• Nombre de visites :
  • 2272
  • 28/12/2011
  • Date :

Şeriata Göre Müzik ve Ğına -3

şeriata göre müzik ve ğına

Hasan Bin Harun’un macerasına gelince o, halvet yerde uzun bir zaman oturup komşu kadınların avazını dinliyordu. Bu işinin haram olmasının delili yabancı kadınların seslerini dinlemesiydi. Bilhassa o kadınların sesleri ince ve tahrik ediciydi. Allah’u Teala buyuruyor ki: “فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ”‌ “Sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın.”‌[15]

İmam Rıza (a.s.), İbni Harun’u halkın namusuna ihanet hükmünde olan bu işinden dolayı azarlayıp sakındırdı. İmam, Allah’ın kelamını kendisine hatırlattı ki buyuruyor: “إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولـئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً”‌ “Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”‌[16]

Ama o zamanlarda yaygın olan müzik aletlerinin adlarının zikredildiği rivayetlerin çoğu kendisine istinat edilemeyen zayıf ve senetsiz rivayetlerdir.

Konu hakkında “Fıtri ve akli illetlere sahip konular, illetleri var oldukça hiçbir şekilde istisna kabul etmezler. Bunlar istisnası olmayan önermeler ve konulardır.”‌ Felsefi burhanı göz önünde bulundurulmalıdır. Zira önermelerin ortak paydaları istidlalin büyük önermesi ve illeti konumundadır. İllet sübut merhalesine dehalet ettiği gibi ispat merhalesinde de dehalet eder. Buna binaen mevzu aslında hükmün illeti unvanıyla zikredilen mahlastır ve hiçbir hüküm bunun sübut ve ispat illeti olan mevzudan istisna değildir. Çünkü malulün illetten ayrı olması imkânsızdır.

Dolayısıyla illeti “Batıl lehv”‌ olduğundan caiz olmayan avazın haram olması için asıl illeti olan “Batıl lehv”‌in kendisinin içinde olmasını gerektirir. Buna binaen her avaz “Batıl lehv”‌ sayılmalı ve bu delille haram olmalıdır. Bu durumda eğer biz Kur’an tilavetinde avazı caiz bilirsek yukarıda zikredilen kaideye göre “Batıl lehv”‌in Kur’an tilavetinin içine girmesini caiz bilmişiz dememiz gerekir! Lakin bunu ne akıl kabul eder ne de vicdan.

Bun ilave olarak batılın kötü olması fıtridir ve istisna kabul etmez. Özellikle bu batıl Allah’ın yolunda sapmaya neden olursa akıl tek başına bunun kötü olmasına hükmeder. Dolayısıyla avaz mutlak bir şekilde batıl lehv sayılırsa ister Kur’an’da olsun isterse başka bir yerde olsun bu hükmü her yerde geçerli olmalıdır.

Buna binaen mecburen avazın batıl lehv olabildiği gibi batıl lehv de olmayacağını söylememiz gerekir. Dolayısıyla Kur’an tilavetinde avazın caiz olması bir tür ihtisastır, tahsis değildir.

Şimdi şu soruyu sormamız gerekir ki; Eğer Allah’u Teala iyi ve kötü söz arasında bir sınır göz önünde bulundurursa bu durumda kalplere etki etmek için iyi bir kasıttan dolayı Kur’an avazla tilavet edilirse bu avaz hangi tarafta yer alır?

Kuşkusuz bu iş ziynet, letafet ve güzelliktir. Bu Allah’u Tealanın kendi kullarına helal kıldığı sayılı temiz rızklardandır  “قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللّهِ الَّتِيَ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِي لِلَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ”‌

“De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?”‌ De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür.”‌[17]


[15] Ahzab, 32

[16] İsra, 36

[17] Araf, 32

Şeriata Göre Müzik ve Ğına -2

Şeriata Göre Müzik ve Ğına -1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)