• Nombre de visites :
  • 6677
  • 4/1/2009
  • Date :

Kış Ayı Hastalıkları

hasta

GRİP

 

        Belirtileri:

        Grip hastalığı, sıklıkla burunda kuruma, yanma, genizde yanma, kaşıntı hissi, burunda tıkanıklığın yanı sıra, önce beyaz, şeffaf daha sonra da giderek koyulaşan burun akıntısı ile kendini gösteriyor. Hafif olmak üzere ateş de görülüyor. Hastada genel vücut kırgınlığı oluyor. Ayrıca gribe yakalanan kişi ağır kilolar kaldırmış gibi eklem ve adalelerinde yorgunluk hissi, burundan ve genizden gelen akıntıya bağlı öksürük, balgam çıkarma hissi ve problem devam ederse baş ağrısı ile karşı karşıya kalıyor.

       Tedavisi:

        Gribin tedavisinde hekimler ısrarla “antibiyotik kullanmayın” önerisinde bulunuyor.

“Hastada çok yüksek ateşe eşlik eden, çok koyu ve kanlı burun akıntısı olursa, öksürük, balgam devam ederse antibiyotik gerekebilir. Onun dışında bol sıvı alarak akıntının yumuşatılması kolayca çıkarılmasının sağlanması, sigara içiliyorsa kesilmesi, gün içerisinde sıcak buharla genzi yumuşatmak, sebze ve meyve yiyerek, vitaminle vücuda takviye yapılması, çok aktif olan dönemlerde de vücudun dinlendirilmesi tedavinin esas parçasıdır.”

Özellikle alerjisi olanlarda, vücut direnci zayıf kişilerde hastalığın uzun sürüp tekrarlayabileceğini belirtiliyor. “Yaşlılarda ve akciğer hastalıklarında gribin ortaya çıkması, bu problemleri ağırlaştırabilir. Yakından takip edilmesi gerekiyor. Gribal enfeksiyonlarda esas vücudun direncinin yüksek tutulup koruma mekanizmasının geliştirilmesi gerekiyor” diyor.

GRİPTEN KORUNMAK İÇİN

      Gripten korunmak için öncelikle aşlıların, kronik hastalığı bulunanların ve çocukların aşılanması gerekiyor. Bunun yanında alınması gereken önlemler ise şöyle: Toplu çalışma ortamlarında havalandırma düzenli yapılmalı, sigara içilmesine izin verilmemeli, hasta kişiler erkenden uyarılarak ortamdan uzaklaştırılmalı ve tedavileri sağlanmalı.

NEZLE

      Nezle, virüslerin sebep olduğu ve acil tedavi gerektirmeyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle "rhinovirüsler" adı verilen bir virüs türü nezle yapmaktadır.

       Havadan solunarak alınan rhinovirüsler burun mukozasına tutunurlar. Bağışıklık sistemi devreye girerek virüsü vücuttan uzaklaştırmaya çalışır. Virüsleri atma çabasıyla burun akması, hapşırma ve ateş gibi tepkilere neden olur. Vücut virüsten kurtulunca bu reaksiyonlar sona erer.

      Toplumda grip ile nezle tabirleri eşanlamlıymış gibi kullanılmaktadır. Oysa bunlar farklı hastalıklardır. Nezle virüslerle meydana gelen bir hastalıktır ve hafif seyreder. Grip ise daha ani başlayan ve sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Salgınlar yapar ve yatağa düşürür. Nezle veya grip için hiçbir bir antibiyotiği kullanmaya gerek yoktur.

Nezle olunca hangi şikayetler olur: (Semptomlar)

Hapşırmalar nezlenin habercisi olabilir.

Erken dönemde boğazda kaşıntı hissi ve sık hapşırma

Burun tıkanıklığı, burun akması

Balgamsız öksürük. Bu öksürük özellikle geceleri artar.

Hafif ateş. İlk iki gün yüksektir.

İştahsızlık.

Hafif ishal.

Huzursuzluk.

Tedavisi nasıldır?

Bol sıvı gıda alınmalıdır.

Hastalığı yaymamak için başka kimselerden uzak durulmalıdır.

Aşırı giyinmekten kaçınılmalıdır.

Sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır.

Burun tıkanıklığını gidermek için burun açıcı spreyler (dekonjestanlar) kullanılır.

Ağrı ve ateş için ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır.

FARENJİT

     Kış aylarında en sık karşılaştığımız hastalıklar arasında yer alan “farenjit”, boğazın arka duvarının bazen mikrobik, bazen metabolik, bazen de çalışılan ortamın ısısına, tozuna bağlı olarak reaksiyon göstermesiyle ortaya çıkıyor.

       Belirtileri:

      Hastalık, kişilerde beslenme alışkanlığı ve sigaranın yanı sıra, midedeki asit problemlerine kadar değişik nedenlerden oluşabiliyor. Farenjit ortaya çıktığında, ses kısıklığı, boğazda kuruluk, yanma, ağrı, yutkunma zorluğu, toz ve yiyeceklere karşı hassasiyet gelişiyor. Hastalığın seyrinde belirli bir başka hastalık ortaya çıkmasa da, kişinin çalışma performansını ve iş gücünü azaltıp rahatsızlık vermesiyle biliniyor.

       Tedavisi:

      Hastalığın tedavisi yapılırken önce “boğaz kültürü” alınıyor. Bu kültür sayesinde hastalığın “mikrobik” olup olmadığı tespit ediliyor.

       Bu mikropların bulunup bulunmadığına göre hastalığın tedavisi ilaçla yapılıyor. “Hastalık eğer mikrobik değilse sıvıyla, mide problemleri varsa düzeltilmesiyle, sinüzite bağlı akıntı varsa bu akıntının tedavisiyle mümkün oluyor” diyor. Tedavide sigaranın kesilmesi çok önemli; alkol, çok acılı ve ekşili gıdaların tüketilmesi ise hastalığın iyileşmesini önlüyor.

LARENJİT

      Akut larenjit genellikle akut viral üst solunum yolu enfeksiyonlarına eşlik eder. Fizik muayenede larenksin mukoza yüzeylerinde yaygın hiperemi veya vaskülarizasyonda artış görülür. Nedenler, viral, bakteriyel, toksik veya mekanik olabilir.

       Semptomlar:

Hafif ateş, halsizlik

Ses kısıklığı

Öksürük

Larengoskopide kızarık, ödemli vokal kordlar

Tedavi:

Solunum havasının nemlendirilmesi

Bol hidrasyon ve mukolitik ajanlar

Öksürük kesiciler, ekspektoranlar

Ses istirahati

Bakteriyel kontaminasyon düşünülüyorsa sistemik antibiyotik (H.influenza, streptokok ve stafilokoklara etkili)

kış ayı hastalıkları 3

KRONİK LARENJİT

      Üç formu ayırt edilmektedir. Kronik kataral, kronik hiperplastik ve kronik atrofik larenjit.

      Nedenler: toksik-irritasyona bağlı, fiziksel irritasyona bağlı, kronik zorlu burun solunumu, kronik hatalı ses yüklenmesi, akut larenjitin yetersiz tedavisi, alkol kullanımı, allerjik mukoza reaksiyonları, hormonal değişiklikler.

SİNÜZİT

       Başımızın içindeki kemiklerin arasında bulunan “sinüs” boşluklarında enfeksiyon oluşması sonucunda “sinüzit” hastalığı ortaya çıkıyor. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında oluşan “sinüzit” hastalığı, alerjisi olan, tozlu ve asitli ortamlarda çalışan kişilerde daha fazla görülüyor. Bu arada nadiren de olsa doğumsal veya sonradan oluşmuş “travmalar”ın etkisiyle deformite gelişen kişilerde de ortaya çıkabiliyor.

        Belirtileri:

        Sinüzitte, sürekli baş ağrısı, mevsimsel değişikliklere bağlı olarak görülen iki kaşın arasında, yanaklarda ve alın bölgesinde şiddetli ağrı, burundan gelen şeffaf akıntı, soğuk havanın etkisiyle oluşan sızlama gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Bu arada yanaklardaki sinüzitlerin temelinde enfeksiyonların yattığını belirtiliyor, daha çok kış aylarında rastlanan sinüzitin yazın denize dalan kişilerde de görüldüğünü belirtiyor.

      Tedavisi:

      Öncelikle sinüslerin burna açılan bölgesindeki tıkanıklığı açmak gerekiyor. Tıkanıklığı giderici ilaçlar veriliyor. Bol sıvı alınıp sekresyon azaltılmalı. Hastalık ileri safhadaysa antibiyotik kullanılıyor. Daha ileri safhadaysa değişik cerrahi müdahaleler yapılıyor. Eğer akut safhadaysa antibiyotik, kronikse cerrahi müdahale uygulanıyor. Sinüzit tedavisi olan kişi yeniden sinüzit olabilir. Bu nedenle ameliyattan sonra da dikkat edilmesi gerekiyor.

ZATÜRRE

       Alt solunum yolu hastalıkları arasında en sık rastlanan hastalıkların arasında yer alan “zatürre” halk arasında “akciğer iltihabı” olarak tanımlıyor. Tıp dilinde “pnömoni” olarak adlandırılan “zatürre” hastalığında, akciğerlerde bulunan hava keseciklerinin iltihabi bir sıvıyla dolduğunu ve akciğerlerin oksijen alışverişi bozuluyor. Hastalık bakteriler, virüsler, mycoplazma, pnömosistis gibi mikroorganizmalar ile görülüyor.

       Belirtileri:

      Türlerine göre belirtileri değişiyor. Bakteriyel zatürrede ateş, titreme, öksürük, sarı yeşil renkte veya kanlı balgam, göğüs ağrısı ve terleme olabiliyor. Virütik zatürrede ateşin yanında başağrısı, kuru öksürük, kas ağrısı ve halsizlik gibi gribal enfeksiyon belirtileri görülebiliyor. Mycoplasma zatürresinde ise en yaygın şikayet öksürük.

        Tedavisi:

        Nedene, hastanın yaşına, altta başka kronik bir hastalık bulunup bulunmamasına göre “tedavi planı” yapılıyor. Genç ve sağlıklı erişkinlerde bakteriyel, mycoplasma ve ricketsia enfeksiyonlarında “antibiyotik” kullanımı tedavide başarı sağlıyor. Viral zarürrelerde iyileşme kendiliğinden olabiliyor.

       Zatürre hastasının ateşi düştükten sonra antibiyotik tedavisine doktorun önerdiği süre devam edilmesi gerekiyor;

       “Antibiyotiklerin yanı sıra ağrı ve ateş için parasetemol veya nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, balgam söktürücü ilaçlar, kanda oksijen düzeyi düşerse oksijen tedavisi veriliyor. Hastaların diyetine dikkat etmesi ve günde en az 8 bardak su içmesini öneriyoruz. Bu arada antibiyotik verdiğimiz halde hastanın ateşi 3 gün yüksek seyredebilir. Eğer 3’üncü günden sonra ateş hala yüksekse, doktora danışmak gerekir.”

       Zatürre aşısı ise özellikle kalp, akciğer, kan, böbrek ve diyabet hastaları, dalağı alınmış kişiler, 65 yaşın üzerindekiler ve bakımevi gibi yerlerde yaşayanlar gibi yüksek risk taşıyan kişilere yapılıyor.gebelere ve 2 yaşın altındakilere zatürre aşısının yapılması doğru değil.

      “Zatürrenin tedavisinde antibiyotiklerin yanı sıra ağrı ve ateş için parasetemol veya nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, balgam söktürücü ilaçlar, kanda oksijen düzeyi düşerse oksijen tedavisi veriliyor. Antibiyotik verdiğimiz halde hastanın ateşi 3 gün yüksek seyredebilir. Eğer 3. günden sonra ateş hala yüksekse, doktora danışmak gerekir.”

      “Üst solunum yolu enfeksiyonlarını, mevsime bağlı hastalıklar olarak tanımlıyoruz. Özellikle de mevsim geçişlerinde, gün içindeki ısı farklarının çok olduğu ilkbahar ve sonbaharda bu hastalıklar daha çok görülüyor. Kışın havalar soğuk olsa da stabil olduğundan önlem alınabiliyor, ancak mevsim geçişlerinde daha korunmasız oluyoruz.

kış ayı hastalıkları 2

ZATÜRRE TÜRLERİ

       Bakteriyel zatürre:

       Bakteriyel Zatürre her yaş grubunda görülüyor. Alkolikler, yeni ameliyat olmuş hastalar, kronik akciğer ve kalp hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde hastalığa yakalanma riski artıyor.

       Belirtileri:

      Ateş, titreme, öksürük, sarı veya yeşil renkte, kanlı balgam çıkarma, göğüs ağrısı ve terleme. Dakikadaki solunum sayısı ve nabız hızı artarken, ağır vakalarda kanda oksijen azalmasına bağlı olarak dudaklar, tırnaklar morarabilir, hastada bilinç bulanıklığı gelişebilir.

       Virütik zatürre

       Zatürrelerin yarısının “virüsler” yoluyla olduğu biliniyor. Özellikle de çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonuna, bazen de zatürreye neden olan birçok virüs saptanmış,virütik zatürrelerin çoğunun ciddi olmadığını ve “antibiyotik” kullanmadan kısa sürede iyileşebiliyor “İnfluenza virüsü ağır zatürreye yol açabilir. Kalp, akciğer hastalığı olanlarda, gebelerde ölüme dahi yol açabiliyor.”

         Belirtileri:

       Ateş, başağrısı, kuru öksürük, kas ağrısı ve halsizlik gibi gribal enfeksiyonlarda görülen belirtilerle ortaya çıkıyor. Bazen viral zatürreye bakteriyel zatürre de ekleniyor ve o zaman bakteriyel zatürreye ait belirtiler görülüyor.

         Mycoplasma zatürresi

         “Mycoplasma”lar, insanda hastalık nedeni olan ve serbest yaşayan canlılar olarak biliniyor. Hem bakteri, hem virüs özelliği taşıyorlar. Genellikle hafif şiddette ancak insandan insana kolaylıkla bulaşan ve bu nedenle salgınlar halinde seyreden bir zatürre etkeni olarak nitelendiriliyor. Tüm yaş gruplarında görülmekle birlikte, en sık çocuk ve genç erişkinlerde görülüyor. Tedavi edilmese de hastalıktaki ölüm oranı düşük seyrediyor.

        Belirtileri:

      Hastanın en yaygın şikayeti öksürük oluyor. Ayrıca ateş, titreme, bulantı, kusma, baş ve kas ağrısı, halsizlik görülebiliyor.

PAÇAVRA HASTALIĞI

       Sürekli değişen virüsler neden oluyor

      Grip sürekli değişen virüslerin neden olduğu bir hastalık. Soğuk algınlığı ile arasındaki temel farklılıklar ancak klinik ortamda ayırt edilebiliyor. Soğuk algınlığı daha çok burun akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi belirtilerle ortaya çıkan, yetişkinlerde ateşi hemen hemen hiçbir zaman yükseltmeyen bir tabloya sahip. Ama grip, halk arasındaki söyleniş biçimiyle paçavra hastalığı kişiye yoğun bir yorgunluk durumu ve halsizlik veriyor.

        Burun tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi soğuk algınlığı belirtilerine ilave olarak sürekli baş ağrısı gribin bir başka ayırt edici özelliği. Ayrıca etkin tedavi edilmediği takdirde hastalık ilerleyerek başka hastalıklara neden olur ve asıl öldürücü niteliği bu dönemde kazanır. Gribe yolaçan virüs influenza virüsüdür. Bunun A, B ve C tipleri olmak üzere üç tipi bulunmaktadır. İnfluenza A tipi virüsün neden olduğu grip çok büyük salgınlara yolaçar.

Soğuk Algınlığı

        SOĞUK ALGINLIĞINDA KLİNİK BELİRTİ VE BULGULAR NELERDİR?

        Hastalığın bünyeye yerleşme süresi 24 - 72 saat arasında değişir. İlk belirti kuru kaşıntılı boğaz ağrısıdır. Ateş normaldir veya hafif yükselebilir. Bebek ve küçük çocuklarda ateş daha yüksektir. En sık görülen belirtiler, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürüktür. Koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler gibi durumlara da sıkça rastlanır. Belirtiler ortalama 7 gün sürer. Vakaların dörtte birinde bu süreç 2 haftaya kadar uzayabilir.

       SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ

       Kapalı ve kalabalık yerlerde hastalık hızla yayılır. Dolayısıyla açık havada ve havalandırması iyi olan yerlerde bulunmak infeksiyon riskini azaltır.

      Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.

        SOĞUK ALGINLIĞINDA NASIL BİR TEDAVİ UYGULANIR?

       Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Burun tıkanıklığını giderici spreyler veya burun damlaları, öksürük giderici ilaçlar, baş ağrısını azaltmak için ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.

       Bu tedavilere ek olarak, ABD’de hastaların üçte biri, Avrupa’da % 40 - 70’i alternatif tedavi kullanmaktadır. Alternatif tedavi olarak sıklıkla esansiyel yağlardan oluşan mentol, içinde bir sülfür bileşiği olan ‘Ajoenc’in etkisinden yararlanmak için sarımsak, çinko ve yüksek dozlarda (günde 1 - 2 gram) C Vitamini alınarak antioksidan etkilerden yarar sağlayabilmektedir.

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)