• Nombre de visites :
  • 1343
  • 7/12/2010
  • Date :

İmam Hüseyin (as)-2

imam hüseyin (as)

Yezid, biat almak için Medine valisi Velid b. Ukbe'yi görevlendirdi. Ancak o, devraldığı bu görevi yapmak istemiyordu. Şehirdeki Ehl-i Beyt dostları ve Haşimoğullarından oldukça korkuyordu. Diğer taraftan da Mervan, Velid'i bir hayli sıkıştırıyordu. Bu amaçla İmam'ı evine davet ederek Mervan'ın huzurunda biat etmesini istedi. Bunun üzerine İmam, şöyle buyurdu:

"Ey emir! Bilesin ki biz; meleklerin gidip geldiği, Allah rahmetinin nüzul yeri olan nübüvvet hanedanı ve risalet madeniyiz. Allah bizim hürmetimize kapıları açmış, bizim hürmetimize de kapamıştır. Oysa ki Yezid içki içen, cinayet işleyen, fıskını açıkça ortaya koyan bir kimsedir. Benim gibi biri, onun gibi birine asla biat etmez. Biz sabahlıyoruz, siz de sabahlayın; biz bekliyoruz, siz de bekleyin; hilafete ve biate kim daha layıkmış, birlikte göreceğiz."[1]

İmam bu sözlerinin ardından evine gitmeyip geceyi Resul-u Ekrem'in türbesinde geçirdi. Ertesi gün eve giderken yolda Mervan b. Hakem ile karşılaştı. Mervan, İmam'ı görünce; "Ey Hüseyin, beni dinle de nasihatime kulak ver!" dedi. İmam; "Ne söylemek istiyorsun?" diye sordu. Mervan; "Yezid'e biat edersen iki cihanda da saadet ehlinden olursun!" diye cevap verince İmam şöyle buyurdu:

"İnna lillah ve inna ileyhi raciûn (Allah'tan geldik ve ona döneceğiz); selam olsun İslam'a (elveda İslam'a)! Resul-u Ekrem'in ümmetinin başına geçen Yezid gibi fasık bir halifenin ardından artık kaybolan Müslümanlığa elveda demek gerek. Ben, kesinlikle ceddim Resul-u Ekrem'den işittim: "Hilafet Ebu Süfyan ailesine haramdır, onu benim minberimde görecek olursanız karnını deşin" diyordu. Oysa ki Medine halkı onu Resu-lullah'ın (s.a.a) minberinde görmüşlerdi de bu söze itaat etmemişlerdi. Sonra da Allah, Yezid gibi fasık birini onlara musallat etti!"[2] O halde sen beni Yezid gibi içki içen fasık birine biat etmeye mi davet ediyorsun? Sen daha ananın karnındayken Resul-u Ekrem sana lânet etmişti. Ey Allah düşmanı! Bizim Allah Resulünün Ehl-i Beyt'i olduğumuzu, hakkın dışında ağzımızdan bir şey çıkmadığını bilmiyor musun?"

Mervan, bu cevabın ardından oradan ayrıldı ve durumu Yezid'e bildirerek savaş hazırlıklarını başlattı. Bu arada Basra ve Kûfe halkının vaatlerle dolu mektupları aralıksız olarak İmam'ın evine yağmaya başlamıştı. İmam sonuç olarak Müslim b. Akil'i Kûfe'ye gönderdi ve kendisi de hanedanıyla birlikte Mekke'ye doğru harekete geçti.

Kûfelilerin biatlerini bozarak Müslim b. Akil'i şehit etmeleri, Irak ortamını olumsuz yönde etkilemişti. İmam, buna rağmen hicri 60 senesinde, Zilhicce ayının 8'inde Mekke'den Kûfe'ye doğru yola çıktı. Kûfe'ye varmadan önce Kerbela'da Yezid'in ordusu tarafından muhasara altına alındı. Ancak o, Yezîdilere teslim olmayıp zilleti seçmektense ölümü tercih etti. Neticede 71 yareniyle birlikte burada şehit edildi. Kerbela vakıası ve İmam'ın şehadeti ölü kalplerin dirilmesine, vicdanların harekete geçmesine sebep oldu. Hüseynîlerin akıttığı kanlar, Emevî hükümetini kısa sürede yokluğa sürükledi.

İmam Hüseyin 10 Muharrem'de, hicretin 60. senesinde Şimr b. Zülcevşen tarafından şehit edildi. Ancak o bu savaşta ölmedi; Hüseyin ve Hüseynîler hep diri kaldılar, Yezîdilerle savaştılar, bundan böyle de savaşacaklar. 10 Muharrem, hayat var oldukça; yeryüzünde Ehl-i Beyt dostu baki kaldıkça devam edecek, zihinlerde daima tazelenecek. Akıtılan kanların karşılığında gözyaşları dökülecek, Yezid  ve Yezîdiler lânetlerle anılacak, «Her yer Kerbela, her gün Aşura» şiarları sonsuza dek devam edecektir...


[1]- Luhuf; s.57.

[2]- Luhuf; s.57.

İmam Hüseyin (as)-1

İmam Hüseyin’in İnayeti

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)