• Nombre de visites :
  • 920
  • 15/4/2012
  • Date :

İslam Tarihi Açısından Sıffin savaşı -2

islam tarihi açısından sıffin savaşı

Ancak Muâviye’yi makam hırsı ve dünya sevgisi öylesine kuşatmıştı ki bunlardan vazgeçmeye asla razı değildi. Kısacası İmâm’ın (a.s) nasihatleri ona fayda vermiyordu. Zira o, gasp etmiş olduğu valilik makamından öte “Arap İmparatorluğu“ sevdasına kapılmış; gözünü saltanat bürümüş, gönlünü ise Haşimî düşmanlığı sarmıştı.

Bunu Muâviye’nin İmâm’a (a.s) cevaben yazdığı mektuplarda görüyoruz. İmâm’ın (a.s) mektuplarındaki yumuşak uslûbuna, onca hüsnü niyetine ve barışçıl çabalarına rağmen Muâviye son derece küstahça ve meydan okuyucu bir tarzda cevabî mektuplar yazıp savaş çığırtkanlığı yapıyordu. Kısacası Muâviye çok geniş kapsamlı bir ordu hazırlayıp İmâm’ı (a.s) kendisiyle savaşmaya davet ediyordu.

Bütün uğraş ve çabalarından sonra savaşın kaçınılmaz olduğunu gören İmâm (a.s) Muâviye’ye haddini bildirmek için bir ordu hazırlayıp Sıffin’e doğru yola koyuluyor. Sıffin Fırat havzasında bulunan bir yerin adıdır. Savaş orada vuku bulduğu için bu isimle anılmaktadır. Diğer bir adı ise “Kasitin Savaşı“dır. Bu savaş dört ay sürmüş.

İmâm (a.s) ve ordusu Sıffin’e geldiklerinde belki vazgeçer diye Muâviye’ye tekrar elçiler gönderiyor. İmâm(a.s) ısrarla Muâviye’yi kıtâl fikrinden vazgeçirmeye çalışıyordu. Ancak buradaki çabaları da sonuçsuz kalmıştı. Artık çarpışmaktan başka çare kalmayınca İmâm’ın (a.s) aklına bir fikir geliyor ve bu düşüncesini Muâviye’ye bir teklif olarak sunuyor: “Ya Muâviye! İnsanların kanı akmasın, eğer cesaretin varsa karşıma çık ve kozumuzu paylaşalım!“

Savaş meydanlarında “Kerrâr“ olarak ün yapmış ve “Allah’ın arslanı“ olarak anılan Ali‘yi (a.s) çok iyi tanıyan Muâviye bu teklifi kabule yanaşmamış ve askerlerine hücum emri verip o kanlı savaşı başlatmıştı. İmâm’ın (a.s) askerleri genelde savunma pozisyonunda idi. Ve çatışmalar küçük gruplar halinde devam ediyordu.

Muâviye’nin ordusu Sıffin’e daha önce yerleşmiş olduğu için Fırat’ın suyunu zapt etmişlerdi. Ve İmâm’ın (a.s) askerlerinin Fırat’tan su almalarına mani oluyorlardı. Oysa Muaviye’nin bu tavrı Arap geleneklerine göre de namertçe bir tutumdu. İmâm Ali (a.s), Muâviye’nin bu namertliğine oldukça sinirlenip askerlerinin bir kısmını Fırat’ı tutanların üzerine hücum ettirmiş ve kısa bir çatışmadan sonra Fırat’ın kontrolü İmâm’ın (a.s) taraftarlarının eline geçmişti. Ancak İmâm (a.s), düşmanının yaptığı gibi karşı tarafın Fırat’tan su almasına engel olmamıştı…

Bu savaşta pespâyelik ve rezillik payesi Amr bin As’a nasip olmuştu! Yenilmelerine ramak kala Kur’an sayfalarını mızrakların ucuna taktırıp kalleşliğe ve entrikaya başvurmasından mâadâ bir de İmâm Ali’den (a.s) kaçma olayı var ki tam bir kepâzelik örneği! Şöyle ki, Amr çarpışma esnasında hep birilerinin arkasına sığınarak kalleşçe hamleler yapıyor. Yani canlı kalkan kullanarak çarpışıyor. Böyle bir durumda birden bire İmâm Ali (a.s) karşısında belirince Amr bin As öylesine panikliyor ki yüreği ağzına geliyor, dizlerinin bağı çözülüyor.


İslam Tarihi Açısından Sıffin savaşı -1

Büyük Bedir Savaşı-1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)