesi meşhurdu.

   Ayetullah Şah Abadi (İmam’ın üstadı) onun derslere zamanında gelmesi konusunda şöyle söylüyor ""Ruhullah gerçektende Allah’ın ruhudur, bir gün dahi onu dersin besmelesini söyledikten sonra derse geldiğini görmedim her zaman ders başlamadan önce derste bulunurdu."" İmam, Türkiye’ye sürgün edildiği zaman sürgünde olmasına rağmen Türkiye’ye girer girmez kâğıt kalem istemiş ve Türkçe öğrenmeye başlamıştı. Bu konu İran rejimini bayağı tedirgin etmişti zira onlar İmam’ın hareketlerini en ince ayrıntısına kadar inceliyorlardı ve İmam"ın niçin bu kadar acele Türkçe öğrenmek istediğini merak ediyorlardı. İmam, Türkiye’de öyle bir iş başardı ki şia tarihinde eşi ve benzeri yoktu zira İmam, Türkiye’de ""Tahriru-l Vesile"" adında bir kitap yazarak İslam’ın ibadet boyutunda ki hükümleri ile siyasi boyutunda ki hükümlerini birleştirerek yazdı ve o kitapta İslam âlimlerinin küfür düzeni karşısındaki konumunu şöyle belirtiyor ""Eğer din âlimi hâşâ küfür düzenine yakınlaşırsa (onun emri altına girerse) kötü âlimdir, kandırılmış ve satılmıştır"" o konudan sonra halkı bu gibi âlimler karşısında aydınlatıyordu. İmam, Türkiye gibi dini siyasetten ayırmaya çalışan bir yerde yazdığı bu kitapla din ve siyaset bir bütün haline getirdi.

   İmam"ın koruması                     

   İmam her işini programlı yapardı hatta abdest tazelemesinin bile belirli bir vakti vardı. Hatırlıyorum da İmam’ın Paris’te kaldığı evin karşısındaki bir evde arkadaşlarla konuşma kasetini kaleme alıyorduk, aniden İmam’ın abdest saati olduğu aklıma geldi ve gidip tuvalet temiz mi diye kontrol etmem gerektiğini düşündüm, benim sorumlu olduğum evin düzensiz olmasını istemiyordum, arkadaşlar dediler ki aman be bununda (tuvaletin)saati mi olurmuş. Fakat ben gittim ve oraları temizledim tam o sırada imam geldi. İmam her zaman saat dokuzda akşam yemeği yiyordu, bir gün şehit Mufettih’in konuşmasını ve halkın yürüyüşünü içeren bir videokaseti getirdiler bende diğer arkadaşlarla beraber bu kaseti seyretmek istiyordum, bu yüzden biraz erken İmam’ın yanına gittim ve dedim ki ‘Hacıağa akşam yemeğini getirdim, İmam saatine bakarak dedi ki ""Akşam yemeğine daha yirmi dakika var.""

   Debbağ hanım 

   İmam her zaman saat on birde yatıyordu tam saat üç’te uyanıyordu, ben İmam’ın yattığı odanın önünde yatıyordum zira İmam’ın odası bahçeye doğru idi ve ben güvenlik yönünden emin değildim bu yüzden İmam’ın odasının önünde yatıyordum. Her gece saat üçte uyanıyordu ve ben Kur"an ve dua kitabının kâğıdının sesinden veya ibadetinin sesinden uyandığını anlıyordum. İmam’ın, saat üçten beş dakika erken veya geç uyandığını hatırlamıyorum. İmam’ın vakit düzeni konusunda görüşü şuydu ki eğer insan vaktini programlarsa tabiatı ile o bu programa uyum sağlayacaktır. Ve bu konu benim için tek değil, İmam’ı tanıyan herkes için bilinen bir şeydi. Fransa polisi dahi bize şöyle söylüyordu ""Hatta biz dahi saatlerimizi İmam’ın hareketleri ile ayarlıyorduk.""

   Seyyid Ahmet Humeyni

   İmam’ın şehit olan oğlu Mustafa’yı defin ve ziyaret ettikten sonra eve geldi. İmam’ın günlük programında kitap okuma saati idi, gelip oturduktan sonra saatine baktı daha sonra kitabını eline alıp okumaya başladı. İmam’ın oğlu Ahmet bu konuyu şöyle anlattı.’’Ben İmam’ın elinde aldığı kitabı nereye kadar okuduğunu biliyordum zira kardeşimin şahadetinden bir gün önce bakmıştım İmam şehit olan oğlu Mustafa’yı defin ve ziyaret edip geldikten sonra her gün okuduğu sayfa sayısı kadar okudu ve sonra programında yer alan başka bir işe başladı. Hatta böyle bir musibet İmam’ı günlük programından alı koymadı ve düzenini bozmadı. İmam’ın oğlu Mustafa şehit olduğu gün biz İmam’ın cemaat namazı için camiye gitmeyeceğini düşündük ama ezan okunduğu zaman İmam kalkıp abdest aldı ve dedi ki ben camiye gidiyorum. Ben oradakilerden birisine dedim ki çabuk git caminin hizmetçisine haber ver seccadeyi sersin, o arkadaş caminin hizmetçisini bulamayınca etrafta evi olan arkadaşların birinden seccade alıp camiye sermişti. Halk camiye akın etti. Biz, İmam ile beraber camiye gittiğimiz de halk ağlıyordu. İmam halkın arasından geçerken Araplar şaşkın bir şekilde birbirlerine ""Humeyni asla ağlamadı"" diyorlardı.

   İmam’ın uykusu belirli bir vakitte başlıyordu, gece saat ikide gece namazı kılmak için uyanıyordu. Hastanede kontrol altında iken İmam’a uykuya geçmesi için ilaç verdikleri halde imam gece yarısı uyanıyor ve gece namazının vaktinin gelip gelmediğini soruyordu ve bu İmam’ın vaktinin nasıl düzenli ve tertipli olduğunu ve bedeninin bu düzene nasıl alıştığını gösteriyor.


SADE YAŞANTISI İLE RUHULLAH (r.h)

İmam Humeyni"nin -ks- Hayatı 3

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)